DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin, 2027 bütçe teklifinde faiz giderleri ile tarımsal destekler arasındaki çarpıcı farkı gündeme taşıdı.
Faiz için 3 trilyon 975 milyar lira öngörülürken tarımsal destek programlarına 235 milyar lira ayrıldığını belirten Şahin, faize ayrılan ödeneğin yalnızca 22 günlük ortalamasının çiftçiye bir yıl boyunca verilecek desteği geride bıraktığını vurguladı. Artan girdi maliyetleri karşısında üreticinin giderek daha fazla zorlandığını ifade eden Şahin, bütçedeki bu tablonun tarım politikalarındaki öncelikleri açık biçimde ortaya koyduğunu söyledi.
“Faize gelince kesenin ağzını sonuna kadar açıyor, çiftçiye gelince kemer sıkıyorsunuz”
2027 bütçe teklifindeki önceliklerin tamamen faiz düzeninden yana olduğunu belirten Şahin, “Faizin 22 günlük bütçe payı, çiftçinin bir yıllık desteğini geçiyor! 2027 bütçe teklifinde faiz giderleri için 3 trilyon 975 milyar lira öngörüyorsunuz. Tarımsal destek programlarına ayırdığınız para ise 235 milyar lira. Faize ayırdığınız yıllık ödeneğin yalnızca 22 günlük ortalaması yaklaşık 240 milyar lira ediyor. Yani sizin bütçenizde faizin 22 günü, çiftçinin bir yılından daha kıymetli. Sonra Sayın Erdoğan çıkıp çiftçiye ‘Ekilmedik tek karış toprak bırakmayın’ diyor. Önce şu bütçeye bakın. Çiftçinin toprağındaki bir karışın hesabını soruyorsunuz da faize açtığınız bu uçsuz bucaksız alanın hesabını kim verecek? Faize gelince kesenin ağzını sonuna kadar açıyor, çiftçiye gelince kemer sıkıyorsunuz. Kemer sıkmayı çiftçiye değil, faize, israfa, fon vurgunlarının önünü kesmeye gelince yapsaydınız. Trilyonları faize çatır çatır ödüyorsunuz, sıra bu memleketin öz evladı olan çiftçiye gelince bütçe disiplini, tasarruf, imkân diyorsunuz. Kendi üreticinizi bu kadar küstürüp sonra ondan üretim seferberliği bekleyemezsiniz” dedi.
“Kanundaki yüzde 1’i hangi milli gelir tahmini üzerinden hesapladınız, hangi bütçe kalemleriyle karşıladınız?”
Tarım Kanunu’ndaki oranlar ile OVP verileri arasındaki çelişkilere dikkat çeken Şahin, “Üstelik çiftçiye yaptığınız bu muamele, kendi çıkardığınız kanunla da yan yana durmuyor. 5488 sayılı Tarım Kanunu, tarımsal destekler için bütçeden ayrılacak kaynağın gayrisafi milli hasılanın yüzde 1’inden az olamayacağını söylüyor. Kendi Orta Vadeli Programınızda 2027 için 111 trilyon 207 milyar liralık Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) öngörüyorsunuz. Kanundaki GSMH ile OVP’deki GSYH’nin aynı gösterge olmadığını elbette biliyoruz. O zaman çıkın ve milletin önüne hesabı koyun. Kanundaki yüzde 1’i hangi milli gelir tahmini üzerinden hesapladınız, hangi bütçe kalemleriyle karşıladınız? Bir de 1 trilyon 305 milyar liralık dev bir tarım desteği varmış gibi rakamı büyütüp anlatıyorsunuz. O toplamın içinde yatırımlar da var, kredi destekleri de var, vergi harcamaları da. Çiftçinin tarımsal destek programlarından alacağı ödenek ise 235 milyar lira. Faize ayırdığınız para bunun yaklaşık 17 katı. Bu bütçenin kimi öncelediğini görmek için uzun uzun düşünmeye gerek yok. Faizle çiftçiyi yan yana koyunca bütün hikâye ortaya çıkıyor” şeklinde konuştu.
“Tarlayı boş bırakan çiftçi değil, çiftçinin cebini boş bırakan bu tarım ve bütçe politikasıdır”
Girdi maliyetlerindeki artışa ve üreticinin ezildiği ekonomik tabloya işaret eden Şahin, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Çiftçi zaten tarlada neyle mücadele ettiğini biliyor. TÜİK’in bugün açıkladığı ağustos ayı Tarım-GFE verilerine göre tarımsal girdiler bir yılda yüzde 30,28 pahalandı. Enerji ve yağlayıcı fiyatları yalnızca bir ayda yüzde 9,58, yıllık yüzde 43,14 arttı. Buna karşılık çiftçinin sattığı tarım ürünlerinin üretici fiyatları ağustosta yüzde 0,93, eylülde yüzde 1,99 geriledi. Yani üretmek pahalılaşıyor, ürün para etmiyor. Mazotu çiftçi alıyor, gübreyi çiftçi alıyor, borca çiftçi giriyor, riski çiftçi taşıyor. Siz yalnızca ‘daha çok üret’ diyorsunuz. O traktörün deposunu siz mi dolduruyorsunuz? Bu memleketin çiftçisi üretmekten kaçmıyor. Siz onu üretmekten soğutuyorsunuz. Tarlayı boş bırakan çiftçi değil, çiftçinin cebini boş bırakan bu tarım ve bütçe politikasıdır. Bir taraftan her maliyeti üreticinin sırtına yükleyip diğer taraftan ‘neden ekmiyorsun’ diye hesap soramazsınız. Kendi milli üreticinizi üvey evlat yerine koyup faiz düzenini başköşeye oturtursanız, yarın boş kalan tarlanın hesabını da dönüp çiftçiden isteyemezsiniz. Çiftçiye gelince kemer, faize gelince kasa açılıyorsa bunun adı mecburiyet değil, tercihtir. Ve sizin 2027 bütçenizde bu tercih bütün çıplaklığıyla ortadadır. Bu memleketin öz evladını küstürerek milli üretimden söz edemezsiniz.”











