Gerçekten çok üzgünüm. Çok büyük bir filozofu, “hocaların hocası” Prof. Dr. İoanna KUÇURADİ’yi kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyorum. Böyle bir düşünce insanının ardından ne söylenebilir, nasıl anlatılır gerçekten bilmiyorum. Bazı insanların bıraktığı iz, birkaç cümleye sığmayacak kadar büyüktür. İoanna KUÇURADİ de felsefeye, insan haklarına, etiğe ve insan onuruna adadığı ömrüyle ardında böylesine büyük bir düşünce mirası bırakan isimlerden biriydi.
Türk Dili ve Edebiyatı, Türk Şiiri ve Türk Şairlerine Vefa yazı dizimizin temelinde; kültür, sanat, düşünce ve edebiyat dünyasına emek veren değerli isimleri hatırlamak, onların çalışmalarını görünür kılmak ve bıraktıkları mirasa vefa göstermek var. Bugün ise bu vefa duygusunu, yalnızca Türkiye’nin değil, uluslararası felsefe dünyasının da önemli isimlerinden biri olan Prof. Dr. İoanna KUÇURADİ için dile getiriyorum.
Türkiye’nin önde gelen filozoflarından, akademisyen ve insan hakları düşünürü Prof. Dr. İoanna KUÇURADİ, 2 Ekim 2026 tarihinde hayatını kaybetti. Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu Onursal Başkanı olan KUÇURADİ, yaşamı boyunca felsefe, etik, değerler ve insan hakları alanlarında önemli çalışmalar yürüttü.
4 Ekim 1936’da İstanbul’da dünyaya gelen KUÇURADİ, İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden 1959 yılında mezun oldu ve 1965 yılında doktorasını tamamladı. Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde görev yaptıktan sonra Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü’nün kuruluşunda önemli rol üstlendi; uzun yıllar akademik çalışmalarını burada sürdürdü.
KUÇURADİ’nin düşünce dünyasında insan, değer ve etik kavramları önemli bir yer tuttu. İnsan ve Değerleri ve Etik başta olmak üzere eserlerinde insanın kendisiyle ve diğer insanlarla ilişkilerinde ortaya çıkan değer sorunlarını ele aldı. Türkiye Felsefe Kurumu da Etik adlı eserinin, insanların birbirleriyle ve kendileriyle ilişkilerinde karşılaştıkları değer sorunlarına ışık tutmayı amaçladığını belirtiyor.
Onun ardından geriye yalnızca kitaplar ve akademik çalışmalar kalmadı. Yetiştirdiği öğrenciler, felsefe alanında oluşturduğu kurumsal birikim ve insan hakları üzerine geliştirdiği düşünceler de gelecek kuşaklara aktarılacak önemli bir miras bıraktı.
Fikirler tartışılır, insanlara saygı duyulur
İoanna KUÇURADİ’nin düşünce dünyasını anlamak açısından insan ile fikir arasındaki ayrımı özellikle hatırlamak gerekiyor. KUÇURADİ, bir söyleşisinde şu önemli ifadeyi kullanmıştı:
“Saygı konusu olan, insan olarak insanlardır, fikirler değil. Fikirler değerlendirme konusudur.”
Bu söz, onun düşünce dünyasının önemli bir yönünü yalın biçimde ortaya koyuyor. Bir insanın düşüncesine katılmayabilir, o düşünceyi eleştirebilir, sorgulayabilir ve tartışabiliriz. Ancak düşünceler ile insanı birbirinden ayırabilmek, sağlıklı bir toplumsal iletişimin de temel koşullarından biridir. Fikirlerin tartışılması, insanların değersizleştirilmesini gerektirmez. Tam tersine, farklı düşüncelerin bulunduğu bir toplumda eleştiri kültürünün gelişmesi; insan onuruna gösterilen saygıyla birlikte anlam kazanır. KUÇURADİ’nin insan hakları konusundaki yaklaşımı da bu düşünceyle yakından bağlantılıydı. Onun çalışmalarında insan haklarının yalnızca belirli insanlar için değil, insan olan herkes için korunması gerektiği vurgulanıyordu.
Felsefeyi hayatın içine taşıyan bir düşünce insanı
İoanna KUÇURADİ’nin mirasını yalnızca akademik unvanları üzerinden değerlendirmek yeterli değildir. O, felsefenin insan yaşamındaki karşılığını sorgulayan ve etik düşünceyi gündelik hayatın sorunlarıyla buluşturan bir düşünür olarak da hatırlanacaktır.
Etik, İnsan ve Değerleri, Çağın Olayları Arasında, Sanata Felsefeyle Bakmak ve diğer çalışmaları, onun insan, değer, etik ve felsefe üzerine oluşturduğu geniş düşünce dünyasının parçalarıdır. Türkiye Felsefe Kurumu’nun yayın listesinde KUÇURADİ’nin çok sayıda eseri ve editörlüğünü yaptığı çalışmalar yer almaktadır.
Bugün aramızda olmaması elbette büyük bir kayıp. Ancak düşünce insanlarının bıraktığı miras, yaşamlarının sona ermesiyle ortadan kalkmıyor. Kitapları okunmaya, fikirleri tartışılmaya ve yetiştirdiği öğrenciler aracılığıyla düşünceleri yeni kuşaklara aktarılmaya devam ediyor.
Vefa, yalnızca kaybettiklerimizin ardından birkaç cümle söylemek değildir. Vefa; onların emeğini hatırlamak, eserlerini okumak, düşüncelerini anlamaya çalışmak ve bıraktıkları değerleri gelecek kuşaklara taşımaktır. Prof. Dr. İoanna KUÇURADİ de ardında böyle bir düşünce mirası bıraktı. Felsefeye, etiğe, insan haklarına ve insanın değerine ilişkin çalışmalarıyla Türkiye’nin düşünce hayatında önemli bir iz bırakan Prof. Dr. İoanna KUÇURADİ’yi saygı, rahmet ve vefa ile anıyorum.
Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun. Ailesine, öğrencilerine, meslektaşlarına, sevenlerine ve Türkiye’nin felsefe ve akademi camiasına başsağlığı ve sabır diliyorum.
Bazı insanlar aramızdan ayrılır; fakat düşünceleri yaşamaya devam eder.
İoanna KUÇURADİ’nin düşünce mirası da gelecek kuşaklara ışık olmaya devam edecektir.












