Şile Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan, görevinden uzaklaştırılan Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı ve Haluk Levent’in kardeşi Berkant Acil’in de aralarında bulunduğu 53 sanığın yargılandığı davada 6’ncı duruşma görüldü.
Tutuksuz sanık Oğuz Kaçmaz savunmasında, “Neredeyse hiç desteğini görmediğimiz İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Özgür Kabadayı’ya teslimle yardım kartları gönderdi. Özgür Kabadayı’nın abisi Uğur Kabadayı bu dönemde gelen yardım kartlarından belli bir kısımları marketlerde bozdurarak ve ürünleri poşetler haline getirerek özellikle kendi akrabalarının yoğun olduğu bölgelerde bu kampanyayı yürüttü” dedi. Duruşma 4 Kasım’a ertelendi.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Şile Belediyesine yönelik ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve üye olma’, ‘Rüşvet’, ‘İrtikap’ ve ‘İhaleye fesat karıştırma’ suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan, görevinden uzaklaştırılan Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı ve Haluk Levent’in kardeşi Berkant Acil’in de aralarında bulunduğu 53 sanığın yargılandığı davanın 6’ncı duruşması Anadolu 27’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nce adliyenin konferans salonunda saat 10.30’da başladı. Duruşmada, görevinden uzaklaştırılan Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı ve Haluk Levent’in kardeşi Berkant Acil’in de aralarında bulunduğu 12 tutuklu sanık salonda hazır bulundu. Bazı tutuksuz sanıklar ile sanık avukatları da duruşmaya katıldı.
‘YARDIM KARTLARIYLA KABADAYI’NIN ÇOCUKLARINA KIRTASİYE MALZEMESİ ALDIK’
Tutuksuz sanık Oğuz Kaçmaz savunmasında, “İmar’dan sorumlu belediye başkan yardımcısı Y.Ç. bir kere yardım kartı getirdi. Bu arada onun getirdiği yardım kartı güçlü bir yardım kartıydı. 1 milyon TL’lik yardım kartı getirdi. Sosyal hizmetler tarafından kartların dağıtıldığını biliyorum. Okulların açılmasına çok yakın bir süreçte Özgür Kabadayı beni arayarak, Çekmeköy’de bulunan alışveriş merkezine çağırdı. ‘Çocuklara kırtasiye malzemesi alacağım’ diye belirtti. Markete girdik. Okullar açılıyor, köylerdeki çocuklara yardım kampanyası götüreceğiz, yani bunun sevinciyle gidiyorum. Baktım, Özgür Kabadayı, eşi Gülay Hanımla birer ikişer alıyor. Biz çıkarken market kartlarıyla ödedik. Bir utancımı dile getirmek istiyorum. Özgür Kabadayı’nın ve Gülay Kabadayı’nın çocuklarının okul kırtasiye malzemelerini market kartlarıyla ödedik. Sen çocuklara yardım götürmek yerine bu kartları kendi için harcıyorsun. Bu da burada suç işlendiğini gösterir” dedi.
‘YARDIM KARTLARINI MARKETLERDE BOZDURDULAR’
Oğuz Kaçmaz, “Seçim kampanyasına 1 ay kalmış. Neredeyse hiç desteğini görmediğimiz İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Özgür Kabadayı’ya teslimle yardım kartları gönderdi. Adedini bilmiyorum. Bu kartlar toplum içerisinde mahalle temsilcilerine dağıtıldı. Bu arada bir kalabalık içerisinde dağıtıldı, gizlenerek, saklanarak dağıtılan bir şeyden bahsetmiyorum. Özgür Kabadayı’nın abisi Uğur Kabadayı bu dönemde gelen yardım kartlarından belli bir kısımları marketlerde bozdurarak ve ürünleri poşetler haline getirerek özellikle kendi akrabalarının yoğun olduğu bölgelerde bu kampanyayı yürüttü. Ekonomik kriz o gün de dar boğazdaydı. Bu arada evet koordinasyonun sorumlusu bendim ama her şeyden sorumlu ben değilim, her şeye müdahale etmek gibi bir şansım yoktu. Seçim kazanıldıktan sonra Özgür Kabadayı rahatsızlık geçirdi. Uzun süre, yaklaşık 2 hafta hastanede yattı. Hastalığı da bir türlü atlatamadı. Bir gün Özgür Kabadayı beni aradı, kendi evine davet etti. Kendisini ziyarete gittim, o da bana kesinlikle orada özel kalemimin olmasını istiyorum dedi. Ben de zaten bu teklifi bekliyordum, yalan da söylemeyeyim, dünden razıydım, memur olma hırsına gittim oraya” dedi.
