İBB davasında 10’uncu gün: Murat Çalık savunma yaptı
Author: Haberton
Published:
Last Modified:
AI Context Summary
Tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, İBB'ye yönelik yolsuzluk davasında savunma yaparak, iddiaların temelsiz olduğunu ve kendisine yöneltilen suçlamaların geçersiz olduğunu savundu.
- Çalık, 4 bin sayfalık iddianamede gizli tanık beyanı olmadığını ve somut bir menfaatin söz konusu olmadığını belirtti.
- İddia edilen rüşvet suçunun, kamu görevlisi olmadığı dönemde işlendiğini ifade etti.
- Uğur Güngör'ün ifadelerinin çelişkili olduğunu ve güvenilirliğinin sorgulanması gerektiğini vurguladı.
- İddianamede yer alan inşaat süreçlerinin usule uygun olduğunu savundu ve ticari uyuşmazlıkların ceza hukuku zeminine taşındığını belirtti.
- Çalık, kendisine yöneltilen suçlamaların, rutin belediye işlemlerinin yanlış yorumlanmasından kaynaklandığını öne sürdü.
Tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık savunmasında, “4 bin sayfalık iddianamede, gizli tanık beyanı yok. Elde edilen somut bir menfaatten dahi bahsedilememiş olması, aslında örgütlü suç isnadının temelsiz olduğunu göstermektedir” dedi.
İBB’ye yönelik ‘Yolsuzluk’ davasında aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 107’si tutuklu 407 sanık duruşmanın üçüncü haftasında hakim karşısında. Davanın 10’uncu duruşmasında görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık savunma yapıyor.
‘O DÖNEMDE KAMU GÖREVLİSİ DEĞİLDİM’
Tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık savunmasında, “4 bin sayfalık iddianamede, gizli tanık beyanı yok. Elde edilen somut bir menfaatten dahi bahsedilememiş olması, aslında örgütlü suç isnadının temelsiz olduğunu göstermektedir. Kaldı ki suç örgütü kavramının ne anlama geldiğini elbette bilirim. Hayatımın hiçbir döneminde suç teşkil edecek herhangi bir yapının parçası olmadım. Kişisel değerlerim, mesleki ilkelerim ve kamu görevine bakış açım bunun mümkün olmadığını sizlere de gösterecektir. Peki geriye ne kalmıştır. Sürekli ifade değiştiren, beyanları değiştikçe kendi içerisinde ve birbiriyle çelişen sanık ifadeleri. Bu kişiler etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmış ya da yararlanma beklentisi olan şahıslar. Ancak benim durumumda bir tuhaflık var. Nedir bu tuhaflık. Bana yönelik suçlamalarda bulunan kişiler örgütün varlığından haberdar değiller. Örgütün varlığını reddeden bu kişiler, nasıl oluyor da örgütlü suçlarla ilgili hükümlerden etkin pişmanlık yoluyla faydalanmaktadırlar. Aynı durum rüşvet suçu bakımından da geçerlidir. Rüşvet, sadece bir kamu görevlisinin fail sıfatıyla işleyebileceği bir suç türüdür. İddia edilen dönemde kamu görevlisi değildim; belediye başkan danışmanıydım. Haliyle benim rüşvet suçunun faili olmam teknik açıdan mümkün değil. Bu bile, sadece kamu görevlilerinin işleyebileceği bir suç bakımından hukuki bir belgenin eksikliğini göstermiyor mu.” dedi.
‘AÇIK VE NET REDDEDİYORUM’
Çalık, “Gürpınar’da Polis Merkez Amirliği yaptık. 3 bin 200 metrekarelik bir binayı 10 ayda bitirdik. Eski Bakanımız Sayın Ali Yerlikaya o dönem İstanbul Valisiydi; 10 ay gibi kısa bir sürede yapıp, bizim için canını vermekten imtina etmeyecek olan Türk Polis Teşkilatına binamızı teslim ettik. Sonra müftülük için bir bina yaptık. İlçe Seçim Müdürlüğü’ne bina yaptık. Üç devlet okulu yapıp kamuya bağışladık; hayırseverlerimizle birlikte yaptık ve bağışladık. Bunlardan iki tanesi bu iddianameye ‘Rüşvet suçu’ olarak girdi. İddianamede ‘Örgütün Beylikdüzü dönemi’ denilerek 7 eylemden sorumlu olduğum iddia edilmektedir. Kısa ve net olarak ifade etmek isterim ki; görevim gereği tamamen mevzuat çerçevesinde yürüttüğüm rutin işlemlerin sanki gayrimeşru bir menfaatin aracıymış gibi gösterilmesini açık ve net bir şekilde reddediyorum. ” dedi.
