TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, ‘Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi’ni görüşmek üzere toplandı.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, Ak Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplandı. Yeni Partili milletvekilleri, komisyon toplantısı öncesinde Halk Tv’ye kayyım atanması kararına tepki göstermek için gözlerini ve ağızlarını bantladı. Yeni Parti Antalya Milletvekili Cavit Arı, “Burada fon krizi ile ilgili hazırlanan bir kanun teklifini konuşacaktık. Ancak Türkiye’nin neredeyse yüzde 50’sinin izlediği ve Anadolu’ya gittiğinizde birçok vatandaşın, ‘Her gün sabahtan akşama izledim’ dediği televizyon kanalına kayyım atandı. Bu ne demektir? Bu iktidarın görmesini ve duymasını istemediği birçok konuyu vatandaştan saklamayı, duymasını engellemek adına yapılan bir operasyondur, hukuksuzluktur. Vatandaşımız bu uygulamayı reddetmektedir; çünkü doğruyu izlediği ve iktidarın bugüne kadar yaptıklarını görebildiği en önemli kanallardan birisine kayyım atanmıştır. Gerçekten vicdanlar sızlamaktadır” dedi.
Herhalde TBMM’yi ciddiye almıyor
Mehmet Muş’un komisyonu açmasının ardından milletvekilleri, usul üzerine söz istedi. Yeni Parti ve CHP milletvekillerinin değerlendirmelerinin ardından söz alan İyi Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta, “Bu kadar önemli bir kanun ve mesele varken ilgili Bakan niye buraya gelmiyor? Sayın Mehmet Şimşek’in bundan daha önemli ne görevi olabilir, ne işi olabilir? O yüzden siz Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı olarak Sayın Bakanı’nın buraya gelmesini sağlayın lütfen. Televizyona gitmeye, başka yerlere veya randevu vermeye fırsatı oluyor Sayın Bakanın ama buraya gelmeye vakti yok. Herhalde bizi, milletin egemenliğinin temsil edildiği Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ciddiye almıyor, dikkate almıyor” diye konuştu.
Yapısal veya sistemik bir risk yok
Teklif üzerinde ilk imza sahibi olan Ak Parti Samsun Milletvekili Ersan Aksu, teklife ilişkin milletvekillerini bilgilendirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde konjonktürel gelişmeler ve küresel tedarik zincirlerindeki kırılmalara rağmen Türkiye ekonomisinin direncini koruduğunu kaydeden Aksu, ekonomiye ilişkin verileri paylaştı. Muhalefet milletvekilleri Aksu’nun konuşmalarının teklif dışında olduğunu belirterek, tepki gösterdi. Komisyon Başkanı Muş, sunumu dinlemek istemeyen milletvekillerinin dışarıya çıkabileceğini ifade etti.
Aksu, “Tasfiye halindeki bu 131 fon, piyasadaki toplam fon sayısının yüzde 4,6’sını, toplam portföy değerinin ise yüzde 7,7’sini oluşturmaktadır. Bu fonların toplam portföy değeri hane halkının finansal varlıklarının yüzde 2,4’üne karşılık gelmektedir. Dolayısıyla sorun, fon piyasasının çok sınırlı bir bölümünde yaşanmıştır. Sorunu kimsenin hafife alma lüksü olmadığı gibi kimsenin abartarak enfekte etme, haksızlık etme lüksü de bulunmamaktadır. Finansal sistemimizi olumsuz etkileyecek yapısal veya sistemik bir risk kesinlikle mevzubahis değildir” değerlendirmesinde bulundu.
Fatura sorumlulara ödetilecek
Aksu, düzenlemeyle genel ve sürekli bir fon tasfiyesi rejimi kurulmayacağını belirterek, düzenlemenin tasfiyesine karar verilen fonlara özgü istisnai ve olağanüstü çözüm paketi olduğunu aktardı. Aksu, “Teklifimizle kamu bütçesine, 86 milyonun hakkına hiçbir şekilde mali bir yük getirilmemektedir. Tasfiye sürecinde Hazine kaynağı veya bütçe imkanı kesinlikle kullanılmayacaktır, ödemeler yalnızca fonların kendi mal varlığından, hukuka aykırı fiilleri gerçekleştiren ve bu kişilerle birlikte hareket eden ilgili gerçek ve tüzel kişilerden tahsil edilen tutarlardan karşılanacaktır. Fatura aziz milletimize değil, zararı oluşturan manipülatörlere ve sorumlulara ödetilecektir” dedi.
