32.6 C
Ankara
29.2 C
İstanbul
34 C
İzmir
Salı, Ağustos 3, 2021
Diğer
    Ana SayfaYazarlarYüz ve Maskeler...

    Yüz ve Maskeler…

    Anahtar deliğinden bakarsak ; yüz – maske – olan ve olması gereken arasında geçen çarpışmalar da ; yüz kendin olanı, saflığı, iç sesi, maske ise uyumlanırken kullandığın yüz’ünün üzerine taktığın geçici rolü gösteriyor.

    Avatar of hakan agade
    Hakan Agadehttp://hakanagade.com/
    Hakan Agade, 1972 doğumlu, Ekonomi ve Sosyoloji eğitimi aldı. İngilizce ve Latince biliyor, Şu an Yunanca ve Almanca öğreniyor.

    Son Dakika Haberleri

    Hayatın içine fırlatılıp sonra onun içine dahil olmaya başlarken yavaş yavaş adapte olmak için büyük mücadeleler veriyoruz. Yüz ve Maskeler…

    Aile, mahalle, okul, arkadaşlar, iş, güç derken hayatın içinde ya bir yol seçiyoruz ya da koşullar bizi bir yerlere sürüklüyor, isteyerek istemeyerek.

    Bilinç; yani yeni zamanın modası “ farkındalık “ eski tabir “ olgunlaşma “, Kant’ın ise ergenlikten çıkış dediği, insanın kendiyle “ ben “ olarak toplumun içinde kendini ortaya koyabilme yeteneğini; neyi, ne kadar ve nasıl gerçekleştirebilir sorularının yanıtlarını verebilme kabiliyetidir. Bilinç seviyesi arttıkça toplumun içinde kendine yer açmaya, uyumlanmaya, kendi ben’ine turnusol gibi geçirerek ya da tamponlar koyarak seçimler kazanımı sağlanıyor. Ya alıcı oluyor maskeleri ile özdeşleşiyor, maskelerinden peşinden gidiyor, ya da süzgeçler, tamponlar koyarak kendi ben’liğini korumaya çalışarak arzu ettiği şekliyle dünyayla uyumlanmaya , kendi yolunda taviz vermeden yürümek için mücadele veriyor, yüz’üyle yürüyor.

    Bilinç gelişmesi, değişimleri, dönüşüm isteği, kendini ve yaşadığı dünyayı anlamaya çalışma düzeyi – arzusu var ise ; kendine bir yüz yapılandırmaya ve maskeler yapıştırmaya başlıyor. Eski laflarda “ olduğun gibi görünmek “, felsefi tabirle iç hakikatin ile eylemlerin arasındaki bağıntının tutarlılığı, toplumla, seçimlerle, koşullarla çatışmalara giriyor. Büyük mücadele aslında iç kendin ve dış arasındaki muazzam çarpışmaların geçtiği savaş alanı. Kant aklın kendini anlamasını “ savaş alanı “ olarak betimlemişti Saf Aklın Eleştirisi’inde. Bu mücadele yani kendin olma , olabilme, uyumlanabilme iki temel ögeyi önümüze koyuveriyor; “ Yüzümüz ve maskelerimiz “…

    Anahtar deliğinden bakarsak ; yüz – maske – olan ve olması gereken arasında geçen çarpışmalar da ; yüz kendin olanı, saflığı, iç sesi, maske ise uyumlanırken kullandığın yüz’ünün üzerine taktığın geçici rolü gösteriyor. Eğer maskelerin kullanımı çarpışmalarda bizi rahata erdirir , konfor verir ve biz bu rahatlığın arkasına gizlenmeyi seçersek ( maskelerin arkasına ), bize ileride büyük tahribatlar verecek bilincin kısıtlanması ile karşı karşıya kalacağız demektir. Maskeler kent hayatında uyumlanma olarak kullandığımız, değişen, çıkarılıp takılan, nazik olmanın, yapabilmenin, eyleyebilmenin formudur,  elbisesidir. Nazik olma kibar yalancılıktır esasında. ( Nazenin olmak başka ) .

    Kentlerin ağır bastığı, nüfusun artık büyük bölümünün yaşadığı metropol kültürü olan, yeni modern hayatın bu maskeleri ile özdeşleşme şemasıyla yaşanırsa, kirlenmeyi,  “ben “ olarak olamamayı alışkanlık haline getirmeyi bedene ve ruha yerleştirmiş oluyoruz.

    Yüz ve maskeler...
    Yüz ve Maskeler…

    Maskeler dünyasının nimetleri ile kendin olabilmenin , kendin olarak hayatın içinde yaşayabilme özgürlüğünün çatışmasında görülen bu savaşı yoğun olarak maskelerin kazandığı görülüyor. Maskeler yüksek maaş alıyor, lüks tatiller, evler, alışverişler, sosyal çevre, bilinirlilik, tanınmışlık getiriyor. Bir yerlere çağrılıyor olmak maskelerin hakkını vermekle, ne kadar sahiplendiğinle orantılı hale geliyor.

    Sorular ve çatışmalar elbette devam ediyor , “ maskelerin ardında gelişen bu bilinç “  kent yaşamının bu yalancı kibarlığını ve nimetlerini düşünebildiği ve uygulayabildiği için gelişmiş görünse de , kendinden hızla uzaklaşıldığını farkedemiyor. Bedenin yorulduğu , sona yaklaşmaya gelindiği dönemlerde ise “ kendin “  yeniden huzursuzlanıyor, nimetlerine doygunluk nedeniyle  maskeler çıkarılmaya “ yüz “ bulunmaya çalışılıyor ancak bu o kadar kolay değil , yılların maskelerini sökerken “yüz “ ‘ün derisi de soyuluyor!… Kendinle yeniden kalmaya çalışılırken acılarda , pişmanlıklarda eşlik etmeye başlıyor eğer sıyırma isteği uyanır ise ve geriye maskeler  yüz’ülürken geriye bir “ kendimize ait bir “ yüz “  kalır ise.

    Bilincin gelişmesi ; yüz’ün saflığını koruyarak , hakikatin bilgisi peşinden gidebilme arzunun eşlik ettiği yolda olur , kendi’sine ait olan saflığın ve akılın karşılığını bulabilir. Maske zeka belirtisi olsa da , akıl edebilme yeteneği olduğunu göstermez. Tilki zekidir ama akıllı mıdır ?

    Yüz; aklın ve irfanın, maskeler; nazik yalancı kibarlığın, kıvrak zekanın ve getirilerinin sembolü olabilir ancak.

    Kendinize ait “yüz”ünüzle kalabilmek için bilincin gelişmesi, dönüşmesi, bilgi ile donanması, öz bilinci kurabilmesi gereklidir. Hakiki Yüz’üne aynada bakmak istiyorsan , aklının kendi üzerine katlanabilme kabiliyetini kazanması gerekiyor. Aksi halde aynada maskelerinden birini göreceksin her sabah , kendinden de her gün biraz daha uzaklaşarak…

    Haber Bültenimize Abone Ol

    En son haberler, teklifler ve özel duyurulardan haberdar olmak için.

    Çok Okunan Kategoriler

    Güncel Haberler