‘UĞUR GÜNGÖR HER İFADESİNDE BİR ÖNCEKİ BEYANINI DEĞİŞTİRMİŞTİR’
Çalık, “İddia makamı, 2015-2016 yıllarına ilişkin olayda, aradan yaklaşık 9-10 yıl geçtikten sonra ifadesini değiştiren ve kendisini ‘Rüşvet veren’ olarak konumlandıran ihbarcı Uğur Güngör’ün iddialarına dayanmaktadır. Uğur Güngör, konut olan yerlerin dükkana çevrilmesi için belediye yetkilileri tarafından rüşvet talep edildiğini iddia etmektedir. Yine iddianamede; arsa sahibi müteahhit firmanın, kendisine ‘Konut olarak gözüken yerlerin dükkana çevrilmesi için belediyeye 15 milyon lira rüşvet verilmesi gerektiğini’ söylediği ileri sürülüyor. Uğur Güngör, ilk aşamada bu teklifi kabul etmediğini; daha sonra Veliddin Küçük’ün ricasıyla Zafer Gül ile birlikte Mehmet Murat Çalık’ın, yani benim yanıma geldiğini iddia ediyor. Bu görüşmede benim kendisinden 15 milyon lira talep ettiğimi, rüşvet talebini reddetmesi üzerine de benim ‘Buradan çıkarsan bir daha giremezsin’ dediğimi; o sırada Ekrem İmamoğlu’nun karşı odadan çıktığını ve ‘Ne oluyor burada’ dediğini, sonra oradan ayrıldığını söylüyor. Bakın; sonra da Zafer Gül ve Mehmet Murat Çalık’ın ısrarı üzerine senet vermeyi kabul ettiğini söylüyor. Şimdi, az önce neredeyse yumruk yumruğa kavga edeceğimiz adama, kendi ifadesine göre ben mi kefil oluyorum. Senetlerin karşılığını ödeyemeyince de 13 daire verilmesi konusunda anlaştığını, Asoy firmasına devir yaptığını; Asoy firmasının da devredilen dairelerden bir kısmını Gül İnşaat’a ve Gül Kentsel Tasarım’a yani müteahhit firmasına geri devrettiğini, dolayısıyla kendisinin dolandırıldığını ve aslında Beylikdüzü Belediyesi ile Gül İnşaat ve Gül Kentsel Tasarım’ın birlikte hareket ettiğini iddia etmektedir. Uğur Güngör her ifadesinde bir önceki beyanını değiştirmiştir” dedi.
‘ASIL MESELE İDDİAYI ORTAYA ATANIN GÜVENİLİR OLUP OLMADIĞI’
Çalık, “Asıl mesele, burada ifadelerdeki veya beyanlardaki çelişki de değil; asıl mesele, iddia edilen fiilden önce iddiayı ortaya koyan kişinin güvenilir olup olmadığıdır. Benim T.C. kimlik numaramı sistemden girseniz; geçmişte hangi suçları işlediğimi veya bir UYAP kaydım olup olmadığını görebilirsiniz. Baksanız, sadece bu dosyayı göreceksiniz. Eğer Uğur Güngör’ün UYAP kaydına baktığınızda 200’den az kaydı varsa, ben huzurunuzda bütün iddiaları kabul edeceğim. 2006 yılında arsa sahibi Velittin Küçük’ün çocukları ve hissedarları, müteahhit firma ise Uğur Güngör’ün şirketi olan Nusra İnşaat’tır. Ruhsat şöyle bir prosedürdür: Ruhsatı aldığınızda, 5 yıl içinde bitirmeniz; 2 yıl içinde ise inşaata başlamış olmanız gerekir. Başlamazsanız veya 5 yıl içinde bitiremezseniz, inşaat hangi seviyede olursa olsun ruhsatın yenilenmesi lazım. İlk 5 yılda bitirilemeyen inşaatın ruhsatı, ikinci 5 yıllık dönemde, 10 Ekim 2010 tarihinde bu sefer AK Partili Yusuf Uzun’un belediye başkanı olduğu Beylikdüzü Belediyesi tarafından yenileniyor. Yine ruhsat bilgilerine bakıyoruz arsa sahibi değişmemiş; Velittin Küçük’ün çocukları ve hissedarları ama burada temel bir değişiklik var. Müteahhit firma artık Velittin Küçük’ün şirketi olan Beylikkent İnşaat’tır. İkinci 5 yıllık turda da inşaatı bitiremiyorlar. Bizim dönemimizde, 22 Ekim 2015 tarihinde, bu sefer İmamoğlu’nun belediye başkanı olduğu Beylikdüzü Belediyesi tarafından ruhsatı biz yeniliyoruz. 2015 yılındaki ruhsat bilgilerine baktığımızda, bu sefer arsa sahibinin değiştiğini görüyoruz; hani Velittin Küçük’ün çocuklarıydı ya, artık arsa sahibi ‘Nusra İnşaat’ yani Uğur Güngör olmuş. Müteahhit firma da yine Nusra İnşaat olmuş. Daha sonra bunların aralarındaki ticari davaları da okuduğum için merak ettim; Velittin Küçük ne oldu. Velittin Küçük de o tarihten sonra bu dosyada ‘Komisyoncu’ olmuş” şeklinde konuştu.
‘CİDDİ BİR UYUŞMAZLIK İÇİNDELER’
Çalık, “İddia makamının iddianamede yer alan ‘Yapılacak olan inşaatın usule aykırı şekilde dükkan niteliğine dönüştürülmesinin amaçlandığı’ şeklindeki değerlendirmesi baştan sona hatalıdır. Çünkü ruhsat ve onay süreçleri ‘usule’ göre değil; yürürlükteki imar planına, plan notlarına ve mevzuata uygun işlem tesisiyle olur. Dosya kapsamında Zafer Gül ve Uğur Güngör’ün tüm beyanları birlikte değerlendirildiğinde, şahısların ciddi bir ticari uyuşmazlık içerisinde olduğu açıkça görülmektedir. Bu uyuşmazlığın konusunun ’11. Mahalle’ projesinden kaynaklandığı ortadadır. Aralarında bir menfaat çatışması vardır; ticari uyuşmazlık ceza hukuku zeminine, yani bizim önümüze taşınmıştır. Velittin Küçük, yanıma Zafer Gül ile geldiğini, benim kendisine ‘Piyasanın kötü olduğu, belediyenin ihtiyaçları bulunduğu’ yönünde sözler söylediğimi ve ardından 6 daire istediğimi iddia etmiş. Bakın, yine isnat değişti; bu sefer 6 daire oldu. Zafer Gül ise 4 daire teklif edildiğini, sonunda da 13 daire verildiğini duyduğunu söylemiş” dedi.