Teklifin detayları
Teklif hakkında bilgiler veren Aksu, “3’üncü maddeyle tasfiyenin SPK’nin gözetim ve denetiminde görevli kuruluşlar eliyle yürütülmesi düzenlenmektedir. 455 bin 578 bireysel fon pay sahibini korumak adına borsa fiyatının gerçek ekonomik değeri yansıtmadığı veya olan satışın tasfiyeyi gereksiz biçimde geciktireceği, fiyatı daha da düşürerek yatırımcı zararını büyüteceği durumlarda kurul geri alım, hakim ortağı satma hakkı, toptan satış gibi esnek ve kontrollü satış yöntemlerine karar verebilecektir. Tasfiye yalnızca varlıklarının süratle satılması şeklinde değil, yatırımcılar bakımından mümkün olan en yüksek ekonomik değerin ve aynı zamanda borsa işlemlerinin sıhhatinin korunmasını hedefleyen kontrollü bir süreç olarak planlanmakta. Tasfiye sürecindeki yatırımcılarımızın en büyük beklentisi, ödemelerin bir an önce yapılmasıdır. Teklifimizin 4’üncü maddesiyle objektif, adil bir dağıtım ölçütü olarak net yatırım tutarı benimsenmiştir. Net yatırım tutarı, yatırımcının fona kağıt üzerinde biçilen sanal değeri üzerinden değil, fona fiilen koyduğu nakit giriş ve çıkışlar üzerinden hesaplanacaktır. Üstelik bu tutar tasfiye tarihine kadar tüketici fiyat endeksi ve yurt içi üretici fiyat endeksi değişim oranlarının aritmetik ortalamasıyla güncellenecektir. Fonların tasfiyesi gerçekleştirilirken, her bir fonun yatırımcılarının ödemeleri kendi fon mal varlığı üzerinden yapılacaktır. Yatırımcılarımızın nihai tasfiyeyi beklerken, mağdur olmamaları için belirlenen net yatırım tutarını aşmamak kaydıyla kişi başına 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme yapılabilmesine teklifimizle imkan sağlanmaktadır” diye konuştu.
Aksu’nun sunumunun ardından komisyon, milletvekillerinin teklifin geneline ilişkin değerlendirmeleriyle sürüyor.


'Düzenlemelerde Olağanüstü Tasfiyede Uyulacak Esaslar Belirlendi'
Ardından milletvekilleri sermaye piyasasında yaşanan işlemlere ilişkin soruşturma ve teklife dair sorular yöneltti. Teklif sahibi Aksu'nun ardından Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı İsmail İlhan Hatipoğlu söz aldı. Teklife neden ihtiyaç duyulduğuna dair soru üzerine Hatipoğlu, "Sermaye Piyasası Kanunu'nda kurula tanınmış yetkiler arasında olağan tasfiyeye ilişkin hükümler var ama bu getirilen düzenlemelerde olağanüstü tasfiyede uyulacak esaslar, kurallar, tanımlar amaç ve kapsamda belirlendi. Örneğin, net yatırım tutarı tanımı ya da ara ödeme müessesesi mevcut mevzuat çerçevesinde yok. Dolayısıyla burada böyle bir şeye ihtiyaç duyuldu. İlaveten Tmsf'ye tanınmış olan ilave yetkiler var, '6183 sayılı Kanun' ve '5411 sayılı Kanun'la müsadere kararı verilen ya da geri kazanım hesabına alınması gereken varlıkların en hızlı şekilde takip ve tahsiline ilişkin Tmsf'ye verilmiş ve onun kurumsal kapasitesini kullanma amacı taşıyan düzenlemeler var. Aksi takdirde, Tmsf'nin burada bir rol üstlenmesi çok mümkün olmayacak. Saklamacı kuruluşlar bu tasfiye sürecinde görevlendirildi. Olağan tasfiyede ya da SPK mevzuatında onlara böyle bir görev verilmesi de çok mümkün değil. Dolayısıyla, saklamacı kuruluşların da burada en hızlı şekilde yatırımcıların haklarının geri ödenebilmesi açısından süreçte yer alması sağlanmaya çalışılmış oldu" ifadelerini kullandı.
