Başlıkta da belirttiğim gibi gerçekten nereden başlayacağımı bilemiyorum. Bu yüzden doğaçlama gideceğim. İnsanları tanıdıkça kendi kabuğuma çekilmeyi daha çok sevmeye başladım. Anladım ki böylesi daha huzurluymuş.
Az , çokmuş; bunu da çok iyi anladım. İyi oldukça daha çok kullanılıyormuş insan. Bunu da tecrübe ile tasdikledim.
Bahaneleri hep banaymış, hayal kırıklığına uğrayınca öğrendim. Bazı durumlarda naif olmak bile problemmiş bunu da şaşırarak deneyimledim. Oysa naif olmak ne güzel şeydir; inceliktir, zarafettir. Ama ben iş hayatımda hiç naif olmadım.
Dedim ya insanoğlu neye inanmak isterse ona inanır. Öyle bir inanır ki; sana ne fırsat verir ne süre. Böyle kişilere kendini anlatman faydasız olduğu icin susar, sessizce çeker gidersin.
Ah insanoğlu, ah! Ne kolay sanıyorsunuz insan kandırmayı, insan kırmayı. Gözünün içine baka baka yalan söylemeyi! İnsan kandırmak kolaydır belki size göre. Bir vaatle, bir maskeyle dilediğiniz hikayeyi anlatabilirsiniz. Ama o maske düştüğünde ağzınızla kuş tutsanız da artık bir değeriniz kalmaz.
İyilik ile aptallık arasında ince biz çizgi vardır, unutuyorsunuz. Biz iyi olduk ama aptal olmadık. Zaman verdik, o öyle değildir bu böyle değildir dedik. İyi niyetimizi bozmadık, inanmayı seçtik.
Sevgili sevgisiz dostlar!
İyi niyetimin son kullanma tarihi bitti. Bundan sonra nasıl istersem öyle. Keyif benim, hayat benim.
Siz, siz olun aman ha çok fedakâr, çok iyi olmayın. Herkese kucak açmayın. Bırakın kötü desinler, değişti desinler. Aman ne derse desinler. Boş verin. Bu hayat sizin. Keyfinizin kahyası da sizsiniz.












