Vefa biraz da yıllarını bir mesleğe vermiş, yaptığı işe kendi rengini katmış ve insanların hafızasında güzel bir iz bırakmış insanları hatırlamaktır. Ben de “Mesleğinde Emektar Kişilere Vefa” yazı dizimde, yılların emeğini ve deneyimini taşıyan isimlerin hikâyelerini kendi ağızlarından dinlemeyi ve sizlerle buluşturmayı önemsiyorum.
Bu kez yazı dizimin özel konuğu; ekranların sevilen yüzü, haberlerin muzip anlatıcısı Murat Dada.
Klasik spiker kalıplarına pek de sığmayan kendine özgü üslubuyla haberleri anlatırken izleyiciyi hem meraklandıran hem de gülümseten; kimi zaman şaşırtan, kimi zaman “Şimdi acaba ne yapacak?” dedirten, habere kendi rengini katan bir ekran yüzü…
Kimi zaman bir haberin peşinde koşan gazeteci, kimi zaman kamera karşısında bir oyuncu, kimi zaman da işin mutfağında farklı görevler üstlenen; mesleğin pek çok alanında deneyim kazanarak bugün kendine özgü tarzını oluşturan Murat Dada ile bu kez haberlerin biraz dışına çıkıp, kendisini konuşacağız.
Merhaba Sayın Murat Dada, söyleşime hoş geldiniz.
Bugüne kadar hep siz sordunuz; bu kez soruları ben size yöneltmek istedim. Şimdi roller değişti. Hazırsanız başlayalım… Bu kez sorular benden, cevaplar sizden.
Öncelikle, Murat Dada kimdir? Kendinizden kısaca bahseder misiniz?
Öncelikle bu güzel söyleşi için teşekkür ederim. 1980 doğumlu, Giresunlu, ikizler burcu, mükemmeliyetçi, yeniliklere açık ve büyümeyen bir çocuğum.
Gazeteciliğe ilk adım attığınız yılları düşündüğünüzde, sizi bu mesleğe yönlendiren temel motivasyon neydi? O günlerden bugüne uzanan gazetecilik serüveniniz nasıl şekillendi?
Aslında zorunluluktu. Yerel bir tv kanalında ilk kez haberle tanıştım. Bu benim tercihim değildi. Yöneticilerimin yönlendirmesi ile habere giriş yaptım. O günlerden bu güne her zaman gazetecilik yapmadım. uzun bir süre oyunculuk yaptım. Reklam filmi yönettim, dublaj yaptım, tiyatro yaptım, bir dönem kameramanlık bile yaptım. Kısaca mutfakta her yemeği denedim. Şimdi kendi özel menümü servis ediyorum.
25 yılı aşan meslek hayatınızda televizyon haberciliğinin geçirdiği değişimlere yakından tanıklık ettiniz. Sizce haber üretme ve izleyiciye ulaştırma biçiminde yaşanan en önemli dönüşüm ne oldu?
Kesinlikle yapay zeka ve teknoloji. Yıllar öncesinde bir haberin kaynağına ulaşmak zordu. Şimdi kaynağa ulaşmanıza gerek bile kalmıyor. Kaynak sizi buluyor ya da bir haberi yapmak istediğinizde teknoloji elinizi güçlendiriyor.
Saha muhabirliği, insanların hayatlarına, sevinçlerine ve acılarına doğrudan tanıklık etmeyi gerektiriyor. Yıllar içinde yaşadığınız bu deneyimler sizi hem gazeteci, hem de insan olarak nasıl değiştirdi?
Gazeteci ve insan olarak… Ben bu iki kavramı ayrı ele almayacağım. Üzücü bir durumu haberleştirmek oldukça zor oluyor. Yaptığınız haberden sonra olayı yaşayanlarla sohbet edip onların hayatına nasıl dokunabilirim diye düşünüyorsunuz. Öyle anlar yaşıyorsunuz ki zihninizden silmek istiyorsunuz. İşte tamda burada gazeteci olmanın vermiş olduğu sorumluluk ortaya çıkıyor. İşinizi en iyi şekilde yapmak durumundasınız.
Show TV’deki haber sunumunuzda kendinize özgü, samimi ve izleyicinin dikkatini çeken bir anlatım tarzınız var. Bu tarzınız nasıl oluştu? Sizce bir haberi izleyici açısından merak uyandırıcı kılan temel unsurlar nelerdir?
