Böyle bir icat, böyle bir mühendislik akıl tutulması olamaz gardaşım!
Hangi akla hizmet, hangi kafayla o sensörlü lambayı getirdiniz de tuvaletlerin tavanına çaktınız? Bak şimdi, insan evladı oraya niye girer? Azıcık huzur bulmaya, dünya kelamından, hayatın stresinden uzaklaşıp içini dökmeye… Sen kalkıyorsun, adam tam konsantre olmuş, dünyayla bağını koparmışken 20’nci saniyede “ÇAT!” diye ışığı kapatıyorsun.
La arkadaş, zifiri karanlıkta kalıyoruz içeride! Ne yapacak bu millet? Kolunu sallasan sensör görmüyor, çünkü arada kabinin tavanı var, duvarı var. Mecbur oturduğun yerden ritim tutmaya başlıyorsun. Dışarıdan birisi dinlese sanır ki adam içeride misket oynuyor, saz ekibiyle Ankara havası döktürüyor!
Işık yansın diye girilen hallere bak: Önce hafifçe sağ kalça kaldırılır, sensörün görüş açısına girmek için gövde öne yatırılır. Olmadı mı? Bu sefer kollar havaya kalkar, sanki stadyumda tribüne üçlü çektiriyor gibi tavan sallanır. O da mı yemedi? Mecbur oturduğun yerde sağa sola sallanacaksın.
İşin en acı ve komik tarafı ne biliyor musunuz? Tam o sırada asıl yapman gereken eylemi unutuyorsun! Beyin hemen savunma mekanizmasını çalıştırıyor: “Oğlum ışık söndü, göz gözü görmüyor, önce can güvenliği, harekete geç!” derken vücut otomatikman refleks geliştiriyor. O huzur anı bir anda Formula 1 pit-stop’una dönüyor. İnsan sıçmayı bırakıyor, hayatta kalma ve ışığı açık tutma mücadelesine giriyor. Hani derler ya “aklım başımdan gitti” diye, heh işte aklınla beraber bütün biyolojik ihtiyaç da geri kaçıyor!
Bunu tasarlayan mimar, bunu oraya takan usta hiç mi düşünmedi la? Hiç mi demedi “Ya bu insan evladı burada iki dakika sabit durabilir, hekel gibi kalabilir” diye? Zamanlayıcıyı 10 saniyeye ayarlamışlar, sanarsın içeride ışık hızında işlem yapıp çıkacağız.
Buradan yetkililere, o sensörleri koyan zihniyete sesleniyorum: Ya şunun süresini adam akıllı 5-10 dakika yapın ya da kabinlerin içine birer tane “Işığa Hayat Ver” butonu koyun! Yoksa yakın zamanda Angara’daki bütün tuvaletlerden kol bastı ve misket sesleri yükselmeye devam edecek. Biz orada huzur arıyoruz gardaşım, disko ışıkları altında dans antrenmanı yapmak istemiyoruz!












