Sevgi neydi?

Author: Emine Güler

Published:

Last Modified:

Genç kadın ne olduğunu bile anlamadan acı içinde bedenini halının üzerine buldu. Kafaları bir türlü uyuşmasa da gerçek sandığı doğrular hep doğruydu.

Kendisini kadın böyle zamanlarda hiç savunmazdı, öyle ya anne babasından da böyle görmüştü. Gerek saygı gerek sevgisine sığınır adamın karşısında sadece susardı gözleri dolu dolu. Beklerdi öfkesinin, hiddetinin bitmesi için sadece beklerdi. Bedenini bir kum torbası gibi görüp tüm kötülüklerini boşaltmasını. Ertesi gün moraran etlerinin olacağını bilmesine rağmen tek taraflı kavganın bitmesini. Bilirdi sonra iyi olacak aslında. Kadın sözünün üstüne söz söyleyemez, tavır sergileyen, her şeyi evin erkeği bilirdi. Bilmeliydi…

Kendi küçük dünyasından çıkıp komşusu ve eşini görene kadar bu hep böyle sürüp gitmişti peki sevgi buysa onlar neden çok çok farklıydı? Merakla her gün sorar olmuştu yan komşusuna adamı evden çıkar çıkmaz gizli gizli kaçar olmuştu içinde bitmek bilmeyen alevi söndürmeliydi.

Sevgi neydi? Kendisi de severek kaçarak evlenmemiş miydi.?

Bir kitap aldı eline ve meraklı sorular karşısında mecburen okumaya başladı. “Sevgi deneyinin en çelişik ve kavranması en zor yanı, iki insanın hem bir olmaları, hem de ayrı birer insan olarak kalmaları gerçeğidir.”

“Sevgi pasif bir duygu değil, tam tersine bir aktivitedir. O, kişinin kendi içinden ve kendi gücünden doğar, tutsak olunan bir tutku ya da bağlanılan bir diğer kimse anlamına gelmez”

Günleri böyle yeni bilgiler öğrenerek geçip giderken bir gün adam eşinin sürekli yan komşuya gitmesini fark etti. İşin içinde başka bir şey olabileceğinden şüphelenerek kıskançlık krizine girdi. Kim bilir belki de o gün iş yerinde patronuna çıkaramadığı sesini evdeki mazluma çıkartmaya bir bahane gerekliydi ve eline istediği koz geçmişti.

Kadın gözlerini açtığında tek gözünün şiştiğini fark etti. Daha önce hiç bilmediği gelmediği bir kulübenin yatağının üstünde öylece yatıyordu. Boş bakışlarla tavanı izliyordu, hafifçe yataktan kalkmaya yeltendi fakat kırılan kemiklerinden olacak ki başaramadı. Boş gözler ile tavana bakarken şu son cümleler hatırına geldi. “Eğer iki insan kendi içlerinden gelen o coşkuyu yaşıyor, birbirleri ile ‘bir’ olabiliyor, tek başlarına oluşlarını yitirmeden birbirlerinin benliklerinde eriyebiliyor ve kendilerinden kaçmak yerine, kişiliklerinin tam olarak bir dışa vurumunu gerçekleştirebiliyorlarsa; onların arasında görülen uyum ya da uyumsuzluk, Sevinç ya da hüzün gibi anlık durumları pek de önemi yoktur. Çünkü asıl gerekeni yani sevgiyle bir olmayı yerine getirmekle üzerlerine düşeni yapmış olmaktadırlar. Gerçek bir sevgiyi yaşayabilmek için, önce her insanın kendi bireyselliğini yaşaması ve bu ayrı oluşun bilincine varması gerekir.” (Erıch Fromm)

Esen Kalınız.