Mütecessis gözler

Author: Semanur

Published:

Last Modified:

Düşük tavan yukarı baktığımda üstüme üstüme geliyor. Baş dönmeleri ve sanrı…

Bütün bakışları tek tek topluyorum. Sonra ayaklarımı uzatıp bir çember gibi etrafıma diziyorum. Onlarla yaşamıyorum ama onlar etrafımda gezmek istiyor. Mütecessis bakışlar…

“Hayatı yaşamayı ciddiye alacaksın” demiş, Nazım Hikmet. Gökyüzünde huzur bulacak, yeşil çimenlere dokunacaksın. Ama hiçbirinden zevk almayan bir toplum var önümüzde… Kıskançlık, kin, haset, özgüvensiz insanlar. Cesaretin c’sinin yanından geçemezler.

Cesur olmak bu hayatta yaşamın tadını almanın tek yoludur. Paraşütle atlamakta aynı, hiç tanımadığın bir toplumun içerisinde konuşmakta aynı…

Ama farkettiğim bir şey var ki… Her insan cesur olamaz. Korkaklar olmadan cesurların bir önemi var mı? Yoksa bu kadar çok öne çıkar mıydı? Eskiden toplumlar bile cesurdu. Yüzyüze, kılıçla savaşlar olurdu. Vücutlarında bıçak ya da kılıç yaraları olurdu. Şimdi ülkeler bile bombalar ile savaşıyor. Hiç yara almadan başkasını öldürebiliyorlar. Bir insanın bütün bir vucüdu bulunmayacak şekilde parçalara ayrılabiliyor.

Kalmadı artık mütecessis gözlerin arasında cürretkar insanlar. Üstüne yürüsen korkarlar. Ama ben biliyorum, tırnaklarım sökülse bile doğru bildiğimden vazgeçmeyeceğim. Acılar içinde kıvranacağım. Kalbim ataklar geçirecek. Ama kendi benliğimi kaybetmeyeceğim.

Tavan çöküyor. Duvarlar üstüme geliyor. Peteklerin ısısı mayhoş bir hava yaratıyor. Gözlerim kapanıyor. Sersem bir uyku… Ruhum bedenimi üstünde süzülüp kendi pozisyonunu alıyor. Bu hayatta kendi ruhuyla barışık halde yaşayan kim kaldı ki…

Mütecessis gözler bunu asla anlayamazlar…

Bulutların gökyüzünün mavisini sömürmeye çalıştığı bir günden yazıyorum. Mavi ile grinin savaşını hiç sevmem oysaki. Ama işte melankoli olacak ya… Bunu sadece bir mayhoş, bir kedi ve karanlık bir çığlık anlayacak.

Sevgilerle….