TRY - Türk Lirası
EUR
15,5025
USD
13,7027
GBP
18,1321
CNY
2,1490
7.3 C
Ankara
12.5 C
İstanbul
14.7 C
İzmir
5 Aralık 2021, Pazar
Diğer
    Ana SayfaYazarlarKoparılamayan takvim yaprakları...

    Koparılamayan takvim yaprakları…

    Avatar of züleyha palo
    Züleyha Palohttps://haberton.com/
    Züleyha Palo 1983 Erzurum doğumlu, Kendinin farkına vardığından beri kitap okuyor Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü’nünden mezun oldu ve şuan öğretmenlik yapıyor.

    Haftanın Öne Çıkanları

    Koparılamayan takvim yaprakları… Uzun süre aynı boşluğa baktım… Baktım, baktım, baktım; ısrarla, keşke ile ve lütfen diyerek…

    Ama orda belirmedi, her zaman oturduğu kanepede belirmedi. Bir boşluk ve bir yokluğun insana ne kadar acı verebileceğini ilk kez anlıyorum, ilk kez…

    Sabahın ilerlemiş saatleri. Bir kez daha odasına giriyorum biraz daha iyi mi diye görebilmek için ama ne acı ki çenesi göğsüne düşmüş vaziyette buluyorum onu. Soğukkanlı olmalıyım, bu başlangıç o son olmamalı, şimdi değil, baba lütfen şimdi değil… Ama bir yıl önce doktora gittiğimizde gözünü kırpmadan kurmuştu doktor o cümleyi bana: Hastalığın son evresi, hastanızla daha çok vakit geçirin… Yani bir süre sonra artık göremeyeceksiniz demiyor da hastanızla daha çok vakit geçirin diyor. Anlıyorum ama kabul etmek başka bir şey, kabul edemiyorum.

    Daha çok vakit geçiriyorum babamla, daha çok… Türlü bahanelerle odasına giriyorum. Annemi çağırdığında bile hemen yanı başında bitiveriyorum. Su isterdi daha çok, küçük bardakla… Hemen götürüyor ve yavaş yavaş içiyor olmasını seyrediyorum. Ardından hep hayır dua. Çok iyi bir evlat oldum mu bilemiyorum ama o hep hayır dua etti… Anne ve baba olmanın ne demek olduğunu bilmiyorum ama anne ve babaların mutlaka cennete gideceklerini adım gibi biliyorum… Ben Halide yaşayan bir babaya gün ve gün veda eden gözlerle bakmanın da ne demek olduğunu biliyorum…

    Takvim yapraklarını babam kadar ilgi ile okuyan ve saygı ile saklayan başka biri daha var mıdır acaba? Odama her yıl bir takvim alıyor ve her günün takvimini götürüyorum ona. O bahane ile sarılıyor ve baba diyorum seni çok seviyorum. O gün bu cümleyi kurmuş ve babama sıkıca sarılmış olduğum için şimdi Tanrı’ya şükrediyorum. Rahmetli olduktan sonra bir ay boyunca odası “babam” kokuyor, gerçekten öyle oluyor… Sonra sonra azalıyor koku ama ben hâlâ alabiliyorum o kokuyu, bilenler bilir. Zira özlem bir koku ile doluyor insanın kalbine…

    Koparılamayan takvim yaprakları...
    Koparılamayan takvim yaprakları…

    Ambulansın felaketi çağıran o sesi ile hastaneye doğru gidiyoruz. Sürücüye neden çalıyorsun bu sesi diyen gözlerle bakıyorum, susuyor… Sonra dönüp arkaya bakıyorum. Hanımefendi lütfen bakma diyor. Bakmıyorum ben de, bakamıyorum… Önüme dönüp kendimi bırakıyorum. Kabul etmiş olmalıyım ki ağlıyorum ve içimden hep şimdi değil diyorum, baba lütfen şimdi değil…

