DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Sudan, TÜRKŞEKER tarafından 2026-2027 üretim yılı için ton başına 3.720 TL olarak açıklanan şeker pancarı alım fiyatının üreticinin güncel maliyetleri ışığında yeniden değerlendirilmesini istedi.
Fiyatın bir önceki döneme göre yaklaşık yüzde 20 arttığını, buna karşılık tarımsal girdi fiyatlarındaki yıllık artışın yüzde 30,28 olduğunu hatırlatan Sudan, üreticinin gerçek maliyetinin kamuoyuna açık, denetlenebilir ve bölgesel farklılıkları dikkate alan bir yöntemle ortaya konulması çağrısında bulundu.
Sudan, açıklamasına açıklanan fiyat ile girdi maliyetleri arasındaki farkı ortaya koyarak başladı: “Şeker pancarı üreticilerimizin aylardır beklediği 2026-2027 üretim yılı alım fiyatı açıklandı. TÜRKŞEKER tarafından, kota tamamlama primi dahil ton başına 3.720 TL olarak belirlenen alım fiyatının üreticilerimizin maliyetleri karşısında yetersiz kaldığı yönündeki itirazlar, ülkemizin tarım politikası açısından ciddiyetle ele alınmalıdır. Çünkü mesele yalnızca bir fiyat rakamından ibaret değildir. Geçtiğimiz üretim döneminde pancarın kota tamamlama primi dahil alım fiyatı 3.100 TL olarak uygulanmıştı. Yeni açıklanan 3.720 TL’lik fiyat, bir önceki döneme göre yaklaşık yüzde 20’lik bir artış anlamına geliyor. Buna karşılık TÜİK’in 19 Ekim 2026 tarihinde açıkladığı son verilere göre Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi yıllık bazda yüzde 30,28 artmış durumda. Bu iki veri dahi üreticinin karşı karşıya olduğu maliyet baskısının neden tartışılması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.”
“Açıklanan fiyat belirlenirken üreticinin gerçek maliyetleri hangi yöntemle hesaplanmıştır?”
Fiyatlamanın mevzuatta öngörülen ölçütlere dayanması gerektiğini belirten DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Sudan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Üstelik bu değerlendirme yalnızca ekonomik bir tercih meselesi de değildir. Şeker ve Hammaddeleri Yönetmeliği’nin 11. maddesi, şeker pancarı fiyatlarının belirlenmesinde yıllık enflasyon oranı ile birlikte üretici maliyetlerindeki artışın, dünya pancar fiyatlarının ve alternatif ürün paritesinin dikkate alınmasını açıkça öngörmektedir. Dolayısıyla bugün sorulması gereken soru şudur: Açıklanan 3.720 TL’lik fiyat belirlenirken, üreticinin 2026 yılı gerçek üretim maliyetleri hangi yöntemle hesaplanmış ve bu maliyet artışları fiyatlamaya ne ölçüde yansıtılmıştır?”
“Çiftçinin maliyeti yalnızca tohumdan ibaret değildir”
Üretim maliyetini oluşturan kalemleri sıralayan Sudan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Çünkü çiftçinin maliyeti yalnızca tohumdan ibaret değildir. Mazot, gübre, elektrik, sulama, zirai ilaç, işçilik, tarla hazırlığı, çapalama, hasat, yükleme ve nakliye gibi çok sayıda kalem pancar üreticisinin üretim maliyetini doğrudan etkiliyor. Bu nedenle pancar üreticisinin ‘bu fiyat maliyetlerimizi karşılamıyor’ şeklindeki itirazı, yalnızca bir beklenti olarak görülmemeli; şeffaf ve somut bir maliyet hesabıyla değerlendirilmelidir.”
“Üreticinin gerçek maliyeti denetlenebilir bir yöntemle ortaya konulmalıdır”
Taleplerinin yalnızca daha yüksek bir rakam olmadığını vurgulayan Sudan, şunları söyledi: “Burada özellikle altını çizmek istediğimiz husus şudur: Biz üreticinin talebinin yalnızca daha yüksek bir rakam açıklanmasından ibaret olmadığını düşünüyoruz. Üreticinin gerçek maliyetinin kamuoyuna açık, denetlenebilir ve bölgesel farklılıkları dikkate alan bir yöntemle ortaya konulmasını istiyoruz. Çünkü aynı ürün için farklı bölgelerde; sulama imkânı, verimlilik, arazi yapısı, işçilik, enerji, nakliye ve girdi maliyetleri değişebilmektedir. Bu nedenle pancar üreticisinin ekonomik sürdürülebilirliği yalnızca nominal alım fiyatına bakılarak değerlendirilemez.”
“Şeker pancarı yalnızca çiftçinin tarlasındaki bir ürün değildir”
Ürünün stratejik niteliğine dikkat çeken DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Sudan, “Şeker pancarı aynı zamanda yalnızca çiftçinin tarlasındaki bir ürün değildir. Tarladan fabrikaya, hayvancılıktan istihdama kadar geniş bir ekonomik zincirin parçasıdır. Tarım ve Orman Bakanlığı da şeker pancarı üretimini ülkemizin stratejik üretim gücü bakımından önemli bir alan olarak tanımlamaktadır. Stratejik ürünlerde hedef yalnızca bugünkü üretimi sürdürmek değil, gelecek yıllarda da üreticinin üretim yapabilecek ekonomik güce sahip olmasını sağlamaktır” dedi.
“Şeker pancarı alım fiyatı yeniden değerlendirilmelidir”
Sudan, yeniden değerlendirmede esas alınması gereken ölçütleri altı başlıkta sıraladı:
• güncel üretim maliyetleri,
• bölgesel verim ve üretim koşulları,
• tarımsal girdi fiyatlarındaki artış,
• mazot, gübre, elektrik ve sulama maliyetleri,
• hasat ve nakliye giderleri,
• alternatif ürün getirileri.
“Tarlada üretim devam edecekse, üreticinin de ayakta kalması gerekir”
Açıklamasını hükümete yönelik çağrıyla tamamlayan Sudan, şu ifadeleri kullandı: “Üreticinin maliyetinin altında kalan bir üretim modeli sürdürülebilir değildir. Çiftçiye ‘üret’ demek tek başına yeterli değildir. Çiftçinin ürettiği ürünün karşılığını alabileceği, emeğinin ekonomik olarak sürdürülebilir olduğu bir fiyat ve destekleme mekanizması oluşturmak zorundayız. Şeker pancarında üreticinin bugün yaşadığı sorun, yarının şeker arz güvenliği meselesidir. Üreticiyi korumak yalnızca çiftçiyi değil; yerli üretimi, tarımsal istihdamı, kırsal ekonomiyi ve ülkemizin gıda arz güvenliğini korumaktır. Bu nedenle hükümeti ve ilgili kurumları, açıklanan 3.720 TL’lik alım fiyatını üreticinin güncel maliyetleri ışığında yeniden değerlendirmeye ve maliyet hesabını kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşmaya davet ediyoruz. Çiftçinin alın teri, yalnızca bir maliyet kalemi değildir. Tarlada üretim devam edecekse, üreticinin de ayakta kalması gerekir.”