Bruce Lee aksiyon filmlerinin bir numaralı yıldızıydı. Üzerine kimse yoktu. Yaptığı iş ciddiydi. Çünkü kavga ciddiyet ister ve serttir. Sonra Jackie Chan çıktı. Klasik dövüş filmlerine o zaman kadar getirilmemiş bir yorum getirdi. O ciddiyet isteyen baş rol oyuncusunun her zaman karizmatik olması gereken o karakteri bambaşka bir hale soktu. Yumruk atıyordu sonra yumruğunu acıdığı için üflüyordu. Çünkü olması gereken de oydu. O ciddi ve esas oğlanın karizmatik olması gereken bir işi komediyle birleştirdi. Benimde yapmaya çalıştığım şey aslında bu. Komedyen değilim. Artık gazeteci de olduğum söylenemez. Aktüel haberciyim. Haberlerimi eğlenceli hale getirmek istiyorum. Çünkü izleyici şimdi ne yapacak? diye bekliyor bazen ekranda. Bu da benim temel motivasyonum
Bir gazeteci olayın tam merkezinde bulunurken tarafsızlığını ve mesleki mesafesini nasıl korumalı? Haberci için objektiflik sizce ne ifade ediyor?
Gazeteci duygusal davranmamalı. Buradan şu anlam çıkmasın sakın. Mesela bir aile dramında duygusallıktan arınıp sadece haber yapmak. Hayır. Gazeteci önce insandır. Sonra işini yapar. Buradaki duygusallık sizi yönetebilecek bir duygunun içine girmekten bahsediyorum. Önyargıları kırmaktan. Koyu Fenerbahçeli bir gazetecinin Galatasaray’ın yenilmesine sevinmesi ya da Avrupa başarısında hiç sevinmemek gibi. Hayır duygularını ön yargılarını bir kenara koymak gerekiyor.
objektiflik ise bence merak ve empati ile başlıyor. Haberin her iki boyutunda da olması gerekiyor gazetecinin.
Günümüzde sosyal medya sayesinde herkesin haber üretebildiği bir iletişim ortamı oluştu. Sizce profesyonel gazeteciliği sosyal medyada hızla yayılan içeriklerden ayıran en önemli özellik nedir?
Kısa ve net bir cevap vereyim. Doğruluğu.
Sosyal medya ve internet bilgi çöplüğü ve denetlenemez. Ama gazetecilik doğrulanmaya muhtaçtır denetlenebilir. Hatta bir yalansa yapılan haber o gazetecinin meslek hayatına bile sebep olabilir.
Meslek hayatınız boyunca unutamadığınız pek çok haber ve insan hikâyesi olmuştur. Sizi gazetecilik açısından en fazla etkileyen ve hafızanızda özel bir yere sahip olan deneyiminizden söz eder misiniz?
İnanın o kadar çok var ki.. Hangisini anlatayım. Anlatsam bile daha sonra “Aaa bak bu olay da vardı” diyeceğimi biliyorum. Bu sebeple çok var deyip bu soruyu geçmek istiyorum. Müsadenizle.
Gazeteciliğin yanı sıra edebiyat ve şiirle aranız nasıl? Severek okuduğunuz, eserlerinden veya dizelerinden etkilendiğiniz bir şair ya da edebiyatçı var mı? Varsa kim ve neden?
Evet şiir yazardım uzun zaman önce ama artık vakit ayıramıyorum maalesef. Ben şair ayrımı yapmam. Tarzı ne olursa olsun şiir şiirdir benim için. Bu sebeple şairler arasından bir kişi söylememi isterseniz söylemem.
“Vefa” sizce ne ifade ediyor? Yıllarını bir mesleğe veren insanların emeğinin hatırlanması ve görünür kılınması sizce neden önemli?
Vefa mı? Bu kelimenin anlamı ne?
Gazetecilik yalnızca güncel olayları aktarmak değil, aynı zamanda toplumun hafızasını oluşturmak anlamına da geliyor. Sizce medya bugün toplumsal hafızanın oluşmasında nasıl bir rol üstleniyor?
Kesinlikle üstleniyor. Çünkü insan unutuyor ve bazı şeylerin unutulmaması toplumdaki yazarlar, gazeteciler ve akademisyenlerin elinde. Burada en büyük sorumluluk da tabi ki basının üzerine düşüyor.