Masak 29 Farklı Ülkeden 48 Ayrı Talepte Bulundu
Hatipoğlu, teklifi hazırlarken uluslararası fon vakalarının incelendiğini ve bu örneklerden faydalandıklarını belirtti. Masak'ın yurt dışındaki varlıklara ilişkin çaba gösterip göstermediğine dair soruya ilişkin Hatipoğlu, "Uluslararası Mali İstihbarat Birlikleri olarak tanımlanabilir. Bu fon dosyası kapsamında Masak bugüne kadar 29 farklı ülkeden 48 ayrı talepte bulundu ve toplam 278 gerçek ve tüzel kişiye ilişkin ve bunların hesapları, mal varlıkları hem nakdi hem de işte, kripto dahil her türlü varlıklarına ilişkin bilgi isteme taleplerinde bulunuldu. Adli istinabe yoluyla başsavcılıklarımızın süreçte yer alması konusunda başsavcılıklarımızla iletişim resmi olarak sağlandı. Başsavcılıklarımızla ilgili kurumların, ülkelerin yargı mercileriyle oradaki varlıkların ülkemize getirilmesi süreci sıkı bir şekilde takip ediliyor. Onun dışında süreç içerisinde tespit edebildiğimiz her yerde, her ülkede, her bu suça karışmış olan herkesin her türlü mal varlığının tespiti ve ülkeye kazandırılmasına ilişkin çalışmalar titizlikle devam ediyor" diye konuştu.
Mekanizma Yasadışılık Şüphesinin Masak'a Bildirilmesi Esasına Dayanıyor
Mali Suçları Araştırma Kurulu (Masak) Kurulu Başkanı Hasan Kaymak ise kamuoyunda kurumun yurt içi ve yurt dışındaki banka hesapları arasındaki para transferlerini durdurup durduramayacağına dair eleştirilerin olduğunu kaydederek, "5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun'un verdiği imkan ve yetkiler esasında incelendiğinde şunu görüyoruz: Mekanizma tüm dünyada olduğu gibi Fatf'in standartlarına uygun olduğu şekilde müşterini tanıma ilkesine dayalı olarak yükümlülerin müşterilerinin yaptığı işleri takip etmelerini, profile uygun değil ise hareketler ve bunlarda herhangi bir yasa dışılık şüphesi var ise bunu Masak'a bildirmesi esasına dayanıyor. Bu, şu demek: İnisiyatif banka, aracı kurum veya diğer sermaye piyasası kurumları, bizim diğer hükümlülerimiz kripto varlık hizmet sağlayıcılar; bunlar, 'Ben müşterimi biliyorum, tanıyorum bunun yaptığı normaldir, mutattır, zaten 5 yıldır her gün bu işlemleri yapıyor bunlar' diyor ise burada şüpheli bir işlem olmadığı kanaatinde ise durumu Masak'a iletmezler. Biz rutin denetimlerimizde Masak'a bildirmeleri gereken bir konu olduğu halde bildirmediklerini kendi yaptığımız analizlerimizle anlar isek buna ilişkin de cezai uygulamalarımızı yaparız" dedi.
