Kocaman bir hiç

Author: Emine Güler

Published:

Last Modified:

Koskocaman varlığımız ile yokluğumuz arasında var olan “Hiç”. Kimine göre sabahları başlar gün kimine göre gece. Bazısına gün bitmek bilmez bazısına ise yetmek bilmez. Nasıl bir dünya ki toklar aç, açlar ise tokum der.  

Güneş bunca zaman asırlardır doğuyor. Zengin-fakir, kadın-erkek, hayvan-insan demeden. Renk, ırk, makam, mevki gözetmeksizin herkesin, her şeyin üzerine doğuyor. Işığını adeta bir nur gibi saçıyor. Dağa, taşa, toprağa, gökyüzüne, yeryüzüne, uçan kuştan, yürüyen karıncaya, yağan yağmur bulutundan, çölde esen rüzgarına kadar her yerde ve her zaman.

Öyleyse sen kimsin, ben kimim, biz kimiz ki bu ayrımcılık, ego niye?

Mutsuz musun?

Bende öyle.

Batı dünyası alıştırılmışız bir kere vermişler zehiri içimize.

Sanki sürekli her an mutlu olacakmışız gibi hissettirmeye.

Mutluluğu maddede aratıp doyumsuzluk yaratılmış sonrasında.

Bir dünya kurulmuş…

Her şey zorundaymışçasına dayatılmış.

Küçücük insan kocaman kâinatta boğulup, sıkışıp kalmış.

Oysa her canlıya yetecek yer varmış.

Kötüler, masallardaki cadılardan daha kötü.

İyiler, kendini saf ve enayi hissedip görecek kadar masum ve çaresiz kalmış.

Dünya içinde var olan kaosu gördükçe daha da hızlı dönüp durmaya başlamış.

İçindekiler sallansın da akılları başlarına gelsin diye.

Akıllanmışlar mı? Hayır.

Savaşlar, zulümler, arttıkça artmış.

En çok yine en masumlara olan olmuş.

“Çocuklar”

Dünyaya gelirken ağladıkları yetmemiş giderken de ağlatmışlar.

Dünya bu durur mu? Durmaz!

İnsan bu akıllanır mı? Akıllanmaz.

Peki, insan ise bunu yapar mı? Yapmaz…

Gelelim bize. Güneş her sabah doğuyorsa umut var demektir.

Mutluluk ? o da var ama her zaman değil.

Sütlaç gibi tatlı ama bazen ve ara ara.

Yapılan araştırmalara göre (Sonja Lyubo, Ken Sheldon, David) pozitif psikoloji alanında mutluluğun formülünü üç şeye bağlarlar. Doğuştan gelen genetik mizaç, yaşam koşulları ve yapılan gönüllü işler.

Genetik mizacınızı bilemem, yaşam koşulları herkesin farklı malum. Öyleyse gelin gönüllü işler yapalım. Gönülden gönüllere sevgi için akalım.

Çünkü gerisi Platon’un mutluluk için dediği gibi;

Bir dünya mal mı yitirdin?

Üzülme buna, bu bir hiç,

Bir dünya mal mı kazandın,

Sevinme buna, bu bir hiç,

Geçer acıların, hazların,

Geç sen de dünyadan, bu bir hiç.

Esen kalınız…