    Hastaneye vardığımızda acilde hemen ilk müdahale yapılıyor babama, kendine geliyor, beni tanıyor ya da bana öyle geliyor… Buradayım diyorum, ben hep buradayım Gün boyunca sağlık çalışanları damar yolu açarken, iğne yaparken bir elim kolunu tutuyor bir elim sırtında; buradayım, ben hep buradayım. Bir yerin ağrıyor mu baba diyorum. Hayır diyor. Bu hayatım boyunca duyduğum en güzel cümle olabilir. Zira yaşamak sevdiğin bir insanın acı çekmediğini bilmekle eşdeğer… Bu kesinlikle böyle; orada ve o anda bunun farkına daha çok varıyorum.

    Biraz daha kendine gelen babam sürekli Nesrin diyor, hep Nesrin… Baba diyorum annem evde, istersen hemen getireyim. Yok diyor. Sonra bir şeyler yesin, içsin istiyorum. Doktora soruyorum biraz bir şeyler yese diye. Yedirebilirseniz tabi diyor. Donuk gözlerle bakıyorum doktora; susuyor, gözlerini kaçırıyor… Çaresizlik içerisinde şimdi değil diyorum, baba lütfen şimdi değil… Su ve süt alıp götürüyorum. Baba süt içer misin diyorum. Biraz su diyor. Ve mutluluk içerisinde babama su içiriyorum, iki yudum su… O anda babamın bu fani dünyada içtiği son yudumları olduğunu bilmiyorum, bilemiyorum…

    Akşama doğru hastayı yoğun bakıma alacağız diyorlar. Ağabeyime bakıyorum soran gözlerle, gözlerini kaçırıyor. Annemi getirmek istiyorum hemen zira ben annemle babamın gerçek birer hayat arkadaşı olduklarını çok iyi biliyorum. Annemi alelacele getirdikten sonra yoğun bakıma alıyorlar babamı. Ve ben onların birbirlerini son kez olsun gördüklerini bilmiyorum, bilemiyorum… Günler geçiyor, babam hâlâ yoğun bakımda. Artık göremiyoruz ama hep umuyorum; şimdi değil, baba lütfen şimdi değil…

    İki hafta sonra bir gece aniden uyanıyorum. Ardından bir telefon geliyor anneme ve annem acı içerisinde ağlamaya başlıyor, anlıyorum…

    Babamın takvimi odamın duvarında asılı duruyor. Her sabah uyanıp önce “Baba seni çok seviyorum” diyorum… Ama hiç koparmıyorum, koparamıyorum…

    Koparılamayan takvim yaprakları… uzun süre aynı boşluğa baktım... Baktım, baktım, baktım; ısrarla, keşke ile ve lütfen diyerek...
    Koparılamayan takvim yaprakları… Uzun süre aynı boşluğa baktım… Baktım, baktım, baktım; ısrarla, keşke ile ve lütfen diyerek…

    İlkokuldan mezun olduktan sonra içimdeki okuma azmini görüp beni okuttuğun için,

    Her akşam hesabını yaparken beni yanına çağırıp o günkü harçlığımı verdiğin için,

    Üzerimdeki eski kaban içerisinde ezilip büzüldüğümü görünce, beni mağazaya götürüp sırtıma o çok sevdiğim kabanı aldığın için,

    Beden Eğitimi dersinde benim de arkadaşlarım gibi eşofman takımı giymemi sağladığın için,

    Soğuk ve karlı Erzurum akşamlarında o çok sevdiğin minibüsünle beni evimize kavuşturduğun için,

    Ve ardında kendimi yalnız hissetmeyeceğim ablalarımı, kız kardeşimi, ağabeyimi ve annemi bıraktığın için

    Teşekkür ederim…..

    Haber Bültenimize Abone Ol

    En son haberler, teklifler ve özel duyurulardan haberdar olmak için.

    Çok Okunan Kategoriler

    Güncel Haberler