Nereye baktığın değil, ne gördüğün ve hissettiğin önemli
Author: Pınar Bilecen
Published:
Last Modified:
Hayat, çoğu zaman gözlerimizin yönünden çok, içsel bakışımızla anlam kazanır. Aynı manzaraya bakan iki insandan biri yalnızca boşluğu görebilirken, diğeri ufkun ardındaki yeni başlangıçların işaretini fark edebilir.
Bu noktada önemli olan, nereye baktığın değil, ne gördüğün ve hissettiğindir.
Kendi değerini bilmek de bu bakışın en temel parçasıdır. İnsan, kendini küçümsediğinde dış dünyanın güzelliklerini fark edemez. Oysa kendi değerini görebilen kişi, en sıradan ayrıntılarda bile anlam bulabilir. Kendini fark edebilmek, hayatta yol almanın ön koşuludur. Çünkü kişi kendini fark etmediğinde, başkalarının gözünden görünmeye çalışır; kendi hakikatinden uzaklaşır.
Affetmek ise bu yolculuğun bir başka durağıdır. Geçmişe takılıp kaldığımızda, bakışımız sürekli geriye çevrilir. Oysa affetmek, yüklerden kurtulmak ve önümüze bakabilmektir. Geçmişin acılarını sırtında taşımayan insan, geleceğin ihtimallerine daha berrak bir gözle bakar.
Psikososyal açıdan da, iyi oluşun kaynağı geçmişte oyalanmak değil, geleceğe umutla bakabilmektir. Geçmişi tümüyle silmek mümkün değildir; fakat ona yüklediğimiz anlamı değiştirmek elimizdedir. Bu yüzden asıl mesele geçmişte ne yaşadığımız değil, bugün oradan ne öğrendiğimizdir.
Sonuçta yaşam, gözlerimizin nereye çevrildiğinden çok, gördüklerimizle ve hissettiklerimizle şekillenir. Kendi değerini bilen, affetmeyi öğrenen ve geçmişe değil geleceğe bakan insan için her yol, yeni bir başlangıcın kapısını aralar.