Kadın olmak zordur bu hayatta

Author: Dünya Pamuk

Published:

Last Modified:

Ülkemizde kadın cinayetleri hususunda gerçek verilere ulaşmak neredeyse imkansız, kısmi bilenen 2010 – 2020 arası 2.534 kadının öldürüldüğü, kadın cinayetlerine hergün bir yenisi ekleniyor kadın olmak zordur bu hayatta.

İnsan olarak belirli bir kültürün ve yapının tam ortasına doğuyoruz. Bu doğuşta ne dilimizi ne de cinsiyetimizi/ırkımızı seçme şansımız söz konusu değil. Bu olgular belirli anlam ve kavramları da beraberinde getiriyor. Öyle ki bugün her birimizin birbirinden bağımsız ve kendine özgü fikirleri, yetiştiriliş tarzı, ahlak anlayışı ve dahası “Bence!”‘si var ve ne yazık ki bu bencil durumu toplumun ideoloji, ahlaki ve bütünlük duygu ve durumlarını karmakarışık hale sokan bir etmen.

Bir de bunun yanına “Kadınlık” kelimesi itiştirilince ortaya iğrenç bir algı çıkıyor; “Hak Etmiştir!” Bu algının yer ettiği zihinlerin günümüzde gitgide artması ve gelecek nesillere de ulaşacak olması ne kadar korkunçsa, bugün de buna dur diyemiyor olmamız o denli korkunç, iğrenç ve yanlış. Kadın kelimesinin çağrıştırdığı etkenlerden biride kadına/kadınlığa yönelik bir söylem alanı oluşmasına izin verilmiş olması ki bu; çeşitli konuşma yollarının apaçık olduğu gerçeğini gözler önüne seriyor.

Oysa ki kadın, bir cinsiyet ve cinsellik kategori üyesi olarak varsayıldığında sosyal ve ekonomik eşitsizliklerin birincil mağduru olarak ele alınıyor. Halbuki insanların cinsiyetsel kimliklerinin her zaman göreceli olarak akışkan olduğunu çok çabuk unutuyoruz, unuttuk. Kaldı ki bugün kadını bir objeden farksız kılan zihniyetin kadına yönelik gerek bedensel gerek zihinsel gerek psikolojik olarak uyguladığı şiddetin topluma yansıdığı hali, yaş aralığı fark etmeksizin nasıl da yetiştirilemediğimiz ve cehalet ile yarıştığımız gerçeğini tüm çıplaklığı ile öne çıkarıyor.

Bugün bir anne, kız kardeş, eş gibi değerli kelimelerin var olmasındaki ana neden olan kadının, kadınlığına getirilen en ufak darbe ne yazık ki özgüvensiz ve sesini kısmak zoruna bırakılan korkak kadınların yetişmesine neden oluyor.

Kadın olmak zordur bu hayatta
Kadın olmak zordur bu hayatta

Belki yanlış tercihler, ani kararla alınıp yapılan hatalı evlilikler, bir erkeği son çare kurtuluş olarak gören ilişkiler ve maddi/manevi kendini yetersiz sanan kadınlarımızın “Mecburiyet” tahtında ele aldıkları ve katlandıkları erkek baskısı, şiddet ve adını ağzımıza çok kolay aldığımız ancak uğruna kızlarımızı/kadınlarımızı kaybettiğimiz “Namus” bayrakları sonucu cinayetler ile; verilen istatistik rakamları çöpe attığımızda ortalama her gün 5 kadınımız ölüyor, bu vahim tablo içerisinde yüzlerce kadınımızı kaybettik, kaybetmeye devam ediyoruz.

Ülkemizde kadın cinayetleri hususunda gerçek verilere ulaşmak neredeyse imkansız, kısmi bilenen 2010 – 2020 arası 2534 kadının öldürüldüğü ancak 3. Sayfa haberi olarak gündemden düşülen kadınlarımızın isimlerinin, hayatlarının, hayallerinin üzerinden kolayca geçiyoruz. Bu tam olarak insanlığın hangi kısmı?

Kadınlara yansıtılan bu şiddetin sözde binlerce sebebi olabilir ancak coğrafi açıdan ele alındığında bir erkeğin ailede ki yetiştirilişi çokça mühim. Öyle ki, ailede annesinin veya kardeşlerinin şiddete maruz kaldığını görerek büyüyen/büyütülen erkeklerin bunu normal olarak algılaması kaçınılmaz bir gerçek. Üstelik bunu ileriki hayatında tanıdığı/tanımadığı tüm kadınlara uygulamakta kendine hak sanan bireylerin gerek psikolojik gerekse ailevi yönden tedavi almaları şart. Hiç olmadığı kadar şiddete bağlı olan toplumuzun git gide artan ve kişilerin kendilerince uydurdukları sebeplerle kadınlara kıyılması, “Adalet Nerede?” sorusunu sormamıza sebep oluyor.

Öyle ki, bir kravat takıp takım elbise ile iyi halden yararlanan kişilerin serbestlik sonunda – varsa şayet – amiyane tabirle yarım kalan işini bitirmesine kapı açıyor ve bunun anayasal olarak uygun görülmesi insanlığın bittiği gerçeğini gözler önüne seriyor.

Kabul edelim ki önlenemeyen kadın cinayetlerine hergün yenisi ekleniyor ve günümüzde ki bu vahşet olaylarına ya intihar süsü veriliyor, ya da kişiler kendilerince kılıf uyduruyor. Adı, yaşı fark etmeksizin yitip giden kadınlarımızı artık zarar göremeyecekleri en güvenilir yer olan toprağa emanet ediyoruz.
Utanıyorum. Utan Türkiye‘m.