Sanal Köle: Yan’ı’lışlıklarım

Author: Hasan Yıldırım

Published:

Last Modified:

Çağımız itibari ile geçmiş yıllara göre yüksek teknoloji ve bilgiye kolay erişimiz olmasına rağmen bunu kullanmayarak sanal dünyanın çılgınlığı içinde sanal bir seyyah olmak varken “sanal köle” oluyoruz.

Sevgili okurlarım, normal planlamamda tarih konuları dışına çıkmak gibi bir niyetim yoktu. Ancak şu an bu yazımla 10. yazımı yazmış bulunmaktayım. 10. yazımda, yazabilme şansım olursa 100. yazımda, ilerleyen yıllarda ise 1000. yazımda farklı konulara değinmek düşüncesi sardı bugün beni.

Daha gençlik çağımda olan ben, bugün biraz kendimi ve çağdaşım olan genç arkadaşlarımı eleştireceğim. Elimizde bizden önceki nesilden daha iyi imkanlar olmasına rağmen bunu dezavantaja çevirip geçmiş nesillere göre daha pasif bir öğrenim gösteriyor, bilinçsiz yetişiyor ve bizi farklı kılacak işler yapmıyoruz.

Çağımız itibari ile geçmiş yıllara göre yüksek teknoloji ve bilgiye kolay erişimiz olmasına rağmen bunu kullanmayarak sanal dünyanın çılgınlığı içinde sanal bir seyyah olmak varken “sanal köle” oluyoruz.

Bu durumu istatiksel olarak anlatacak olursam: We Are Social ve Hootsuite adlı araştırma şirketlerinin 2021 yılı için “Digital 2021” adlı sosyal medya kullanımı içerikli araştırmasında Türkiye hakkında yapılan araştırmalarda 65,80 milyon internet kullanıcısı olduğunu ve 60 milyon da sosyal medya kullanıcısı olduğunu belirtmekte.

Türkiye aynı araştırmada İnternette Geçirilen Günlük Ortalama Süre Listesi’nde ise 7 saat 57 dakika gibi bir süreyle Filipinler, Malezya, Endonezya, Tayland gibi üçüncü dünya ülkelerinin altında; Hollanda, Danimarka, Çin ve Japonya gibi gelişmişlik düzeyi yüksek olan ülkelerin ise üstünde 12. sırada yer bulmuştur. Bu istatistik aslında ülkemiz insanlarının “sanal köle” olduğunu gözler önüne sermekte.

Sanal Köle: Yan'ı'lışlıklarım
Sanal Köle: Yan’ı’lışlıklarım

Kitap okuma ve bilgi edinme kısmında çok eksik yönlerimin olmasından şikayetçiyim. Ve gözlemlerim sonucunda yaşıtlarım veya benden küçük genç arkadaşlarımın da aynı durumda olduğunu gördüm. Kitap okuma kısmında şikayetim aslında okumamak değil okuduğum kitap konularıdır.

Genellikle Tarih, Genel Kültür kitapları okurken ara sıra ise Polisiye romanları okumaktayım. Çok yönlü bir okuyucu olamamam beni üzmekte ki bu konuda gerekli adımlarımı atmaya başladım. Bilgi edinme kısmında internet bir bilgi çöplüğü. İnternetin bilgi çöplüğü olması aslında çok kötü bir durum. Doğru bilgiye ulaşmak günümüzde geçmişe göre daha zor çünkü bir konu hakkında Google’da kelimeyi arattığımız zaman binlerce sonuç karşımıza çıkıyor ve neredeyse hepsi farklı yorumlanmış bilgiler. Eski zamanlarda ise bir ve iki kaynak/ansiklopedi ile aslında insanların tek bilgiye ulaşması sağlanıyordu.

Nüfusumuz genç ancak okuma oranı çok istenilen seviyelerde değil. Bunun nedeni asında yukarıda bahsettiğim sosyal medya bağımlılığı. Yine olaya istatiksel bakacak olursak: Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yayımlamış olduğu Türkiye Okuma Kültürü Haritası adlı istatistikte ülke genelinde yılda ortalama 7,2 kitap okunduğu belirtilmekte okuyanlar özelliklerine ayrıldığında ise;

Küresel olarak bakılacak olursa da Global English Editing araştırma şirketinin 2020 yılında yapmış olduğu araştırmada ise Türkiye, Dünya’da en çok kitap okuyan ülkelerin haftalık ortalama saati esas alındığında 5 saat 54 dakika ile 18. sırada yer alması üzücü bir konu. Aynı istatistikte yıllık basılan kitap sayısında ise Çin 440.000 kitap basarken Türkiye 6.120 kitap basmakta.

Çağımız itibari ile geçmiş yıllara göre yüksek teknoloji ve bilgiye kolay erişimiz olmasına rağmen bunu kullanmayarak sanal dünyanın çılgınlığı içinde sanal bir seyyah olmak varken "sanal köle" oluyoruz.
Çağımız itibari ile geçmiş yıllara göre yüksek teknoloji ve bilgiye kolay erişimiz olmasına rağmen bunu kullanmayarak sanal dünyanın çılgınlığı içinde sanal bir seyyah olmak varken “sanal köle” oluyoruz.

Son değerlendirme yapacak olursak arkadaşlar okumuyoruz, bilgi edinmiyoruz, sosyal medyada harcadığımız vaktimizi dışarıda yürüyerek, insanlarla sohbet ederek, müzik dinleyerek, konsere giderek, tiyatro izleyerek harcamıyoruz.

Bulunduğumuz şartlarda ekonomi çok iyi durumda olmayabilir ancak gelecek nesiller olarak donanımlı insanlar bu ülkede söz sahibi olacak.

Bilen, araştıran bilimden kaçınmayan insanlar olarak ülkeyi teslim alacağız. Çünkü şu anda şikayet ettiğimiz durumu ancak bilgili olursak, okursak, çözüm üretme kabiliyeti geliştirirsek, büyürsek çözebileceğiz. Ne yazık ki ben ve benim yaşıtım insanlar genellikle durumdan şikayet ediyor ancak yerine getirilmesi gereken çözümleri hiç konuşmuyoruz.

Yani gençlere göre ekonomi kötü olabilir ki bundan şikayet eden bir çok arkadaşım var. Ancak ekonomiyi tekrardan güzel şartlara getirmek için ne yapmalıyız sorusunda herkes suspus oluyor. Sebebi ise okumadığımız için araştırmadığımız için sosyal medyadaki belli başlı oluşumların paylaştığı paylaşımlardan etkilenerek konuştuğumuz için. O yüzden başlık yanılışlıklarım yanılarak yanlış bilgilere inanarak konuşuyoruz hiçbirimiz sorgulamıyoruz bu bilgi doğru mu? demeden hafızaya atıyoruz. Konuyu daha fazla uzatmadan bitirmek istiyorum. dediğim gibi 10. yazım değişik bir şey yazmak istedim. Buraya kadar okuduysanız teşekkür ederim

Sürç-i Lisan Ettiysem Affola. Bir dahaki okumalarda görüşmek dileğiyle.