‘ÖRGÜTÜN İLK AYAĞININ KURULDUĞU TOPLANTI’
Kaçmaz, “Seçim çalışması bitti, kazandık, her şey tamamlandı. Örgüt var mıdır, yok mudur sorusuna ben buna direkt örnek vererek devam etmek istiyorum. Özgür Kabadayı beni Çağlar Ersoy’un evine davet etti. Bu eve girdim, Çağlar Ersoy’un evinde çay kahve içiliyor. Ben de burada aslında başlangıçta bir çay sohbeti oldu diye düşünmüştüm ama meğer görev dağılımı yapılacak bir masaymış. Orada bana dediler ki: ‘Al kalemi kağıdı eline, sana güveniyoruz. Burada konuşulanlar burada kalır’ imalarıyla bana ufaktan aba altından sopa gösteriyorlar. Burada bir tane siyasi başkan yardımcısı seçilecekmiş. Özgür Kabadayı da bunu sonradan öğrenmiş. Berna Avcı yazıldı listenin başına. Berna Avcı belediye başkan yardımcısı. Ardından da döndüler dediler ki: ‘Mercan Köşk’ün başına kim yazılacak?’ Çağlar Ersoy’un geçmesine Özgür Kabadayı bizzat karar vermiştir. Özgür Kabadayı’nın, ‘Benim özel kalemim Oğuz Kaçmaz’dır. Ben Oğuz’a bir söz verdim ve görevi birlikte başlayacağız’ dedi. Burada dediğim gibi bu yapılan toplantı aslında örgütün ilk ayağının kurulduğu yerdir. Örgüt vardır ama bu birinci ayağıdır. Ne hikmetse bu masada oturan herkes Şileli. Ya herkes çocukluk arkadaşı ya da herkesin birbiriyle bağlantısı var. Berna Avcı mali hizmetler ve muhasebeden sorumlu, Mercan Köşk A.Ş. de para akışı var. Nakit para geliyor. Her gün lokantalardan, otoparklardan her yerden para geliyor. Daha sonrasında bu masada konuşulan son isim Furkan Yapıcı. Özgür Kabadayı şunu özellikle iletmişti: ‘Benim arabada güvenilir bir insana ihtiyacım var. Furkan da burada emeği var, Şileli zaten kendisi.’ ‘Tamam, getirelim, onu da arabaya koyalım, o da bu göreve devam etsin.’ Örgüt burada kuruldu. Ben buradaki insanların emeğini koruyamadım. Aslında benim ilk gün o masadan kalkmam gerekiyordu ama kalkamadım. Niye? Ben de memur olacaktım. Ben özel kalem asistanıyım. Siyasi çalışma sonucunda Özgür Kabadayı’nın talimatıyla görevlendirildim” diye konuştu.
‘BELEDİYEDE BİR YAPILANMA YOKTU’
Tutuklu sanık Belediye Başkan Yardımcısı Berna Avcı, “Özgür Kabadayı belediyede çalışır mısın diye beni aradı. Ben ilk kabul etmedim sonra çevremin teşvikiyle kabul ettim. Başkan yardımcılığı teklifini getirdi. birlikte çalışmaya başladık. Belediyede, zabıta, kültür, mali işler ve destek hizmetleri ihale birimleri bana bağlıydı. Başkan Bey zamanla bunları diğer yardımcılara dağıttı. Beton santrali taşınması konusu hep gündemdeydi. İki tane taşınabileceği yer vardı. Taşınması yapılamadı. İmar müdürlüğü bana bağlı değildi. Santralin taşınmasıyla ilgili haberler yayınlansın yayınlanmasın ya da başka haberlerle ilgili Ferhat Tomurcuk’a bilgim ve söylemim olmadı. Doğum günümde başkan beni odasına çağırdı. Odasında hediye verdi. Kutuda bir telefon vardı. Bu pahada fazla olan hediyeyi alamayacağımı söyledim. Oğuz Kaçmaz’da odadaydı. Başkan, özveriyle çalıştığımı hediyeyi sadece kendisi değil ekip halinde aldıklarını söyledi. Bende teşekkür ederim dedim. Açık bir hediyenin kaynağını sorgulamak aklıma gelmedi. Belediye başkanı yardımcısı olmam nedeniyle birçok toplantıda bulundum. Bir suça tanık olmam gibi bir durum yok. Festival konusuyla ilgili, festival her yıl yapılan bir festivaldi. Benim festival yapan şirketle karşılaşmam aylar sonra ödemeler yapılmadığı için başkandan randevu istemeleriyle oldu. Onlardan Berkant Acil ve birkaç kişi gelmişti. Bizde ben, başkan ve birkaç kişi vardı. Ben beş tane telefon istendi konusuyla ilgili bir şey bilmiyorum. İlk kez orada duydum. Benim bunun dışında bir görüşmem olmadı. Belediyede bir yapılanma yoktu. Hukuken olması gerekenin dışında bir şey yoktu. Bir yapılanma yoktu” dedi.
DURUŞMA ERTELENDİ
Duruşma, diğer sanıkların savunmalarının alınması için 4 Kasım saat 10.00’da görülmeye devam edecek.












