Şelale mi, hastane kuyruğu mu? Keçiören ve Dışkapı’nın ’06’ atışması

Author: Ramazan Suçek

Published:

Last Modified:

Ankara öyle bir simülasyondur ki; Keçiören’e girdiğinizde kendinizi bir Venedik-Estergon karışımı masalda sanırsınız, ama Dışkapı’ya geçtiğinizde hayatın o meşhur “kamu personeli” gerçekliği suratınıza bir Ankara ayazı gibi çarpar.​

1. Perde: Keçiören’in “Vizyon” Şovu

​Keçiören, teleferikten aşağıya bakıp bıyık altından güler: “La Dışkapı… Bak aşağıya bak! Ben buraya şelale diktim, denizi olmayan şehre martı getirdim, kaleler inşa ettim be bebe! Sen hala o eski hastane binalarının arasında, SSK kuyruğunda bekleyen emekli amcaların dertleriyle uğraşıyorsun. Benim buralar parıl parıl, her yer park bahçe. Senin orada ise trafikten nefes alınmıyor, her yer egzoz dumanı!

“​2. Perde: Dışkapı’nın “Harbi” Ayarı

​Dışkapı, elindeki tesbihi bir tur çevirip, o meşhur hastane kavşağındaki vakarla cevap verir: “La gardaş, bana bak… Sen oraya şelale yaptın diye kendini İtalya’da mı sanıyorsun? O martılar bile acıkınca soluğu benim oradaki sebze halinin çöplüğünde alıyor, biliyorsun değil mi? Sen vitrinsin, ben ise bu memleketin süzgeciyim. Buradan kimler geçti; askerlik şubesinde sülüs bekleyen yiğitler, sabahın köründe hastane kapısında şifa arayan teyzeler… Senin şelalen sadece fotoğraf çektirmeye yarar, benim kaldırımlarım ise hayatın gerçeğini anlatır be koçum!

“​3. Perde: “Estergon” ve “Halk Pazarı” Diplomasisi​

Keçiören hafifçe kasılır: “Yahu Dışkapı, bende Estergon Kalesi var, kültür var, teleferikle bulutların üstüne çıkıyorum diyorum, sen hala ‘asfalttan’ bahsediyorsun. Benim buralarda akşam oldu mu herkes ailece gezer, senin orada akşam oldu mu herkes ’06’ plakalı dolmuşlara binip kaçmanın derdine düşer.”​Dışkapı yapıştırır cevabı: “Estergon dediğin yerin önünde bile benim dolmuşlarım kalkıyor la! Sen istediğin kadar teleferiğe bin, senin o cemaatin bile ayakkabısını benden, kıyafetini benim itfaiye meydanından alıyor. Sen Ankara’nın ‘gelinliği’ isen, ben bu şehrin ‘kefeniyim’, ‘doğumuyum’, ‘hastalığıyım’. Gerçek Ankara benim o keşmekeş kokan sokaklarımdadır. Senin teleferikten gördüğün o ışıklar, benim o binaların içinde dert çeken insanların emeğidir!

ANKARA’NIN İKİ YÜZÜ​

Neticede; Keçiören Ankara’nın “başarmışlık” hissi, hayalleridir; Dışkapı ise bu şehrin “ayakta kalma” mücadelesi, gerçeğidir. Keçiören’de teleferiğe binip hayal kurarsınız, Dışkapı’da hastaneden çıkıp “Şükür hayattayız” dersiniz.​Ankara’yı Ankara yapan da budur: Bir yanımız Keçiören gibi parlar, diğer yanımız Dışkapı gibi o ağır yükü sırtlar.