Küresel ekonominin korkulu rüyası: Hürmüz Boğazı ve ‘Siyah Kuğu’ senaryosu

Author: Cengiz Maraz

Published:

Last Modified:

Dünya ticareti bugüne kadar pek çok krizle sarsıldı. Ancak hiçbiri, Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapanması kadar büyük bir “sistem hatası” yaratma potansiyeline sahip değil.

Basra Körfezi ile Umman Denizi’ni birbirine bağlayan bu dar su yolu, bugün küresel lojistiğin en hassas noktası ve ekonomistler için tarihin en büyük “Siyah Kuğu” adaylarından biri olarak görülüyor.

Beklenmedik Darbe: Siyah Kuğu Nedir?

“Siyah Kuğu” kavramı, düşünür ve risk analisti Nassim Nicholas Taleb tarafından ortaya atıldı. Bu kavram; tahmin edilmesi son derece zor olan, gerçekleştiğinde dünya çapında büyük etkiler yaratan ve sonrasında geriye dönüp bakıldığında “aslında olacağı belliydi” denilen olayları tanımlar.

Hürmüz Boğazı’nın jeopolitik bir kriz nedeniyle deniz trafiğine kapanması, modern küresel ticaret düzenini kökten sarsabilecek tam anlamıyla bir Siyah Kuğu senaryosu olarak değerlendiriliyor.

Enerji Koridorunda “Nabız” Durursa

Uzmanlara göre Hürmüz Boğazı’ndan günlük yaklaşık 17 ila 20 milyon varil petrol taşınıyor. Bu miktar, dünyada deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık yüzde 30’una, toplam küresel petrol tüketiminin ise yüzde 20’sine denk geliyor.

Üstelik risk sadece petrol ile sınırlı değil. Dünyanın en büyük LNG ihracatçılarından biri olan Katar’ın sıvılaştırılmış doğalgaz sevkiyatlarının büyük bölümü de bu dar boğazdan geçiyor.

Boğazın kapanması halinde ilk domino taşı enerji piyasaları olacaktır. Petrol fiyatlarının kısa sürede 100–150 dolar bandını aşması sürpriz olmayacaktır.

Enerji fiyatlarındaki bu sıçrama; akaryakıttan elektriğe, plastikten gübre üretimine kadar birçok sektörde maliyetleri artırarak küresel ölçekte yeni bir enflasyon dalgasını tetikleyebilir.

Körfez Limanları İzole Oluyor

Lojistik açıdan Hürmüz’ün kapanması, Basra Körfezi’ni adeta dev bir ticaret gölüne dönüştürebilir.

Bölgenin lojistik kalbi sayılan:

gibi büyük limanlar dış dünya ile bağlantılarını kaybedebilir.

Bu durum gemi rotalarının değişmesine, navlun fiyatlarının hızla yükselmesine ve küresel tedarik zincirlerinde aylar sürebilecek aksamalara yol açabilir.

Navlun Fiyatlarında “Tsunami” Etkisi

Boğazın kapanmasıyla birlikte gemiler alternatif rotalara yönelmek zorunda kalacaktır. Ancak Basra Körfezi içinde yer alan limanlar için deniz yoluyla gerçek bir alternatif rota bulunmamaktadır.

Bu durum:

neden olabilir.

Sigorta ve Güvenlik Duvarı

Jeopolitik gerilimin artması, deniz taşımacılığındaki sigorta maliyetlerini de hızla yükseltir.

Armatörlerin ödemek zorunda kaldığı savaş riski sigortası primleri astronomik seviyelere çıkabilir. Bu durum bazı lojistik şirketlerinin bölgeye gemi göndermekten kaçınmasına ve küresel ticaretin ana damarlarında ciddi daralmalar yaşanmasına yol açabilir.

Alternatif Yollar ve Türkiye’nin Rolü

Hürmüz Boğazı’na alternatif olabilecek boru hatları ve kara bağlantıları, boğazdan geçen devasa ticaret hacmini tek başına karşılayabilecek kapasiteye sahip değildir.

Bu nedenle olası bir kriz durumunda gözler doğal olarak Türkiye’ye çevrilebilir.

Avrupa ile Asya arasında stratejik bir köprü konumunda bulunan Türkiye; gelişmiş liman altyapısı, kara yolu ağları ve demiryolu bağlantıları sayesinde alternatif ticaret koridorlarının merkezinde yer alabilecek potansiyele sahiptir.

Özellikle son yıllarda ön plana çıkan Orta Koridor hattı, Asya ile Avrupa arasındaki ticaretin Türkiye üzerinden yeniden şekillenebileceği önemli bir güzergâh olarak değerlendiriliyor.

Sonuç: Küresel Ticaretin Güvenlik Valfi

Pandemi ve bölgesel savaşların ardından zaten kırılgan hale gelen küresel tedarik zinciri için Hürmüz Boğazı adeta bir güvenlik valfi niteliğinde.

Bu valfin kapanması, sadece Körfez ülkelerini değil; New York’taki bir borsacıdan Avrupa’daki bir üreticiye, Türkiye’deki bir sanayiciden Asya’daki bir ihracatçıya kadar tüm küresel ekonomiyi etkileyecek bir ekonomik deprem anlamına gelebilir.