Yasa Dışılık Olmadığı İzlenimdeyse Ve Kendi Kurumu İse Elbette Bildirmeyecek
Kaymak, ayrıca kamuoyunda 'her türlü mali işlem Masak denetiminden geçer' şeklinde bir durumun söz konusu olmadığını ve kuruma şüpheli işlem bildirimi ya da erteleme talebinin olmaması halinde bir uygulama olmadığını aktardı. Kaymak, "Önce, 'Biz bir de Masak'a soralım, burada bir şey olabilir mi, var mı, yok mu, bir araştırsın, öyle gerçekleştirelim' şeklinde bir uygulama kanunda öngörülmüş değil. Dolayısıyla bu yapı içerisinde elbette ki dışarıdan alınan bilgilerle de biz birtakım kurumlarımızdan bilgi talep ettiğimiz oluyor ama bir aracı kurum, bir banka müşterisinin yaptığı faaliyetin, yaptığı transferin bir yasa dışılık olmadığı izlenimindeyse ve tabii kendi kurumu ise elbette bildirmeyecek" değerlendirmesinde bulundu.
Bazı İşlemler Hiçbir Şekilde Kayda Girmemiş Olabiliyor
İyi Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta'nın araya girerek, 'O zaman para gittikten sonra mı sizin haberiniz oluyor?' şeklindeki sorusu üzerine Kaymak, şöyle konuştu;
"Tabii ki. Bir de şunu söyleyeyim; Bazı işlemler hiçbir şekilde kayda girmemiş işlemler olabiliyor. Yani bir virman işlemini veya bir kripto varlığın soğuk cüzdana alınmasını izleyebilecek, takip edebilecek insan da yok. Ben Sayın Akay milletvekilimizin söylediği rakamlar ile ilgili de şunu söyleyeyim; bu işleme ilişkin en ufak bir iz yok. O büyük rakamlar. Türkiye'de o büyük rakamlarda işlem yapacak kripto varlık hizmet sağlayıcısı da yok. Belki yurt dışındaki bir hesaptan yine yurt dışındaki başka hesaba bilgisayar, flaş veya soğuk cüzdan üzerinden aktarılmış olabilir. Biz yurt dışındaki merkezi olan kripto varlık hizmet sağlayıcıları da tekrar tekrar uyarıyoruz, 'Sizde böyle bir işlem var mı, yapıldı mı, yapılmadı mı?' diye. Ama başa dönmek gerekirse işlem yapılmadan görmek mümkün değil, bunu talep etmek mümkün değil. Hiçbir bankanın uyum biriminin günde binlerce yaptığı yurt dışı transferi konusunda böyle bir, 'Hadi işlemi yapmadan bize bildirin de bizden geçsin' deme ihtimalimiz ekonomik ve hukuki de değil. Ne yazık ki tüm dünya standardı bu şekildedir. Biz senede 600 binden fazla şüpheli işlem bildirimi alan bir kurumuz. Yükümlünün kendi çapı itibarıyla da işlemin yüksek riskli olup olmadığı değişir. Yani Merkez Bankası gibi bir başka yatırım bankası veya katılım bankası da yükümlülüğümüz. Dolayısıyla hepsinin Fatf'in dediği şekilde risk bazlı olarak bu yüksek riskleri belirlemesi gerekiyor."
Risk Bazlı Yaklaşımı Uygulama Taahüdürümüz Var
Kaymak, yurt dışında bir iştirak kurmuş olan bir firmanın flaşla yüksek miktardaki değeri yurt dışındaki iştirakine aktarabileceğini ve bunları görebilme imkanlarının olmadığını vurguladı. Kaymak, "Hukuken imkansız dediğim şey şu: Risk bazlı yaklaşımı uygulama taahhüdümüz var. Her aracı firma kendi büyüklüğüne ve kendi müşteri profiline göre kimlerin yüksek riskli olduğunu belirler ve bunu Başkanlığa bildirir. Bu 400 milyarlık hareketlerin nasıl bir kompozisyonda olduğu konusunda bir bilgimiz yok, toplam birtakım iddialar var. Biz sistemin her tarafına baktık ve bunları araştırdığımız zaman büyük çaplı hareketleri yani 300 milyon, 500 milyon gibi euroluk öyle hareketleri göremiyoruz. Bu işlemin farklı yöntemleri var. Karşımızda Merkez Bankası ve diğer bankalar tarafından esasında günde muhtemelen ithalatla alakalı on binlerce, uluslararası kredi finansman ilişkileri bağlamında binlerce yapılan işlem var. Dolayısıyla burada Masak'ın sürecin önüne ekonomik süreçlerinin önüne bir filtre olarak girmesinin faydasından çok zararı olma ihtimali dikkate alınmalı" ifadelerini kullandı.
