Yönetmen Gizem Tataroğlu ile röportaj

Author: Çağdaş Özgül

Published:

Last Modified:

Türk yönetmen Gizem Tataroğlu’nun “Cargo” filmi, Los Angeles’ta 15. Paris Art& Movie Awards Film Festivali’nde ‘En İyi Dans Filmi Ödülü’nü kazandı. Kendisi bu başarının ardından tekrardan röportaj konuğumuz.

Yaklaşık bir yılın ardından yeniden bir aradayız! Hayat nasıl gidiyor, bu bir yılda neler yaptın?

Benim için oldukça yoğun ve verimli bir yıl oldu. Yazın Vancouver Film School’dan mezun oldum. Sonrasında Türkiye’ye giderek ekim ortasına kadar orada vakit geçirdim. Vancouver’a döndüğümden beri üzerinde çalıştığım kısa ve uzun metraj senaryolara yoğunlaştım. Açıkçası, bol bol yazma pratiği yaptım diyebilirim. Bunun yanı sıra, oyunculuk yapmaya da devam ediyorum.

Kanada’da projelerinize devam ediyorsunuz. Hem bir yönetmen olarak, hem de bir Türk olarak orada olmak nasıl hissettiriyor size?

Kanada’daki profesyonellik, iş disiplini ve ahlakını gerçekten çok kıymetli buluyorum. Burada kendi yolculuğumda, özellikle burslu olarak kabul edildiğim Vancouver Film School’daki eğitim sürecim, benim için çok değerli bir öğrenme ve deneyimleme fırsatı oldu. Çok kıymetli mentorlarla çalışarak hem sanatsal hem de teknik anlamda oldukça zengin bir beslenme süreci geçirdim. Vancouver, tam anlamıyla bir film şehri; festivaller, atölyeler ve paneller yoğun bir şekilde devam ediyor. Öte yandan, sokaklarda büyük prodüksiyonlardan bağımsız film setlerine kadar farklı ölçeklerdeki projelere denk gelebiliyor ve bu süreçlerin içinde kendinizi bulabiliyorsunuz.

Şu anda Vancouver’da üçüncü kısa metraj filmimin çekimlerine başlamak üzere hazırlık yapıyorum, bu da benim için heyecan verici bir süreç. Ancak Türkçe tiyatro oyunları oynamayı ve izlemeyi çok özlediğimi de söyleyebilirim. Sanırım bu alanda da bir şeyler üretmek için yakında harekete geçeceğim

Yönetmen Gizem Tataroğlu ile röportaj
Yönetmen Gizem Tataroğlu ile röportaj

Yeni filminiz Kargo görücüye çıktı. Nasıl gelişti bur süreç? Nasıl karar verdiniz bu filmi yapmaya?

Çok heyecan verici bir süreçti. Cargo, 23 Ocak’ta Los Angeles’ta düzenlenen Paris Art & Movie Awards Festivali kapsamında Los Angeles Performans Sanatları Konservatuvarı’nda prömiyer yaptı ve “En İyi Dans Filmi” ödülüne layık görüldü. Film, Vancouver Film School’da yönetmenlik ve yapımcılık eğitimim sırasında final projesi olarak ortaya çıktı. Uzun zamandır göçmenlik ve göçmenlerin hikayeleri üzerine bir proje yapmayı düşünüyordum. Türkiye’de, yaklaşık iki yıl boyunca göçmen temalı Hiç Kimse adlı tek kişilik bir tiyatro oyunu üzerinde çalışmıştım. Bu kez, göçmenlik temasını bir dans filmi formatında ele almaya karar verdim.

Yüksek lisansımı Dans Tiyatrosu üzerine yapmış biri olarak, dansın göçmenlik temasını çok iyi ifade edebileceğini düşünüyorum. Dans, insanlığın sözden önceki ilk iletişim formu. Göçmenlik meselesinde ise çoğu zaman dil bariyerleri veya iletişim eksikliği büyük bir engel oluşturuyor. Bu yüzden dans filmi, duyguları ve hikayeleri evrensel bir şekilde anlatmak için çok güçlü bir form. Cargo ile bu temayı görsel, düşünsel ve duygusal bir anlatımla sunmayı hedefledim.

Film nerelerde kendini gösterme şansı bulacak? Türkiye’de yarışacağı platformlar var mı?

Cargo, 27 Şubat’ta Teksas’ta düzenlenecek Austin Dans Film Festivali’nde seçkiye girerek “En İyi Dans Filmi” kategorisinde yarışacak. Ayrıca, nisan ayında İzmir Uluslararası Mülteci Film Festivali’nin resmi gösterim seçkisindeyiz ve gösterimimiz gerçekleşecek. Özellikle tematik olarak Mülteci Film Festivali’nde yer almak çok kıymetli benim için. Festival’de ki diğer işleri izlemeyi ve yönetmenler ile sohbet etmeyi heyecanla bekliyorum. Türkiye’deki festival sürecimiz devam ediyor ve yeni bildirimleri heyecanla bekliyoruz. Göçmenlik teması üzerine olan bu projeyle farklı coğrafyalarda seyirciyle buluşmak, hikayenin evrensel bir şekilde paylaşılmasını sağlamak bizim için çok değerli.

Türkiye ‘de iş yapmayı düşünüyor musunuz?

Evet, düşünüyorum. Şu anda uzun metraj filmimin senaryosunu yazıyorum ve eğer gerekli kaynaklara ulaşabilirsem, Kanada-Türkiye ortak yapımı bir proje gerçekleştirmeyi hedefliyorum. Burada, Kanada’da da film sektöründe çok başarılı Türk isimler var ve onların varlığı bana büyük ilham veriyor. Kendi ekibimizi yavaş yavaş oluşturmaya başladık, bu da projeyi daha heyecan verici hale getiriyor.

Bunun dışında, benim için en önemli şey projeye inanmak ve “Kesinlikle dahil olmalıyım!” tutkusunu hissetmek. Bu motivasyonu sağlayan tüm işlerde üretmeye hazırım. Beni derinden etkileyen bir senaryo ile yolum kesiştiğinde, yönetmek için 24 saat içinde orada olabilirim.

Sevgili Gizem sana başarılı bir dönem diliyorum. Röportaja vakit ayırdığın için teşekkürler. Yeni röportajlarda buluşmak dileğiyle.