Bilgece Kurucusu, eğitimci Kayhan Karlı, yapay zekâ çağında eğitimin önceliğinin çocukların bilgiyi sorgulama, anlamlandırma ve sorumlulukla kullanma becerilerini geliştirmek olması gerektiğini vurguladı. Karlı, bu anlayışın temelini oluşturan Bilgelik Pedagojisi’nin akademik başarıyla birlikte çocuğun düşünsel, sosyal ve insani gelişimini ele aldığını belirtti.
Dijital teknolojiler bilgiye erişimi kolaylaştırırken, ulaşılan bilginin güvenilirliğini değerlendirmek eğitimin temel meselelerinden biri hâline geliyor. Kayhan Karlı’ya göre bu değişim, okulun ve öğretmenin rolünü yeniden düşünmeyi gerektiriyor. Çocukların sağlam bir bilgi temeli edinmesi kadar, bu bilgiyi nasıl kullandıkları da önem taşıyor.
Bilgiye ulaşmak kadar onu değerlendirmek de önemli
Karlı, bilgiye erişim ile öğrenmenin aynı şey olmadığına dikkat çekerek şunları söyledi: “Çocuklarımız çok sayıda bilgiye ve iddiaya hızla ulaşabiliyor. Ancak bir cevaba ulaşmak, onun doğru olduğunu ya da anlaşıldığını göstermez. Çocuğun kaynağı sorgulaması, kanıtları değerlendirmesi ve öğrendiklerini önceki bilgileriyle ilişkilendirmesi gerekiyor. Eğitim, bu düşünme sürecine alan açmalı.”
Öğrenmenin yalnızca ezberlenen bilgiyle değerlendirilemeyeceğini belirten Karlı, öğrencilerin soru sormasına ve düşüncelerini gerekçelendirmesine fırsat verilmesi gerektiğini vurguladı: “Bir problemi çözerken nasıl düşündüğünü açıklayan, farklı çözüm yollarını karşılaştıran ve yanıldığında düşüncesini gözden geçirebilen çocuklar yetiştirmeliyiz.”
Bilgelik Pedagojisi bilgiyi yaşamla ilişkilendiriyor
Karlı, Bilgece’ nin geliştirdiği Bilgelik Pedagojisi yaklaşımının, öğrenilen bilginin yaşamda nasıl kullanılacağına ve hangi amaçlara hizmet edeceğine odaklandığını belirterek şunları da ekledi: “Bilgiyi değersizleştirmiyoruz. Düşünmek için bilgiye ihtiyacımız var. Asıl mesele, çocuğu bildikleriyle ne yaptığı ve kararlarının sonuçlarını nasıl değerlendirdiği. Bilgelik Pedagojisi; bilgiyi sorgulamayı, yaşamın gerçek problemleriyle ilişkilendirmeyi ve insanlık için değer üretecek biçimde kullanmayı merkeze alıyor.”
Bu yaklaşımda öğretmenin uzmanlığının ve rehberliğinin önemini koruduğunu ifade eden Karlı, öğretmenin bilgi aktarmanın yanı sıra öğrencinin düşüncesini görünür kılan sorular sorması, geri bildirim vermesi ve öğrenme sürecini desteklemesi gerektiğini söyledi.
Yapay zekânın verdiği yanıt da sorgulanmalı
Karlı, yapay zekâ kullanımında odağın hazır yanıta ulaşma hızından, yanıtın niteliğini değerlendirmeye kaydırılması gerektiğini vurguladı: “Çocuklara yapay zekânın ürettiği cevabı hangi kanıtlara dayanarak kabul edeceklerini sormalıyız. Eksik bırakılan bir bakış açısı var mı? Bu bilgiyi nerede ve nasıl kullanacaklar? Kullanımlarının başkaları üzerindeki etkisi ne olacak? Eğitim, teknolojiden yararlanırken düşünme ve karar verme sorumluluğunu üstlenmeyi de öğretmeli.”
Başarıyı değerlendirirken düşünme sürecini de görmeliyiz
Eğitimde dönüşümün ölçme ve değerlendirme anlayışına da yansıması gerektiğini belirten Karlı, “Sınav sonuçları öğrencinin gelişimini anlamak için tek başına yeterli değildir. Matematikte, fende ya da Türkçede verilen doğru cevaplar bize öğrencinin öğrenmesi hakkında bilgi sunar. Bunun yanında, bir sonuca nasıl ulaştığını, düşüncesini nasıl gerekçelendirdiğini ve öğrendiklerini yeni bir durumda kullanıp kullanamadığını da görmeliyiz. Merakı, muhakemeyi ve üretme çabasını eğitim sürecinin görünür bir parçası hâline getirmeliyiz” diye konuştu.
Eğitimin amacı bilgiyi insani değere dönüştürmek
Karlı, eğitimin çocukları mesleğe hazırlamanın ötesinde, kendi yaşamları ve içinde bulundukları toplum için sorumluluk almaya da hazırlaması gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Çocukların kendi kararlarını verebilmesini, başkalarının düşüncelerine saygı duymasını ve bildikleriyle çevrelerine katkıda bulunmasını istiyoruz. Başarıyı konuşurken ‘Ne biliyor?’ sorusunun yanına ‘Bildikleriyle ne yapıyor, kime fayda sağlıyor?’ sorularını da koymalıyız. Bilgelik Pedagojisi ile hedeflediğimiz, bilginin anlamlı ve sorumlu bir eyleme dönüşmesidir.”













