Sevginin selası
Author: Esma Öztürk
Published:
Last Modified:
Varlığını çözemediğimiz ya da yokluğunu. İçimizin gidişlerini. Hayatın emellerini.
İnsan en çok kendine yabancıdır şu dünyada, bir o kadar da düşman. Kendimizi karşımıza alıp konuşmak konusunda da pek bir aciziz. Velev ki o düğümler. Boğazımıza dizilip de bir gıdım ilerlemeyen o düğümler işte. Bir çözülse akıp gidecekler aslında içimizden.
İnsana bazen çok mutluyken bir kasvet çöker. Her şeyin vardır ama hiç bir şeyin yoktur ya bazı zamanlar. Sevgi içindeyken hissedilen o sevgiye açlık. Aslında doldurduğumuzu sandığımız boşlukların daha da derinleşmesi. Kendimizi kandırmak mıdır bu? Ne istiyoruz ki Yaratıcımızdan? Bize sunuyorken isteklerimizi altın tepside, niçin elimizin tersiyle itiyoruz bizim olanı?
Sanmak ne büyük günah, ne biçim bir acizlik ki sanıyoruz bizlerde. Neyleyelim ki sevilirsek geçer sanıyoruz, bizim olmayanın peşinden koşup alırsak yetiniriz sanıyoruz, bize zor olanı eylersek gönlümüze kandırabiliriz sanıyoruz. Aslında sevilmek istemiyoruz, sevilebilir olduğumuzu kanıtlamak istiyoruz. Masum yüreklere yaralar açarak kendi yaramıza ortak ediyoruz. Kendinin bulamadığı sevgiyi başka kalbe niçin vaad ediyorsun ki? Yere göğe sığdıramadığın günahlarını, masumların gözyaşlarıyla yıkayınca aklandım mı sandın sen? Yoruldun yasak yüreklerde koşmaktan, sırtını yaslasana yarana ortak olana, dindirsenize acılarınızı birlikte. Çatlamaz mı şu arın damarın, utanmaz mısın seni seven yarin boynuna dolarken günahlarını? Bilmiyorsan sevmeyi, kalkışmayacaksın evvele, girmeyeceksin o yaraya, sürmeyeceksin atını deli dergaha. Alacaksın o bencil kalbini, çekeceksin sineye. Tanrı’na bırakmayacaksın cezanı. Kabuk tutturmayacaksın da o yaraya ki, kimin yaraladığını hatırlayacak. Yorgun atı yokuşa süreceksin o evvel. Kendi kıyımın misal, acılarına gömüleceksin ki o pis ruhunu temizlesin topraklar. Belki o evvel yarin yüzünü sürmüşse koynuna, sana döktüğü göz yaşları serpilir ruhuna. Kendi ellerinle öldürdüğün sevginin selası da yankılanır 7 cihanda…