Kayıp harflerin sessiz çığlığı

Author: Hazal Kılınç

Published:

Last Modified:

İstanbul’un en kadim yapılarından biri olan Feshane, bu kez taş duvarlarının ardında sadece sanat değil, aynı zamanda geçmişin izlerini, unutulmuş dillerin yankısını ve kültürlerin birlikte yaşama arzusunu barındırıyor.

Ahmet Güneştekin’in “Kayıp Alfabe” sergisi, zamanın unuttuğu harfleri, kaybolmuş hikâyeleri ve bastırılmış kimlikleri sanatın evrensel diliyle yeniden görünür kılıyor.

Sergi, sadece bir estetik şölen değil; aynı zamanda bir hafıza mekânı. Her eserde, Anadolu’nun kadim medeniyetlerinden, Mezopotamya’nın bereketli topraklarına uzanan bir yolculuk saklı. Her renk, her figür, her harf; bazen bir halkın yok sayılan sesi, bazen bir annenin ağıtı, bazen de köklerinden koparılmış insanların fısıltısı gibi yankılanıyor salonlarda.

Ahmet Güneştekin, alışılagelmiş anlatım biçimlerinin ötesine geçerek, hafızaya kazınmış acıları, umutları ve dirençleri birer sembol gibi sunuyor izleyiciye. Onun eserlerine bakarken sadece gözlerinizle değil, yüreğinizle görüyorsunuz. Çünkü bu sergi, sadece sanatseverleri değil, kalbinde insanlık taşıyan herkesi derinden sarsıyor.

“Kayıp Alfabe”, susturulmuş sesleri, unutulmuş alfabeleri ve bastırılmış kimlikleri bugüne taşıyarak hem bir yüzleşme hem de bir iyileşme alanı sunuyor. Bu sergide her adım, içsel bir yolculuk. Her eser, geçmişle yapılan barışın bir yankısı gibi..

Sanatın birleştirici gücüne inanan, hatırlamanın ve anlatmanın iyileştirici kudretini yüreğinde taşıyan herkes için bu sergi, sadece görülmesi gereken bir etkinlik değil; hissedilmesi gereken bir deneyim.

Sanatı, geçmişi ve insanı bu kadar derin ve zarif biçimde bir araya getiren Ahmet Güneştekin’e ve bu deneyimi bizlere sunan Feshane’ye gönülden teşekkür ederim.