Muğla’nın okuma kültürü

Author: Ömer Kırlı

Published:

Last Modified:

Muğla, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde okuma kültürü ve eğitim düzeyi bakımından her dönem ilk sıralarda yer almış bir şehrimizdir.

Yapılan araştırmalar bu durumu tesciller niteliktedir ve bu başarı, kesinlikle bir tesadüf değildir. Muğla’nın tarihi, her taşın altından fışkıran o derin geçmişiyle adeta okumakla ve yazmakla bitmeyecek bir zenginliğe sahiptir. Kültürü, gelenekleri, zeybeği ve mutfağıyla Muğla, başlı başına bir “konu abidesidir.”

EVLİYA ÇELEBİ’NİN GÖZÜNDEN: “FARİSİDAN” BİR HALK

Bu köklü eğitim geleneğini anlamak için rotamızı 1671 yılına, büyük gezgin Evliya Çelebi’ye çevirmeliyiz. Çelebi, Muğla’ya geldiğinde şehrin sosyal dokusuna dair hayati gözlemlerde bulunmuştur. Bilindiği üzere medreseler; Orta Çağ’dan Yakın Çağ’a kadar İslam dünyasının bürokratını, hakimini, doktorunu ve din adamını yetiştiren en temel kurumlardı. Evliya Çelebi, Muğla halkını şu sözlerle tanımlar:

“Gerçi Anadolu şehirlerindendir; amma halkı gayet şehri (medenî) ve farisidan (anlayışlı, feraset sahibi, uyanık) ve garip dostu bir kavmi vardır. Külah üzere beyaz Mevlevi sarığı sararlar, gayet salih kimselerdir.” Buradaki “farisidan” ifadesi, Muğla insanının sadece okumuş-yazmış değil, aynı zamanda meselelerin özünü kavrayan, yüksek idrak yeteneğine sahip bir topluluk olduğunu vurgulaması bakımından kritiktir. Çelebi’nin bir diğer tespiti ise doğrudan bu zihinsel yapıyı besleyen eğitim altyapısına yöneliktir:

“Ve bu şehirde ulema (bilginler) ve talebe çok olmak ile yedi medrese ve on bir mekteb-i sıbyan (ilkokul) vardır.”

BOZULMAYAN BİR KÜLTÜR KİMYASI

Koca bir çınar olan Evliya Çelebi’nin bu sözleri, Muğla’nın yüzyıllar öncesinden eğitime ve bilime ne denli önem verdiğini açıkça kanıtlıyor. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş sürecinde şehrin bu kültürel kimyası hiç bozulmamıştır. Muğla, eğitim düzeyi bakımından her daim öncü konumunu korumayı başarmıştır. Bugün Muğla hakkında hangi konuyu ele alırsak alalım, mutlaka geçmişin izlerini bu sağlam temellerde buluyoruz.Tarih bir bütündür. Muğla’nın 1920’lerde başlatılan okuma-yazma seferberliğine bu denli hızlı ve güçlü cevap vermesinin temel sebebi, halkın zihninde yüzyıllardır var olan hocaya, talebeye ve kitaba duyulan hürmettir. Medreseler o zihinsel zemini hazırlamış; Cumhuriyet ise bu zemini modern bilimle sulayarak bugünkü çağdaş seviyesine taşımıştır.