Zamana yenilen aşklar: Eskiler bugün olsaydı
Author: Naz İnce
Published:
Last Modified:
Zamanında bir mektubun yolda geçirdiği günlerde sabırla büyüyen aşklar vardı. Kalbin sesini sadece gözlerde arayan, dokunmanın anlamdan daha büyük olduğu o eski zamanlar… Bugün ise aşk, bir bildirim sesi kadar yakın, ama bir “görülmedi” kadar uzak.
Peki ya o büyük klasik aşk hikâyeleri… Bugün yaşansa ne olurdu?
Leyla ile Mecnun mesela. Mecnun, Leyla’ya ulaşamadıkça çölde gezmişti. Bugün olsaydı Mecnun, çölden değil, Instagram keşfetten çıkmazdı. Leyla’nın bir başkasının fotoğrafını beğenmesi, Mecnun’u WhatsApp durumlarına düşürür, sonunda bir “story’de imalı şarkılar” savaşına dönerdi. Sabır mı? Artık kimse bir mesajı saatlerce beklemiyor. O da, yeni birine kayıyor.
Ya Kerem ile Aslı? Alev alev yanan bir aşk… Şimdi olsaydı, belki de aralarındaki yangın, birbirlerine attıkları tweetlerle sönerdi. Ya da biri “online” olur ama mesaj atmazdı. Kerem, Aslı’nın son görülmesine takılırdı. Gerçek bir yangın yok, ama ekran başında yanmak diye bir şey var artık.
Bugün aşk hâlâ var. Ama belki sabır yok. Beklemek yok. Birini gerçekten tanımadan, sevmeden geçiyoruz hayatların içinden. Çünkü hep bir “daha iyisi” olabileceğine inandırıldık.
Klasik aşk hikâyeleri bugün yaşansa, belki de bu kadar efsane olamazlardı. Çünkü onların gücü, zamanı aşan sadakatleriydi. Ve biz artık zamana bile sadık değiliz.
Yine de…
İçimizde bir yer hâlâ inanmak istiyor.
Bir sözün yetebileceğine,
Bir bakışın her şeyi anlatabileceğine,
Ve aşkın hâlâ masum bir şiir olabileceğine…