20 Ekim Dünya Osteoporoz Günü kapsamında kemik sağlığının önemi bir kez daha gündeme geldi.
Halk arasında kemik erimesi olarak bilinen osteoporoz, uzun yıllar belirti vermeden ilerleyebiliyor ve çoğu zaman ilk kırık meydana geldiğinde fark ediliyor. Özellikle menopoz sonrası kadınlar, ileri yaştaki bireyler ve D vitamini eksikliği bulunan kişiler risk altında. Peki, kemik erimesinin belirtileri neler, kimler kemik yoğunluğu ölçümü yaptırmalı ve osteoporozdan korunmak için nasıl beslenmek gerekiyor? İşte Türkiye’deki sağlık kuruluşlarının önerileriyle kemik erimesi hakkında bilinmesi gerekenler.
Her yıl 20 Ekim’de dünya genelinde kutlanan Dünya Osteoporoz Günü, kemik erimesine karşı toplumda farkındalık oluşturmayı ve erken tanının önemine dikkat çekmeyi amaçlıyor. Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen hastalık, özellikle 50 yaşından sonra ortaya çıkan kırıkların önemli nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.
Türkiye’de de Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşları, kemik sağlığının korunması için yeterli kalsiyum ve D vitamini alımının, düzenli fiziksel aktivitenin ve risk grubundaki bireylerin sağlık kontrollerini ihmal etmemesinin önemini vurguluyor.
Uluslararası Osteoporoz Vakfının (IOF) verilerine göre dünya genelinde 50 yaş üzerindeki yaklaşık her üç kadından biri ve her beş erkekten biri yaşamının geri kalan döneminde osteoporoza bağlı kırık yaşayabiliyor. Bu oranlar Türkiye’ye özgü değil, küresel yaşam boyu risk tahminlerini yansıtıyor.
Osteoporoz nedir? Kemik erimesi neden ortaya çıkar?
Osteoporoz, kemik mineral yoğunluğunun azalması ve kemik dokusunun yapısının bozulması sonucu kemiklerin daha kırılgan hâle gelmesiyle ortaya çıkan bir iskelet sistemi hastalığıdır.
Sağlıklı kemikler yaşam boyunca sürekli yenilenir. Ancak yaş ilerledikçe kemik yıkımı ile yeni kemik oluşumu arasındaki denge değişebilir. Kemik kaybının artması sonucunda kemikler dayanıklılığını yitirir ve kırılma riski yükselir.
Özellikle kalça, omurga ve el bileği kemikleri osteoporoza bağlı kırıkların sık görüldüğü bölgeler arasında bulunuyor.
Hastalığın en önemli özelliklerinden biri, kemik yoğunluğundaki azalmanın çoğunlukla ağrıya neden olmaması. Bu nedenle kişi günlük yaşamına normal şekilde devam ederken kemikleri giderek zayıflayabiliyor.
Kemik erimesinin fark edilmeyen belirtileri neler?
Kemik erimesi çoğu zaman belirgin bir şikâyete yol açmadan ilerliyor. Hastalık genellikle düşük şiddetli bir düşme, çarpma veya günlük hareket sırasında oluşan kırıkla fark ediliyor.
Bununla birlikte bazı fiziksel değişiklikler osteoporoza bağlı omurga kırıklarının habercisi olabiliyor.
Özellikle şu belirtilerin dikkate alınması gerekiyor:
- Zaman içerisinde boyda belirgin kısalma
- Daha önce bulunmayan kamburluk veya sırtın öne doğru eğilmesi
- Aniden başlayan ya da devam eden sırt ve bel ağrısı
- Hafif bir düşme veya küçük bir darbeyle kemik kırılması
- Omurga kırıklarına bağlı duruş bozuklukları
Uluslararası Osteoporoz Vakfı, özellikle 4 santimetre veya daha fazla boy kaybının ve belirgin sırt eğriliğinin omurga kırıkları açısından değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Ancak bu bulgular tek başına osteoporoz tanısı anlamına gelmiyor. Kesin değerlendirme için hekim muayenesi ve gerekli tetkikler gerekiyor.
Kadınlar neden daha fazla risk altında?
Osteoporoz hem kadınlarda hem erkeklerde görülebilmesine rağmen menopoz sonrası kadınlarda daha sık ortaya çıkıyor.
Bunun başlıca nedenlerinden biri menopoz döneminde östrojen hormonunun azalması. Östrojen, kemik dokusunun korunmasında önemli rol oynuyor. Hormon seviyelerindeki düşüş, kemik kaybını hızlandırabiliyor.
Özellikle erken menopoza giren kadınlarda risk daha yüksek olabiliyor. Bunun yanı sıra ailede osteoporoz öyküsü bulunması, düşük vücut ağırlığı ve hareketsiz yaşam da riskin artmasına katkıda bulunuyor.
Uzman kuruluşlar, yalnızca kadınların değil, ileri yaştaki erkeklerin de kemik sağlığını önemsemesi gerektiğini belirtiyor.
