Sadece isim değişikliği
Author: Varol Kara
Published:
Last Modified:
Zaman kimseyi takmadan, kayırmadan bildiğini okuyor. Geri dönüşsüz olarak, kesintisiz, akışından taviz vermeden geçip gidiyor.
Her yanımızdan bizi bir tık daha eskitmiş olarak bir yıl daha bitiyor. Adına “yeni” dediğimiz, ama yeniliği hemen ilk günde biten bir yıla başlayacağız. Her şey aynı ve yerli yerinde olarak kaldığı yerden devam edecek. Fakat, yine de “yeni” olan ve değişen birçok şey gibi, yeni yıl da umudu kendi içinde barındırıyor.
Gerçeğe dönüşen beklentilerin yanında, yarım kalan işler ve gerçekleşmeyen düşlerle tamamlıyoruz eski yılı. Hep böyle olmaz mı zaten? Mutlaka bir yanı eksiktir hayatın.
Neticede bir yılda yaşadıklarımızın sonunda; sevindik, üzüldük, incindik, incittik, yara sardık, yaralandık, korktuk, kaygılandık, sevindirdik, üzdük, mutlu olduk, yorulduk, ayrıldık, kavuştuk, çaresiz kaldık, derman olduk, kızdık, sevdik, sevildik, kederlendik, hayâl kurduk, hayâl kırıklığı yaşadık vs. vs…
Yeni başlangıçlarda sadece bizim hayal kurmamız, umut etmemiz, plan yapmamız yetmiyor. Zira hayatın da bir bildiği, bir düşüncesi, bir tasarımı var herkesle ilgili…
Biten yıl içinde, bazıları eksiklerini tamamladı ya da tamamlayamadı; kimisi de fazlalığına yeni fazlalıklar ekledi.
Hak etmediklerini alanlar olduğu gibi; hakkı olduğu halde onu alamayanlar da oldu.
Umutlarına, hayallerine kavuşanlar olduğu gibi; bunlara kavuşamayıp, isteklerini erteleyen, geleceğe bırakanlar da oldu.
Kimilerinin yürekleri sevdiklerini kaybetmenin derin acısıyla yangın yerine dönerken; kimisi de özlem bitiren kavuşmalarla gönüllerinde bahar esintisi eşliğinde çiçekler açtırdı.
Kimisi âşık olup ve hayatın anlamı buymuş diye düşünürken, kimisi de yerle bir olan aşklarının ardından; ‘nasıl bu hale geldi bu sevda’ diye kahır içinde boğuldu.
Beklediği güzel haberlerin gelmesiyle sevinç yaşayanların yanında, kötü haberlerle kederin girdabında çırpınanlar da oldu.
Kimileri geçim derdiyle cebelleşip dururken, kimileri insan emeği çalarak, hak yiyerek, haksız kazançlarla ve her şeyiyle ha bire semirdi.
İşsizliğin nasıl can yakan bir ateş olduğunu iliklerine kadar hissedenlerin yanında, işini kaybetme korkusuyla çalışıp, kazandığı yetersiz gelirle kıt kanaat geçinip gidenler de oldu.
Suya sabuna dokunmaktan çekinen, “aman bana ne” diyen aldırmazlar da oldu; memleketin haline dertlenenler, sözünü esirgemeyip söyleyenler, mücadele edenler de oldu.
Evlerinden çıkmadan yaşayanlar da oldu; her gün bir orada bir burada, keyifle yaşayıp evlerine girmeyenler de.
Bazıları hiç değişmedi, her konuda yerinde saydı; kimileri de gelişti, değişti ve çok şeyi de değiştirdi.
Kimileri, günlerini hasta yatağında geçirdi, kimileri hastalarının başucunda, hastane odalarında günler saydı.
Talihsiz tesadüflerle hayatı kararanlar, lanet olsun böyle şansa diyenler de oldu; şansın ve güzel tesadüfün yüz güldüren, doyumsuz güzelliğini, keyfini yaşayanlar da…
Bu listeyi çokça uzatmak mümkün. Dedik ya; her insan ayrı bir dünya, farklı bir yaşam…
Hayat işte… Aynısını ya da benzerlerini yeni dediğimiz yılda da yaşatacak merak etmeyin. Biraz eksik, biraz fazla. İçinde yaşadığımız dünyada hepimizin kafası karışık, gönlü yorgun.
Yeni olan yılın birçok isteğimizi yerine getirmesini isteriz ve bekleriz ya…
Hadi bozmayalım alışkanlığımızı; savuralım dileklerimizi, umudumuzu.
Diyelim ki:
Kaygıları, korkuları, yasakları, kavgaları, yoksulluğu, baskıları, acıları, işsizliği, haksızlıkları, mutsuzluğu değil; sevinci, huzuru, özgürlüğü, sağlığı, sevgiyi, varlığı, barışı yaşatan bir yılımız olsun.
Ama mutlaka adalet olsun. Çünkü adalet her şeyin temelidir.
Çünkü o yoksa, diğerleri “var gibi” dir…