Hayatınızın en güvenilir ortağı sizsiniz
Author: Pınar Bilecen
Published:
Last Modified:
Hayatınızın en güvenilir ortağı sizsiniz: Kimse yoksa bile kendine sıkı sıkı sarıl. Kendi hakkına girmek ne demek?
Merhaba değerli okuyucularım,
Toplumumuzda “iyi insan” olmanın bir tarifi vardır: Fedakâr, uyumlu, “hayır” demeyi bilmeyen, başkalarının ihtiyaçlarını daima kendi ihtiyaçlarının önüne koyan… Bu kişiler dışarıdan bakıldığında adeta birer melek, birer kahraman gibidir. Peki, bu “iyiliğin” içerideki faturası ne?
Psikoloji biliminin penceresinden baktığımızda, başkalarını mutlu etmek uğruna kendini yok sayan bu davranışa biz “kendi hakkına girmek” diyoruz. Bu, sadece bir metafor değil, ruh sağlığımızı derinden zedeleyen, hayat kalitemizi düşüren somut bir durumdur. Kendi kul hakkına girmek, kendi hayatının en önemli ortağına, yani sana, haksızlık etmektir.
İşte güçlü olmak, kendine saygı duymak ve hayata umutla bakmak için bu tuzaktan nasıl kurtulacağımızı, somut örneklerle ele alalım.
1. Kendi Hakkına Girmenin En Sık Görülen 3 Yolu
Kendi hakkına girmek, genellikle çocuklukta öğrenilen, “yalnızca uyumlu olduğunda sevilirsin” inancının bir uzantısıdır. Zamanla bu, kişinin kendini ihmal etme sanatına dönüşür.
a) Aşırı Fedakârlık ve “Hayır” Diyememek
Bu, kendi hakkına girmenin en masum görünümlü, ama en yıkıcı yoludur.
- Çok yorgunsunuz ve akşam dinlenmeye ihtiyacınız var. Bir arkadaşınız sizden taşınma işine yardım etmenizi rica ediyor. “Hayır” demek sizi bencillik ya da vefasızlık duygusuyla yüzleştireceği için, mecburen “Evet” dersiniz. O an arkadaşınızı mutlu etmiş olabilirsiniz, ancak kendi dinlenme hakkınıza, enerjinize ve ertesi günkü veriminize zulmetmiş olursunuz. Aşırı fedakârlık, sevgi almak için bir bedel ödeme şeklidir.
b) Suçluluk Duygusuyla Kendini Cezalandırmak
Kendi hakkına giren kişi, hayatında kötü giden hemen her şeyin sorumluluğunu üstlenir.
- Eşiniz iş yerinde kötü bir gün geçirdi ve eve gergin geldi. Kendi hakkına giren kişi, bilinçdışında hemen şunu düşünür: “Onun gergin olması benim bir eksikliğim yüzünden mi? Ben daha iyi bir eş/partner olsaydım, o bu kadar gergin olmazdı.” Oysa eşinizin duygularının sorumluluğu ona aittir. Bu tür sürekli kendini suçlama hali, kişinin kendi ruhuna acı çektirerek, adeta hak etmediği bir bedeli ödemeye çalışmasıdır.
c) Sürekli Erteleme ve Potansiyeli Küçümseme
Kendi potansiyelini küçümsemek ve hayallerini sürekli ertelemek de kendi hakkına girmektir.
- Yıllardır bir kitap yazmak ya da yeni bir dil öğrenmek istiyorsunuz. Ama hep öncelik başkalarının işleri, başkalarının planları… “Şimdi sırası değil,” “Zaten benim yeteneğim yok,” dersiniz. Kendi yeteneklerine inanmamak ve onları başkalarının bahçesinde kullanmak, insanın kendi büyüme hakkını elinden almasıdır. Kendi hakkına giren, zamanla içindeki potansiyeli bir küskünlüğe dönüştürür.
2. Güçlü Olmak ve Öz-Saygı: Kaptan Köşküne Geçmek
Bu döngüyü kırmanın yolu, güçlü olmak ve öz-saygıyı yeniden inşa etmektir.
- Güçlü Olmak: Bu, duygusal dayanıklılıktır (Rezilyans). Başkalarının tepkisine göre değil, kendi değerlerine göre hareket edebilme cesaretidir. Güçlü kişi, “Hayır demem, beni kötü insan yapmaz. Bu, sadece sınırımdır,” der.
- Öz-Saygı: Kendine verdiğin değerdir. Kendine saygı duyan kişi, başkalarına verebilmek için önce kendi deposunu doldurması gerektiğini bilir. Tıpkı uçakta, oksijen maskesi takma uyarısında olduğu gibi: Önce kendi maskeni tak ki, yanındakine yardım edebilesin.
3. Hayata Umutla Bağlanmak: Sadece İstemek Değil, Eylemek
Öz-saygısı yüksek olan birey doğal olarak umutludur, çünkü kendini yeterli görür. Umut, “daha iyi bir gelecek dilerim” demekten çok, o geleceğe giden yolları aktif olarak arama ve yaratma becerisidir.
- Eyleme Dökülen Umut: Hayata bağlı kalmak için artık edilgenliği bırakıp, “kendi hakkıma sahip çıkıyorum” demelisin. Bu, bir projeye başlamak, toksik bir ilişkiye sınır koymak, kendine bir saat ayırmak ya da “Artık kendimi suçlamayı bırakıyorum” demek olabilir. Bu küçük eylemler, umudunu besler ve sana hayatının dümeninin gerçekten sende olduğunu hissettirir.
Unutma: Dışarıdan “iyi insan” etiketi almak, içeride mutsuz ve tükenmiş bir insan olmaya değmez. Kendine göstereceğin dürüstlük ve saygı, seni hayata bağlayacak en güçlü köprüdür. Kendi hakkına sahip çık, çünkü bu hayat senin ve başrolünde olman gereken tek kişi de sensin.
Sevgiyle ve kendi değerinle kalın.