Yalın olmalı insan
Author: Betül Fırat
Published:
Last Modified:
Ne gerek var şatafata. İnsan dediğin yalın olmalı. Eğrisi doğrusuna denk gelmeli. Sadeliğin çok anlamlı olmadığı dönemlerde insan daha çok arıyor yalın olanı. Yalın, yalansız olur; abartısız olur diye.
İnsanın içinde kalmalı belki de eksiği veya fazlası. Dışarı yalın hali yansımalı. Ne kadar sade o kadar güzel görünmeli ama tabi dönem kendini iyi pazarlayanların dönemi.
İçinde fesatlık olanı, içi kötü olanı nasıl ayırabiliyorsak kat kat süslerin altından; yalın olanı da ayırabilmeli.
Genelde nerede bir fazla bağıran varsa önce ona koşarız ya… Aslında söyleyecek çok şeyi olup da susana da bakmalı. Ne kadar uzun zaman oldu içinde birikeli, dışarıdan fırtına sanılanı.
İnsan ne kadar yalınsa bir o kadar da naif olmalı. Naifliği de güç vermemeli bir yandan zalime. Sürekli gardını yukarıda tutamaz insan. Özellikle de içi sade olan sürekli teyakkuzda duramaz.
İçinden gemileri kaldırmış ve yollamıştır yalın insan. Herkesle hesaplaması bir yana kendi ile de hesaplaşmıştır. Bitmiştir içinde ne varsa, barındırmaz kini nefreti; zor gelir zaten taşıması.
İçindeki kaos dinmiştir artık, yalınlaşmıştır içinde ne varsa. Huzurun o güzel sesi ile karşılar yeni günü ve yeni umudu.
İçinde fırtına koparken yaprak kımıldatmayanlar bir yana, bir de o fırtına da yolunu kaybetmez yalın olanlar. Sakinleşir denizleri, fırtınanın dinmesini beklerler…
Kaostan beslenmez ve de yalın olan. Biraz huzur, kendine ait bir alan yeter. Yeter ki içine giremesin fitnelik. Barındırmaz da yanında öylelerini.
İçi başka dışı başka olanlar da dayanamaz işte. Bir yerden sonra biter sabrı, siler hepsini.
İnsana en çok sadelik yakışır, bunu içi dışı bir olmayanlar bilmezler.
Yalın olmalı insan, bir su gibi berrak; bir yağmur tanesi gibi ferah…