Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilere yönelik son gelişmeleri değerlendirerek iki ülke arasındaki kardeşlik ve stratejik ortaklığın önemine dikkat çekti.
Prof. Dr. Ümit Özdağ, “Son dönemde Türkiye ile Azerbaycan arasına sokulmaya çalışılan nifak hakkında, bu gerginliğe neden olan ilk işaretler belirdiği andan itibaren, yaklaşık bir aydır kamuoyunu bu konuda bilgilendiriyor, uyarıyor ve atılması gereken adımlar hakkında yalnızca bir uluslararası ilişkiler hocası ya da Zafer Partisi Genel Başkanı olarak değil, aynı zamanda bir Türk dünyası sevdalısı olarak değerlendirmelerimi sizlerle paylaşıyorum.
Eğer uyarılarım zamanında dikkate alınmış ve gereken adımlar atılmış olsaydı, durumun bu noktaya gelmesinin önüne geçilebilirdi ve Azerbaycan Devlet Başkanı olmadan bir Türk Dünyası Zirvesi yapılmak durumuna düşülmezdi. Ancak yapılan yanlışların düzeltilmesi için hala geç değildir.
Azerbaycan’daki coşkulu 29 Ekim kutlamaları ve Azerbaycan Devlet Başkanı’nın Cumhuriyet Bayramı kutlama mesajında Türkiye-Azerbaycan stratejik ortaklığına yaptığı güçlü vurgu, Azerbaycan yönetiminin Türkiye’ye tepkili olmadığını ve diyaloga açık olduğunu göstermektedir.
Yine Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’nde Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov’a gösterilen yakın ilgi ve verilen sıcak mesajlar da yerinde olmuştur. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türk dünyası aile fotoğrafında ayrılığa yer olmaz. Ezelden ebede kardeşiz.” sözü doğru ve anlamlı bir mesajdır.
Zaten Türkiye ile Azerbaycan arasında kalıcı bir sorun olması da düşünülemez. Konjonktürel bazı konular, yanlış anlamalar ya da fanatikler tarafından yapılan açıklamaların mumu yatsıya kadar yanar. Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde eninde sonunda sağduyu ve kardeşlik kazanır.
Ancak bunun olması için elbette hiçbirimizin unutmaması ve ders alması gereken bazı önemli konular var.
Birincisi, Azerbaycan’ın kardeş bir ülke olduğu kadar bağımsız bir devlet olduğu da idrak edilmelidir. Azerbaycan kendi içişlerini kendi uygun gördüğü şekilde tanzim eder. Dış ilişkilerinde de kendi çıkarları doğrultusunda istediği devletle işbirliği yapmak en doğal hakkıdır. Biz Azerbaycan’ın değerini üçüncü bir ülkeyle ilişkisine göre belirlemeyiz. Tam tersine üçüncü ülkelerin değerini Azerbaycan’la ilişkilerine göre belirleriz.
İkincisi, Karabağ zaferi, Azerbaycan’ın halkının ve ordusunun zaferidir. Karabağ savaşını baştan sona yakından takip etmiş biri olarak ifade etmek isterim ki, Azerbaycan askerinin bu savaştaki cesaret ve kahramanlığı, yakın dönem dünya harp tarihine damga vuracak cinstendir. Hele hele sarp dağlarla çevrili Şuşa’nın kurtarılması, filmlere konu olması gereken destansı bir kahramanlık hikayesidir.
Ak Parti iktidarı, 24 yıllık iktidarının en doğru kararlarından birini vererek Karabağ savaşında Azerbaycan’a güçlü bir destek vermiştir. Bundan bugüne kadar hep övgüyle bahsettim. Aslında bu hem milli hem siyasi bakımdan zaten olması gereken tutumdu. Dolayısıyla, bu zaferde bir payımız varsa bu bizim için ancak gurur vesilesidir. Nitekim Azerbaycan halkı ve yönetimi de zaferin gururunu bizimle cömertçe paylaşmıştır.
Zafer kutlamalarında Azerbaycan bayrağı kadar Türk bayrağı da taşınmıştır. Zafer sonrasında Azerbaycan, 10 Kasım olması gereken Zafer Bayramı gününü, ‘Atatürk’ün vefat yıldönümünde bayram yapılmaz’ diyerek 8 Kasım’a almış, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da baş köşede şeref konuğu olarak ağırlamıştır.