Erkeklerde yaşlanmaya bağlı hormonal değişiklikler, bazı kronik hastalıklar ve uzun süreli ilaç kullanımı osteoporoz gelişiminde etkili olabiliyor.
Kemik erimesi riskini artıran 10 önemli faktör
Osteoporozun ortaya çıkmasında yaş, genetik özellikler, beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzı önemli rol oynuyor.
Türkiye’deki sağlık kuruluşlarının yayımladığı bilgilere ve Uluslararası Osteoporoz Vakfının değerlendirmelerine göre risk faktörleri arasında şunlar yer alıyor:
- İleri yaş
- Menopoz ve erken menopoz
- Ailede osteoporoz veya kalça kırığı öyküsü
- Yetersiz kalsiyum tüketimi
- D vitamini eksikliği
- Hareketsiz yaşam
- Sigara kullanımı
- Aşırı alkol tüketimi
- Düşük vücut ağırlığı ve yetersiz beslenme
- Uzun süreli kortizon kullanımı ve bazı kronik hastalıklar
Özellikle romatizmal hastalıklar, bazı hormonal bozukluklar ve bağırsaklardan besin emilimini etkileyen rahatsızlıklar kemik sağlığını olumsuz etkileyebiliyor.
Risk faktörlerinden bir veya birkaçının bulunması kişinin mutlaka osteoporoz hastası olduğu anlamına gelmiyor. Ancak bu durumlarda sağlık kontrolünün ihmal edilmemesi öneriliyor.
Türkiye’de kimler kemik yoğunluğu ölçümü yaptırmalı?
Kemik erimesinin erken dönemde belirlenmesinde kullanılan en önemli yöntemlerden biri kemik mineral yoğunluğu ölçümü olarak bilinen DXA (DEXA) testi.
Bu test, özellikle kalça ve bel omurgasındaki kemik mineral yoğunluğunun değerlendirilmesini sağlıyor.
Türkiye’de Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşlarının bilgilendirmelerinde, genel olarak 65 yaş ve üzerindeki kadınlar ile 70 yaş ve üzerindeki erkeklerin kemik yoğunluğu açısından değerlendirilmesi öneriliyor.
Ancak daha genç yaşlarda da belirli risk faktörlerinin bulunması durumunda doktor tarafından kemik yoğunluğu ölçümü istenebiliyor.
Özellikle menopoz sonrası dönemde bulunan, hafif travmayla kırık geçiren, uzun süre kortizon kullanan veya ailesinde kalça kırığı öyküsü olan bireylerde daha erken değerlendirme gerekebiliyor.
Kemik yoğunluğu ölçümü gerekip gerekmediğine kişinin yaşı, sağlık geçmişi ve kırık riski birlikte değerlendirilerek karar veriliyor.
Kemik sağlığını korumak için nasıl beslenmek gerekiyor?
Kemik sağlığının korunmasında yeterli ve dengeli beslenme büyük önem taşıyor.
Kalsiyum, kemik yapısının temel minerallerinden biri olarak öne çıkarken D vitamini, kalsiyumun bağırsaklardan emilmesine yardımcı oluyor. Protein ise kemik ve kas sağlığının korunmasında önemli rol oynuyor.
Türkiye’de günlük beslenmede yaygın olarak tüketilen birçok gıda kemik sağlığını destekleyebiliyor.
Süt, yoğurt ve peynir kalsiyum kaynakları arasında yer alıyor. Ayrıca yeşil yapraklı sebzeler, tahin, susam ve kalsiyum içeren diğer besinler de dengeli beslenmeye katkı sağlayabiliyor.
Yumurta ve balık gibi besinler de protein ve bazı vitaminler açısından önemli seçenekler arasında bulunuyor.
Ancak tek bir besinin osteoporozu önlemesi veya tedavi etmesi mümkün değil. Kemik sağlığının korunmasında beslenme, hareket ve kişisel risk faktörlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
D vitamini eksikliği kemik erimesine neden olur mu?
D vitamini, kemiklerin mineral yapısının korunmasında önemli görev üstleniyor. D vitamini yetersizliği, kalsiyum emilimini olumsuz etkileyerek kemik sağlığını zayıflatabiliyor.
Türkiye’de de yeterince açık havaya çıkmamak, ileri yaş ve bazı sağlık sorunları D vitamini eksikliği açısından risk oluşturabiliyor.
D vitamini ihtiyacının karşılanmasında beslenme ve güvenli güneş ışığı maruziyeti rol oynuyor. Ancak güneşte geçirilen sürenin herkes için aynı olması gerekmiyor.
Yaş, mevsim, cilt özellikleri ve sağlık durumu bu ihtiyacı değiştirebiliyor.
Önemli bir nokta ise D vitamini takviyelerinin kontrolsüz kullanılmaması. Gereğinden fazla D vitamini almak, kandaki kalsiyum düzeyini yükselterek sağlık sorunlarına yol açabiliyor.
Bu nedenle takviye ihtiyacının hekim değerlendirmesiyle belirlenmesi gerekiyor.
Yürüyüş yapmak kemik erimesini önler mi?