Diğer taraftan Kaymak, yurt dışında iştirak kuran bir firmanın iştirakiyle arasındaki işlemleri yakalayabilecek küresel bir hukuk sisteminin olmadığını da ekledi.
Fonlar İçerisinde Olağan Dışı İşlemlerin Tespitiyle SPK'ya Görev Veriliyor
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) İkinci Başkanı Ahmet Aksu ise kurumun serbest fonlardaki olağan dışı hareketlerle ilgili düzenlemelerde neden geç kalındığı yönündeki sorulara ilişkin, "Bu serbest fonlardaki yoğunlaşma geçtiğimiz yıl içerisinde çok fazlalaşmaya başladı. Bu fonlar içerisinde de olağan dışı işlemler tespit edilmeye başlandıktan sonra SPK'ye bir görev veriliyor. SPK de bu görevleri çerçevesinde hemen düzenleme çalışmalarına başlıyor. Bunların öncelikle yatırımcı sayıların, finansal okuryazarlığı fazla olan yatırımcılar tarafından kullanılabilecek bir enstrüman olması sebebiyle bu nitelikli yatırımcı tabanını 1 milyondan 10 milyon liraya çıkarıyor. İlk olarak bu SPK yetkisinde olan bir şekilde açıklanıyor. Daha sonra da bu fon rehberi çalışmalarına başlanıyor ama tabii ki SPK borsalardaki düzenlemeleri, denetlemeleri ve işleyişi hem Borsa İstanbul hem Takasbank hem Merkezi Kayıt Kuruluyla koordineli bir şekilde yürütüyor. Bu çerçevede de hazırlamış olduğu rehber taslağını bu ilgili kuruluşlarla paylaşıyor. Bu taslağı kuruluşlardan gelen görüşler çerçevesinde bakanlığa bildiriyor. Sonra bakanlıktan gelen geri bildirimlerle birlikte sektörün paydaşlarıyla paylaşılması ve onlardan gelecek görüşlere göre rehber taslağının son haline getirilmesi öngörülüyor" diye konuştu.
Kuruldaki Arkadaşlar Haftanın Her Günü Gece 12'Den Önce Çıkmıyor
Aksu, SPK'ya verilen görev çerçevesinde ilgili fonların temerrüde düşüp diğer fon yatırımcıları üzerinde olumsuz etki uyandırmaması için Tefas altyapısına ilişkin iyileştirmeler gerçekleştirildiğini ve 29 Ağustos tarihinde rehber taslağının kamuoyuna duyurulduğunu söyledi. Aksu, "Ben SPK'ya mayıs ayının ortalarında geldim ve orada bizzat gözlerimle şahit oldum. Bir defa Kuruldaki arkadaşların haftanın her günü gece 12'den önce kuruldan çıktıkları yok. Bazı kurul toplantıları gece ikilere kadar sürüyor. Hassasiyetle bu konular üzerinde tartışılıyor, tamamı hukuki çerçeve içerisinde ve sermaye piyasalarına yatırım yapan diğer paydaşların bu sektöre yatırım yapmaktan alıkoyacak tedbirler alınmaması, onları ürkütmemesi noktasında yapılıyor. Bu fon rehberi de bütün fonları kapsıyor ve bu fon rehberine uyum için bütün bu portföy yönetim şirketlerine belirli süreler verildi. Bu tasfiyeye alınan şirketler de bütün bu fonların yüzde 4,5'u civarında bir rakama denk geliyor. Bütün fonlarda bu fon rehberine uyum sağlanması beklenecekken bazı fonlarda da temerrüt olma riski oluştuğu görülerek 17 Eylül itibarıyla 131 fonun tasfiyesine karar veriliyor. Tamamen bu konu göz ardı edilmiyor ve hepsiyle ilgili ayrıntılı denetimler yapılıyor ve bu denetimler sonucunda birçok ceza kesiliyor" değerlendirmesinde bulundu.
