Kırık hayal Kerkük

Author: Ömer Kırlı

Published:

Last Modified:

Atatürk, stratejik anlamda öyle büyük bir liderdi ki, ileri görüşü her daim güncelliğini korudu.

O sadece yeni bir devlet kurmakla kalmadı, aynı zamanda o devletin geleceğini garanti altına alacak nice planlar yaparak bizlere bir vizyon sundu. Hatta ömrü müsaade etseydi, belki de bugün sahip olduğumuz sınırlardan çok daha geniş bir toprak bütünlüğüne sahip olabilirdik. Onun dehası, sadece düşmanı yurttan kovmakla sınırlı değildi; aynı zamanda ülkenin geleceğini inşa etmek ve onu kalıcı kılmaktı. Bu vizyoner duruşuyla, Atatürk, Misak-ı Millî sınırları içerisindeki gücünü her daim hissettirmek istemiştir.

Hatay için “şahsi meselem” demiş ve bu sözüyle vatan toprağının ne denli kişisel bir dava olduğunu tüm dünyaya göstermiştir. Bu kararlılığı düşündükçe aklıma hep şu soru gelir: Atatürk, eğer ki bir yirmi yıl daha yaşasaydı, Kerkük de bugün Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde olabilir miydi? O, yeni kurulan bir devletin etkisini artırmak adına gece gündüz demeden çalışmış, her cephede mücadele etmiştir.

Son günlerde, babamın sağlık sorunları nedeniyle kitap okumaya bir türlü fırsat bulamamıştım. Neyse ki, taburcu olduktan sonra kendime ayırdığım bu zaman diliminde, Osman Pamukoğlu’nun yazdığı “Kırık Hayal Kerkük” kitabını okuma fırsatım oldu. Paşa’nın hemen hemen tüm kitaplarını büyük bir ilgiyle okumuş biri olarak, bu kitabı da elimden bir an olsun bırakamadım. Öyle içine aldı ki beni, saatler, dakikalar, saniyeler su gibi akıp gitti.

Osman Pamukoğlu, kitabında Atatürk’ün Kerkük meselesine ne denli hâkim olduğunu, büyük bir liderin stratejik dehasını kısa bir roman tarzında kaleme almış. Kitabın sonundaki Almanya ile ilgili söylediklerinin, 1932’de dile getirdiği öngörülerin sonradan doğru çıkması, onun ne denli büyük bir stratejist ve lider olduğunu bizlere bir kez daha göstermektedir. Bu nedenle, Kerkük meselesine merakı olanlar, bir vatanseverin kaleminden çıkan bu kıymetli eseri mutlaka okumalı ve arşivlerinde bulundurmalıdır. Zira bu kitap, sadece tarihi bir olaydan ibaret değil; bir liderin yarım kalan hayallerini ve vatan sevgisinin ne kadar derin olabileceğini de gözler önüne seriyor.

Osman Pamukoğlu, yazarlık bakımından birçok konuda örnek aldığım bir kişiliktir. O, vatanseverliğiyle, PKK’ya karşı yürüttüğü sayısız başarılı operasyonla, duruşunun ne kadar sağlam olduğunu kanıtlamıştır. Onun sahadaki bu başarısının ardından gelen yazarlık kariyeri ise takdire şayandır. Çünkü Pamukoğlu, yalnızca teorik bilgilerle değil, bizzat yaşadıklarıyla, mücadelesiyle kaleme aldığı her eserinde, okuyucuyu derinden etkileyen bir gerçeklik sunar.