Kitap fuarlarında kaybolan keşif ruhu
Author: Gülten Avşar
Published:
Last Modified:
Dayatılan kitaplar, sınırlanan hayaller ve öğretilmiş sistem… Kitap fuarları, yıllardır edebiyat dünyasının en büyülü buluşma noktalarından biri olmuştur.
Okurlar ve yazarlar bu etkinliklerde bir araya gelir; kimi zaman birkaç satırda bir ömürlük ilham verilir, kimi zaman bir çocuğun hayatını değiştirecek ilk kıvılcım orada yanar. Özellikle genç beyinlerin edebiyatla tanışmaları için büyük fırsatlar sunan bu fuarlar, maalesef günümüzde bir “öğretilmiş sistem”in gölgesinde anlamını yitiriyor.
Çoğu okul grubu fuarlara büyük bir hevesle gelirken, öğrencilerin kitapları özgürce keşfetmelerine izin verilmediğini görmek oldukça düşündürücü. Öğrenciler, çoğu zaman öğretmenlerin ya da organizasyonların belirlediği yayınevlerine yönlendirilir, hangi yazarla görüşecekleri, hangi kitabı alacakları önceden belirlenmiş olur. Kitaplar arasında kaybolmaları, kendilerine hitap eden satırları bulmaları için gereken zaman onlara tanınmaz. Bazen kitaplara göz atamadan, hızlıca sıraya dizilip otobüse bindirilirler. Oysa fuar, tam da bu özgür arayışın mümkün kılındığı bir alan olmalıydı.
Bu dayatılmış yapı, belki öğretmenlerin iyi niyetiyle, belki de sistemin dayattığı zaman baskısıyla şekilleniyor. Ancak sonuç aynı: Çocuklar, kitaplarla bireysel bağ kuramıyor. Kendi edebi zevklerini geliştirmek, farklı türlerle tanışmak ya da içlerinden gelen merakla bir yazarla konuşmak yerine, önlerine konulanı kabulleniyorlar. Bu da yalnızca okuma alışkanlığını değil, sorgulama, düşünme ve keşfetme becerilerini de zayıflatıyor. Geleceğin bireylerini, tek tipleştirilmiş kalıplar içinde düşünmeye itiyor.
Oysa kitap fuarları, gençler için yalnızca birer alışveriş alanı değil; ilhamın, diyaloğun ve keşfin merkezi olabilir. Bir çocuğun bir yazarla ayaküstü yaptığı kısa bir sohbet, belki de onun kalem tutmasına vesile olacak. Farklı türlerden kitaplara göz atması, dünyaya bakışını değiştirecek. İşte bu yüzden, hem eğitimcilerin hem de organizasyonların, bu etkinliklerin gerçek potansiyelini fark etmesi gerekiyor.
Çocuklara alan açmak, onları dinlemek, onların seçimlerine güvenmek… Belki de geleceğin yazarlarını, düşünürlerini, sanatçılarını böyle yetiştirebiliriz. Kitap fuarlarını bir görev listesinden çıkartıp, birer keşif alanına dönüştürmek bizim elimizde. Yeter ki o kaybolan keşif ruhunu yeniden hatırlayalım.