Bütün bunlar, Azerbaycan halkı ve yönetiminin zaferin kazanılmasındaki desteğimize ne kadar müteşekkir olduğunun göstergesidir. Bundan fazlasını istemek doğru da değildir, hakkaniyetli de değildir.
Üçüncüsü, hem Azerbaycan’la hem diğer Türk cumhuriyetleriyle ilgili değerlendirmelerimizin değişmesi gerektiğidir. Türkiye’de bu konudaki değerlendirmeler maalesef genellikle kardeşlik ve hamaset edebiyatı düzeyinde kalmaktadır.
Azerbaycan’ın ve diğer Türk cumhuriyetlerinin tarihini, siyasi düzenlerini, toplumsal yapılarını ve jeopolitik konum ve ihtiyaçlarını bilmeden ve dikkate almadan yapılan hamasi değerlendirmeler bizi gerçeklerden uzaklaştırabilmektedir. Her bir Türk cumhuriyetinin jeopolitik gerçekliği bizimkinden farklıdır. Dost-düşman algıları, tehdit algıları ve iş birliği ihtiyaçları birbirinden farklıdır. Bunların hiçbirine “sen neden bu ülkeyle iş birliği yapıyorsun ya da yapmıyorsun” deme hakkına sahip değiliz.
Dördüncüsü, Azerbaycan da dahil olmak üzere Türk cumhuriyetlerinin tamamı; bağımsızlık, egemenlik ve milli onurlarına bizim kadar düşkündür. Çünkü onlar da Türk’tür. Bu nedenle Türk cumhuriyetlerine bakışımıza, sevgi ve kardeşlik duygularının yanında, saygı ve anlayış duygularını da eklemeliyiz. Aynı zamanda dış politikanın yalnızca duygu temelinde değil, rasyonalite ve karşılıklı çıkarlar temelinde yönetilmesi gerektiğini de idrak etmeliyiz.
Beşincisi, Azerbaycan ve Türkiye, yalnızca aynı soydan gelen iki ülke değildir. Aynı zamanda jeopolitik olarak birbirlerini tamamlayan, uzun vadeli çıkarları müşterek olan iki devlettir. Bu nedenle, Azerbaycan’la ilişkilerimizin bozulmasına çalışanlar, Türkiye’nin de jeopolitik olarak zayıflamasına çalışıyor demektir.
Azerbaycan hakkında olumsuz düşünen birinin Türkiye hakkında olumlu düşünmesi mümkün değildir. Sosyal medyada Azerbaycan aleyhinde konuşup yazanların hesaplarına girip paylaşımlarına bakınız. Bu şahısların Türkiye hakkında, Cumhuriyet hakkında, Atatürk hakkında bir tane olumlu paylaşımları yoktur.
Değerli yurttaşlarım,
Azerbaycan’la aramıza sokulmak istenen nifakın sona erdirilmesi mümkündür ve hatta hiç de zor değildir. Bunun için Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Aliyev tarafından atılacak birkaç adım yeterli olacaktır. Öncelikle iki kardeş ülke arasında nifak saçan kişi ve sosyal medya hesaplarına karşı hukukun sağladığı yaptırımlar uygulanmalıdır. Her iki ülke yönetiminden ve parlamentolarından kardeşliğimizi ve stratejik ortaklık ilişkilerimizi vurgulayan sıcak mesajların verilmesi aradaki kırgınlığın giderilmesine katkıda bulunacaktır.
Ve son olarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 8 Kasım’da Bakü’de yapılacak Zafer Bayramı törenleri için Azerbaycan’a giderek, Azerbaycan’a desteğimizi ve stratejik müttefikliğimize bağlılığımızı vurgulamasında büyük yarar vardır. ‘Azerbaycan’ın dünyadaki tek gerçek ailesi Türk dünyasıdır’ diyen Cumhurbaşkanı Aliyev’in, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Zafer Bayramı törenlerine davet edeceğine inanıyorum.
Şunu aklınızdan çıkarmayın değerli vatandaşlarım; bir insanın Azerbaycan’a, KKTC’ye ve Türk cumhuriyetlerine bakışı bir turnusoldür. Bunlar hakkında kötü konuşan, Türkiye’nin ve Türk milletinin dostu olamaz. Azerbaycan bizim can kardeşimizdir, ebediyen de öyle kalacaktır.”












