İki devin atışması; Ulus’un tespihi, Kızılay’ın evrak çantasına karşı

Author: Ramazan Suçek

Published:

Last Modified:

Ankara’da hayat, Ulus Heykel ile Kızılay Gökdelen arasında gidip gelen devasa bir “karakter” mücadelesidir.

Eğer bu iki semt dile gelseydi, herhalde Ankara’da yer yerinden oynar, ego otobüsleri bile şaşkınlıktan rotasını şaşırırdı.

​1. Perde: Ulus’un “Eyvallahı”​Ulus, Ankara’nın eski toprak, kurt abisidir. Kızılay’a bakıp bıyık altından güler: “Bak bak” der, “Boynuna o kravatı takmışsın, koltuğunun altına o deri çantayı sıkıştırmışsın ama hala cebinde iki otobüs biletin yok. Sen binalarını parlatırken, ben burada memleketin senedini imzaladım be koçum! Senin o plaza ışıkların, benim Ankara Kalesi’nin gölgesi kadar bile ağırlık yapmaz.” Ulus için Kızılay, “sosyete özentisi bir memur çocuğu”dur.​

2. Perde: Kızılay’ın “Resmiyet” Savunması​Kızılay ise o meşhur gri vakarını bozmadan, cebinden parlament mavisi kalemini çıkarıp cevap verir: “Yahu Ulus abi, hala o 50 yıllık kahve kokusuyla, o bitpazarı mantığıyla devlet mi yönetilir? Ben burada strateji planlıyorum, ihaleler açıyorum, medeniyetin nabzını Karanfil Sokak’ta tutuyorum. Senin orada hala ‘çakma saat’ satıyorlar, ben burada dünyanın bilgisini Metro alt geçidindeki sahafçılarda döndürüyorum. Sen tarihin tozusun, ben geleceğin vizyonuyum!”

​3. Perde: “Atakule” Diplomasisi ve Ortak Kader​Atışma devam ederken Ulus araya girer: “Vizyonmuş! Atakule’yi diktiniz de ne oldu? Tepesinde dönüp duruyorsunuz, yine de benim Hacı Bayram’daki o huzuru bulamıyorsunuz. Sen o ‘Ego Cepte’ uygulamasına bakıp dururken, ben rüzgarın esişinden yağmurun yağacağını biliyorum. Senin o plaza çocukların ayazı görünce atkısına sarılıyor, benim bebelerim ayazı şerbet niyetine içiyor!”​

Kızılay hafifçe gülümser: “Doğru dersin abi, senin ayazın serttir ama benim de Metromun altı sıcaktır. Sen ‘eski’sin diye ben ‘yeni’ oldum. Ama ikimiz de biliyoruz ki, Ankaralı bir simidi böldüğünde, yarısını senin orada, yarısını benim buralarda yer. Biz bir madalyonun iki yüzüyüz; sen benim kökümsün, ben senin vitrininim.

“​SONUÇ: ULUS-KIZILAY PAKTI! ​Neticede; Ulus o “mert” duruşuyla, Kızılay ise o “bürokratik” aklıyla Ankara’yı Ankara yapar. Biri nankörlüğe pabuç bırakmaz, öbürü nizamdan taviz vermez. Bu iki semtin kavgası, aslında bu vatanın nasıl ayakta kaldığının özetidir: Bir yanımız tarih, bir yanımız gelecek; ama her iki yanımız da Ankara ayazı kadar gerçek!