Şirketin Savunmasının Alınmasından Sonra Ceza Kesiliyor
Sermaye piyasasında işlem yapan Tera Portföyün Tefas'a açılmasının SPK'nın onayı alınmadan yapıldığını ve Kurulun, şirketin savunmasını aldığını söyleyen Aksu, şirketin temmuz ayında Tefas'a açıldığını 2 Ağustos tarihinde ise bu durumun tespit edildiğini dile getirdi. Aksu, "Şimdi tespit edildikten 1 ay sonra bu fon Tefas'a kapatılıyor. İşte bu hep ürkütmemek yani sermaye piyasası mevzuatına göre hareket ediliyor. Şirketin orada savunması alınıyor ve o savunmasından sonra ceza kesiliyor" ifadelerini kullandı.
Devlet Denetleme Kurulu'ndan Çıkan Sonucu Razı Olacağız
Aksu sermaye piyasasında yaşanan işlemler nedeniyle derin üzüntü duyduklarını dile getirerek, "Bu çerçevede Devlet Denetleme Kurulu (Ddk) bir görev yapıyor. Oradaki denetleme sonucunda ne çıkacaksa, SPK'nin sorumlulukları ne kadar veya sistem içerisinde nerede aksaklıklar var, onlar belli olacak. Biz de orada çıkan sonuca hepimiz razı olacağız" diye konuştu.
SPK Şirkete Çeşitli Cezalar Verdi
Takasbank Genel Müdürü Yunus Arınca ise aracı kurum sahiplerinin ya da yöneticilerinin Takasbank'ta neye göre yer almasına dair, "1992 yılında Takasbank anonim şirket olarak oluşturunca yüzde 19 hissede aracı kurumlar dahil olmuş. Bunlardan yüzde 5'i geçmemek üzere hisse sahibi olan aracı kurumlarımız var. Bugün bahsedilen Murat Taçir ve Murat Onuk da bu kapsamda Takasbank'ta görev almaktadırlar. Diğer taraftan Tly fonu 7 Temmuz 2025 tarihine kadar kapalı bir fon olarak işlem görmekte. 1 Mart 2024 tarihli SPK'nin tebliğine göre bu portföy şirketleri kapalı fonlarını bir izahname değişikliği yaparak kapalı fondan çıkıp açık fon haline gelebilirler. Bu çerçevede 7.7.2025'te Tera Portföy Takasbank'a bu bağlamda bir başvuruda bulunmuş. Tabii, bizim burada Takasbank olarak görmemiz gereken izahnamenin Kap'ına ilişkin bildiri. Biz de bunu görünce Tefas'a açtık. Bir süre sonra SPK, 1.8.2025 tarihinde izahname değişikliği yapılmadan Tera Portföyün başvurduğunu bildirince biz derhal Tera Portföyün fonunun alım taraflı durdurmasını yaptık. Bu noktada verdiği bilgi yanlışsa tebliğ gereği SPK portföy yönetim şirketlerini tabi tutuyor. Biz, bunu kapattık. Daha sonra 6.8.2025'te tekrar SPK onayıyla açılmış oldu. Bu arada da SPK şirkete çeşitli cezalar verdi" değerlendirmesinde bulundu.
Söz Konusu Bankalarla İlgili 2021 Ve 2022 Yılında Onay Verildi
Borsa İstanbul Genel Müdürü Korkmaz Enes Ergun ise Borsa olarak bildirimleri hemen SPK ve Kap'a açıklayarak üzerlerine düşeni yaptıklarını ifade etti. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (Bddk) Başkanı Şahap Kavcıoğlu ise işlemlere yönelik verilen banka izinlerine dair, "Biz herhangi bir başvuru olduğunda bankalarla, banka ortaklarıyla ve grupla ilgili bütün kamu kurum ve kuruluşlara, ilişkisi varsa yurt dışı bağlantılarına kadar yazılı olarak sorarız ve oralardan gelen bilgilerle dosyası oluşturduktan sonra kurulda karar verilir. Dolayısıyla işleyişimiz budur. Bunlarla ilgili gelen yazılarda kurumlardan olumsuz bir şey olduğunda kurul onu değerlendirir. Olumsuzluğun derecesine göre yani kişilerle ilgili veya kurumlarla ilgili, ona göre karar verir. Söz konusu bankalarla ilgili 2021 ve 2022 yılında onayları verilmiştir. Ancak Tera Faktöring'in 2008 ve daha sonra da birleşmeli 2015 yılında izinleri" ifadelerini kullandı.
