Nazar oldu 6 Şubat
Author: Filozof Sosyolog
Published:
Last Modified:
Değerli dostlar, bildiğiniz üzere, bundan üç yıl önce tarihler 6 Şubat 2023’ü gösterdiğinde saat: 04:17 ‘de, 65 saniyelik bir felaket oldu.
Takvim yapraklarında bir tarih gibi durmuyor artık; kalbin en derin yerine düşmüş bir kor ateş gibi duruyor. Zaman ilerliyor ama o sabah geçmiyor. Şehirler uykularından değil, hayattan uyandırıldı. Duvarlar çöktü, sokaklar sustu, sabah karanlığa yakalandı, insanlar sevdiklerinden ebedi bir şekilde ayrıldı.
O gün, sadece binalar yıkılmadı. Sesler yarım kaldı, vedalar eksik. Sabah “uyan” demeye fırsat bulamayan anneler, bir daha sarılamayan babalar kaldı geriye. Birkaç şehir enkaz altındaydı ama asıl göçük insanın içindeydi. Her taşın altında bir hikâye, her boşluğun içinde bir yokluk vardı.
6 Şubat, insanın ne kadar savunmasız ve hayatın ne denli ince bir dengede durduğunu yüzümüze acı bir şekilde gösterdi. Gücümüz sandığımız şeylerin ne kadar geçici olduğunu, ölümün bizlere bir nefes kadar yakın olduğunu ve sahibi olduğumuzu sandığımız hiçbir şeyin bize ait olmadığını gösterdi. Aynı anda hem çaresizliğin, hem dayanışmanın en saf hâlini yaşadık. Tanımadığımız eller uzandı birbirimize, göz göze gelmeden ağladık aynı acıya. Buna yürekler dayanmadı. O acı hala belleklerimizde.
Aradan geçen zamanda acının ağırlığı hafiflemedi ama en azından biliyoruz ki tek yürek olarak aynı duygulardayız ve yalnız değiliz. Devletimiz sağolsun, ilk andan itibaren sahadaydı. Enkaz başında başlayan seferberlik, yaraların sarıldığı uzun bir sürece dönüştü. Geçici barınmadan kalıcı çözümlere uzanan bu yol, sadece binaları değil, yok olan hayatlardan geriye kalanları, yeniden ayağa kaldırma çabasıydı.
Deprem konutları bu çabanın somut karşılığı oldu. Betonun içine sadece duvarlar değil, güven duygusu da yerleştirilmeye çalışıldı. Sağlam zemine kurulan, mühendislik denetimlerinden geçmiş bu evler; “bir daha aynı korkuyla uyanmayalım” isteğinin ifadesi oldu. Anahtar teslim edilen her konut, kaybedilenlerin yerine konulamayan boşluğunu doldurmasa da, hayata yeniden tutunmak için bir zemin sundu.
Elbette hiçbir yapı, yitirilen canların yerini tutmaz. Ama yapılan her ev, verilen her destek, bu topraklarda kimsenin kaderine terk edilmediğini gösterir. 6 Şubat’ın ardından devletin attığı her adım, sadece imar değil; aynı zamanda onarma iradesidir. Acı ortaksa, sorumluluk da ortaktır. Ve bu sorumluluk, yaraları sarmaya devam ettikçe anlam kazanır.
Bugün acının yıldönümü. İsimler toprağın altında değil, hafızamızın en canlı yerinde. Onları anmak sadece hatırlamak değil; susmamaktır, unutmamaktır, insan kalabilmektir.
6 Şubat’ta kaybettiklerimize rahmet, geride kalanlara sabırlar diliyorum. Bazı günler geçmez elbet; insanın içinde durur buna rağmen biz, o günü unutmadan yaşamayı öğreniriz. Çünkü geride kalanlar için hayat devam ediyor.
O gün bir sevdalı çift vardı, bu dünyada aşkları yarım kaldı. Duyarlılık gösteren Sayın Ceylani KARADUMAN şöyle seslendi o aşıklara:
NAZAR OLDU
Bir garip aşık vardı
Bir düğün günü vardı
Gayrı mahşere kaldı
O sevda (o sevda)
Dağlara yazdık ne fayda
Yollara yazdık ne fayda
Kaldı betonlar altında
O sevda (o sevda)
Bizim aşkımız nazar oldu
Büyülere bastık mezar oldu
Anlatmayayım ağlarsın
Duyanın gönlüne dert kaldı
Bizim aşkımız nazar oldu
Büyülere bastık mezar oldu
Anlatmayayım ağlarsın
Duyanın gönlüne dert kaldı
Ne can kaldı ne canan
Sanki olduk bir ziyan
Bu şarkıymış bana kalan hatıra (hatıra)
Dağlara yazdık ne fayda
Yollara yazdık ne fayda
Kaldı betonlar altında
Bu sevda (bu sevda)
Bizim aşkımız nazar oldu
Büyülere bastık mezar oldu
Anlatmayayım ağlarsın
Duyanın gönlüne dert kaldı
Bizim aşkımız nazar oldu
Büyülere bastık mezar oldu
Anlatmayayım ağlarsın
Duyanın gönlüne dert kaldı
Bizim aşkımız nazar oldu
Büyülere bastık mezar oldu
Anlatmayayım ağlarsın
Duyanın gönlüne dert kaldı
Bizim aşkımız nazar oldu
Büyülere bastık mezar oldu
Anlatmayayım ağlarsın
Duyanın gönlüne dert kaldı
Saygılar…