Yıllar içinde edindiğiniz deneyimlerin ardından genç gazetecilere baktığınızda, yeni kuşağın mesleğe yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce genç bir gazetecide mutlaka bulunması gereken özellikler nelerdir?
Benim gördüğüm kadarı ile gençlerde hemen tanınma, popüler olma isteği, az çalışıp çok iş yapma ve çok kazanma hırsı var. Tabi ki bunlar benim karşılaştıklarım. Genç gazetecilerin hepsi böyle demiyorum. Azimli, hırslı ve tuttuğunu koparan cevvaller de çok. Ama bana denk gelmedi.
Gazeteciliğin yanı sıra oyunculuk alanında da çalışmalarınız oldu. Kamera karşısında bir haberci olmak ile bir karakteri canlandırmak arasında nasıl bir ilişki kuruyorsunuz? Bu iki alan size neler kattı?
Uzun uzun anlatılacak bir konu. Bir karakteri canlandırmak ve bir haber yapmak… İşte mükemmel karma. Ben hazırladığım haberlerde normalde dış sesle (perfore) verilmesi gereken fikri, bilgiyi ve mesajı, bir karaktere bürünerek verme yolunu seçtim Bu iki alan beni ben yaptı.
Bir haberin peşine düşmeye karar verirken hangi unsurları dikkate alıyorsunuz? Sizce bir olayın haber değeri taşımasını belirleyen temel kriterler nelerdir?
Benim için mesafe, zaman. Haber zaten kabul görmüşse peşine düşeceğim haber bana yakın mı, haberi aynı gün yetiştirebilir miyim. Önemli etkenler bunlar. Aaa siz bilmiyorsunuz. Bizlerin haberleri kısa sürede hazırlaması gerekiyor. Bu sebeple yol ve zaman çok önemli.
Bir olayın benim açımdan haber olabilmesi için, ilgi çekici olması lazım. Bu daha çok hissetmekle de alakalı. Meslekte uzun yıllar geçirince haberci refleksi gibi meziyetler kazanıyorsunuz. Haberci haberin kokusunu böyle alıyor.
25 yılı aşkın meslek hayatınıza dönüp baktığınızda, gazeteciliğin size insan, hayat ve toplum hakkında öğrettiği en önemli şey ne oldu?
Her zaman kolay olanı seç. Sev. Çünkü sevmek en kolay.
Şöyle açmak isterim. İşini sev, çevreni sev, insanlarını sev. Ülkeni sev. Milletini sev. Değerlerini sev.
Tüm bunları sevdiğinde herşey kolaylaşıyor. Anlam kazanıyor ve yaptığın her şey değerli oluyor.
Gazetecilikten oyunculuğa, sahadan ekranlara uzanan 25 yılı aşkın meslek yolculuğunuzu kendi samimi, doğal ve kendinize özgü anlatımınızla paylaşmanız, bu söyleşiyi benim için yalnızca bir meslek söyleşisi olmaktan çıkardı.
Kimi zaman güldüren, kimi zaman düşündüren, kimi zaman da gazeteciliğin görünmeyen tarafına ışık tutan cevaplarınızla; bir haberin yalnızca ekrana taşınan bir içerik olmadığını, arkasında insanı, sorumluluğu, emeği ve yılların birikimini barındırdığını gösterdiniz.
“Gazeteci önce insandır.” sözünüz, “haberci haberin kokusunu alıyor” ifadeniz ve söyleşimizin sonunda söylediğiniz “Sev. Çünkü sevmek en kolay.” cümlesi, bu söyleşiden aklımda kalan en özel ifadelerden oldu.
Ben de “Mesleğinde Emektar Kişilere Vefa” yazı dizim kapsamında, yıllarını mesleğine vermiş insanların deneyimlerine, emeklerine ve hayata dair biriktirdiklerine küçük de olsa bir kayıt düşebilmenin önemli olduğuna inanıyorum.
Bu nedenle, yoğun temponuz arasında zaman ayırarak sorularımı içtenlikle yanıtladığınız, mesleki deneyimlerinizi ve hayata bakışınızı bizlerle paylaştığınız için size teşekkür ediyorum.
Ekran karşısında yıllardır izleyiciye haber ulaştırırken oluşturduğunuz kendinize özgü tarzınızla daha nice habere, nice hikâyeye ve nice güzel anıya imza atmanız dileğiyle…
Vefanız, emeğiniz ve samimiyetiniz için teşekkür ederim.
Sevgi ve saygılarımla..