Düzenli fiziksel aktivite kemik ve kas sağlığının korunmasına yardımcı oluyor.
Yürüyüş, merdiven çıkma ve kişinin fiziksel durumuna uygun direnç egzersizleri kemik sağlığı açısından yararlı olabiliyor.
Özellikle kas güçlendirme ve denge egzersizleri, ileri yaşlarda düşme riskinin azaltılmasına katkı sağlıyor.
Ancak osteoporoz tanısı konulan ve özellikle omurga kırığı bulunan bireylerin egzersiz programını doktor veya fizyoterapist eşliğinde belirlemesi önem taşıyor.
Her egzersiz her hasta için güvenli olmayabiliyor. Özellikle omurgaya aşırı yük bindiren hareketler ve kontrolsüz ağırlık kaldırma, yüksek kırık riski bulunan kişilerde sakıncalı olabiliyor.
Uluslararası Osteoporoz Vakfı da kemik sağlığının korunması için ağırlık taşıyan egzersizler, kas güçlendirme çalışmaları ve denge antrenmanlarını öneriyor.
Kemik erimesi yalnızca yaşlılarda mı görülüyor?
Osteoporoz çoğunlukla ileri yaş hastalığı olarak bilinse de genç yetişkinlerde de ortaya çıkabiliyor.
Bazı kronik hastalıklar, hormonal bozukluklar, ciddi beslenme yetersizlikleri ve uzun süreli ilaç kullanımı genç yaşlarda kemik yoğunluğunun azalmasına yol açabiliyor.
Bununla birlikte kemik sağlığının temelleri çocukluk ve gençlik döneminde atılıyor.
Bu nedenle yeterli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları yalnızca ileri yaştaki bireyler için değil, çocuklar ve gençler için de önem taşıyor.
2026 Dünya Osteoporoz Günü kampanyasında da yaşamın her döneminde kemik sağlığının korunması ve kırıkların önlenmesi ön plana çıkarılıyor.
Osteoporoz tedavi edilebilir mi?
Osteoporoz tanısı konulan bireylerde uygulanacak tedavi, hastanın yaşına, kemik yoğunluğuna, daha önce kırık geçirip geçirmediğine ve genel sağlık durumuna göre değişiyor.
Tedavi sürecinde beslenme düzenlemeleri, uygun fiziksel aktivite, düşmelerin önlenmesi ve gerektiğinde ilaç tedavisi uygulanabiliyor.
Bazı ilaçlar kemik yıkımını azaltırken bazıları yeni kemik oluşumunu desteklemeye yönelik etki gösterebiliyor.
Ancak ilaç seçimi ve kullanım süresi mutlaka hekim tarafından belirlenmeli.
Özellikle osteoporoza bağlı kırık geçiren kişilerin yeni kırıklar açısından değerlendirilmesi gerekiyor. Çünkü ilk kırığın ardından başka kırıkların oluşma riski artabiliyor.
Uluslararası Osteoporoz Vakfı, 50 yaş üzerindeki bireylerde hafif bir düşme sonucu meydana gelen kırıkların gelecekteki kırık riski açısından önemli bir uyarı olduğunu vurguluyor.
Türkiye’de osteoporoz için hangi bölüme başvurulmalı?
Kemik erimesinden şüphelenen kişiler ilk değerlendirme için aile hekimine başvurabiliyor.
Gerekli görülen durumlarda fiziksel tıp ve rehabilitasyon, endokrinoloji veya ilgili diğer uzmanlık alanlarında ileri inceleme yapılabiliyor.
Doktor, hastanın yaşına, risk faktörlerine ve sağlık geçmişine göre kemik yoğunluğu ölçümü veya ek laboratuvar testleri isteyebiliyor.
Özellikle boyda belirgin kısalma, yeni gelişen sırt ağrısı veya hafif düşmelerle kırık oluşması durumunda sağlık kuruluşuna başvurulması önem taşıyor.
Dünya Osteoporoz Günü’nde uzman kuruluşlardan önemli mesaj
20 Ekim Dünya Osteoporoz Günü’nün temel amacı, kemik erimesi nedeniyle oluşabilecek kırıkların önüne geçilmesi için erken dönemde önlem alınmasını sağlamak.
Uluslararası Osteoporoz Vakfının 2026 yılı farkındalık kampanyası, çocukluktan ileri yaşlara kadar yaşam boyu güçlü kemiklerin korunmasına odaklanıyor.
Türkiye’deki sağlık kuruluşları da düzenli fiziksel aktivite, yeterli kalsiyum ve D vitamini alımı, sigaradan uzak durma ve risk grubundaki bireylerin uygun sağlık kontrollerini yaptırmasının önemini hatırlatıyor.
Kemik erimesi uzun süre sessiz ilerleyebilir. Bu nedenle kırık oluşmasını beklemeden risk faktörlerini öğrenmek, gerekli kontrolleri yaptırmak ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını sürdürmek, kemik sağlığını korumada en önemli adımlar arasında yer alıyor.