İktisat Katılım Bankası'nın Faaliyete Başlama İznini Beklettik
İktisat Katılım Bankası'nın onayının 2024 yılının 12'inci ayında verildiğinde grubun portföy şirketinin yeni kurulduğunu, işlem hacmi ile ortaklık yapısının düşük olduğunu dile getiren Kavcıoğlu, portföy şirketinin banka izni olmamasına engel olmadığını söyledi. Kavcıoğlu, "2024'te hiçbir olumsuzluk yok. 2026'da bütün işlemler bittikten sonra sermayenin belli bir kısmını koyduktan sonra faaliyet izinlerini veriyoruz. Orada da yazışmalarımızda ve portföy şirketinin rakamları artmış durumda ama o tarihte kurulun değerlendirmesiyle bize yansıyan bir olumsuzluk yok. Bize 8'inci ayın 3'ünde banka faaliyete başlamak istediğinde biz faaliyet iznini vermedik. Başvurusu 8'inci ayın 3'üdür, daha bu işlemler başlamamıştır. Dolayısıyla, biz burada fonlardaki gelişmeleri görünce nasıl sonuçlanacağını veya şey yaparak orada tedbiren banka iznini yani hesap açılması ve faaliyete başlama iznini beklettik. Dolayısıyla, İktisat Katılım Bankası faaliyete başlamış ya da işlem yapmış bir banka değil, tamamen kuruluş aşamasında faaliyet döngülerini tamamlamış ama faaliyet esasına başlamamış bir bankadır. Dolayısıyla, orada herhangi bir kamu riski ya da bir risk ya da bir sıkıntı söz konusu değildir" diye konuştu.
Risk Söz Konusu Değil
Kavcıoğlu ilgili bankaları devrettiklerini söyleyerek şöyle devam etti:
"Tera Destek ve Hedef ve İktisat Katılım Bankası'nı biz tasfiye edebilirdik ama Emlak Katılımın alınması söz konusu olunca sonuçta bir değerdir. Bütün altyapısı yapılmış ki 60-70 milyon dolar değerinde bir değer izni var, artı Eft'si, Swift'i, bütün altyapısı yapılmış. Dolayısıyla bir ekonomik değeri olduğu için yani satılabilir veya bir başkası değerlendirebilir diye tasfiyeye almadık. Tasfiyeye alsaydık ki alabilirdik, ondan sonraki gelişmelerden dolayı bugün belki söz konusu olmayacaktı. Dolayısıyla orada bir risk söz konusu değil. Tera Destek ve Hedef, Tera Faktoring ve Hedef Destek Faktoringle ilgili devir raporlarında bu anlamda varlık ve yükümlülük olarak hepsi artıda, herhangi bir zarar ya da satıldığında Tmsf'ye devrettik. Orada Tmsf yönetimlerini devrettik, faktoringleri aslında tasfiyeyle alabilirdik ama kanunen orada da yine Tmsf'ye devredilerek fon tarafındaki mağdurların belki bir kısmını, en azından satılarak orada da varlık yükümlülük dengesinde artıdalar, o raporlarımızda var, takdim edebiliriz. Dolayısıyla, bankaların bu işlemlerde faaliyette olanların herhangi bir artı şeyinde sıkıntı yok. Tabii ki çıkarılmış tahvil ihraçları var."
Teklif Kabul Edildi
Ardından teklifin maddelerine geçildi. Maddelerin görüşülmesinin ardından teklif, kabul edildi. Teklifin önümüzdeki günlerde TBMM Genel Kurulu'na gelmesi bekleniyor.













