Prensip Fabrikası: Yeni Siyaset Modeli
Author: Ömer Kırlı
Published:
Last Modified:
Değerli okuyucularım, memleket siyasetinin ‘günden güne eriyen’ bir manzara sergilediği bu günlerde, sizi sığ tartışmaların ötesine, ‘Yeni Siyaset Modeli’mizin derin felsefesine davet ediyorum.
Türkiye siyaseti üzerine yazmak, aslında çok nankör bir iştir. Zira, ne zaman bir fikrin, bir sözün veya bir duruşun altını kalınca çizseniz, siyasetçilerimiz hemen ertesi gün o çizgiyi büyük bir ustalıkla silerler. Artık bu durumu eleştirmek yerine, bu ‘yüce’ beceriyi takdir etme noktasına geldim. Çünkü bu, sıradan bir istikrarsızlık değil, bir tür siyasi “Sürekli Devrim” halidir.
Düşünün: Bir siyasetçinin bugün “Asla olmaz, kırmızı çizgimizdir!” dediği ne varsa, yarın “Zaten hep onu kastetmiştik,” diyerek tam tersini savunabilmesi, sıradan bir döneklik değil, düpedüz bir vizyon esnekliğidir. Bu durum, bize şunu gösteriyor: Siyasetimizde ‘ilke’ diye bir sabit disk yok; sadece anlık ihtiyaca göre çalışan, yüksek hızlı bir geçici bellek (RAM) var. Ve bu RAM, her seçim öncesinde fabrika ayarlarına dönmekte. Müthiş bir optimizasyon!
Bizim siyasetçilerimiz, her şeyi sorgulayan ve evrensel değerleri tartışan o sıkıcı etik kurallarını çoktan aşmışlar. Onlar, ‘Durumsal Etik’ denen, ileri düzey bir felsefe geliştirmişler. Bu felsefeye göre, “doğru” olan şey, o anki siyasi fayda neyi gerektiriyorsa odur. Dün yolsuzluk olarak gördüğünüz şey, bugün “ekonomiye katkı” olabilir. Dün liyakatsizlik diye eleştirdiğiniz isim, bugün en büyük “kader ortağınız” olabilir.
İşte bu, siyasetin katı dogmalardan kurtulup, tamamen akışkan ve yaratıcı bir alana dönüştüğünün kanıtıdır! Hatta ben bu durumu, bir tür milli karakterimiz olarak görmeye başladım. Hani bizde bir söz vardır: “Söz uçar, yazı kalır.” Siyasetçilerimiz bu sözü tersine çevirmişler: “Yazı uçar, söz kalır (ama ne dediğin değil, ne kadar gürültülü dediğin kalır).” Çünkü ne de olsa, halkın hafızası balık hafızasıdır. Bugün verdiğiniz sözü ertesi gün unutsanız bile, ertesi hafta yepyeni ve daha cafcaflı bir sözle karşınızda olabilirsiniz. Bu, bir vaatten diğerine geçişteki o muazzam hız, biz fanilerin erişemeyeceği türden bir siyasi çevikliktir.
Bu yüzden, sevgili vatandaşlar, siyasetten artık tutarlılık, dürüstlük ya da kalıcı prensipler beklemeyi bırakın. Türkiye siyaseti, bir “Prensip Fabrikası” gibi çalışıyor. Her sabah yepyeni, pırıl pırıl, taze prensipler üretiliyor, akşamına kullanılıp çöpe atılıyor. Ve en güzeli, bu fabrikanın hammadde maliyeti sıfır! Çünkü vicdan ve tutarlılık gibi demode kavramlar, zaten çoktan üretim bandından çıkarıldı.
Bu ‘Yeni Siyaset Modeli’ ile hepimize bol şans! Ne de olsa, her yeni prensip, yeni bir umut demektir… Tıpkı dünkü prensipler gibi.