TRY - Türk Lirası
EUR
11,1860
USD
9,6039
GBP
13,2268
CNY
1,5046
RUB
0,1364
18.7 C
Ankara
18.8 C
İstanbul
21 C
İzmir
22 Ekim 2021, Cuma
Diğer
    Ana SayfaYazarlarHayatı parçalamak

    Hayatı parçalamak

    Avatar of almira i̇rem yeniad
    Almira İrem Yeniadhttps://haberton.com/
    Almira İrem Yeniad, 23.05.05 Ankara doğumlu, lise 3.sınıf eşit ağırlık öğrencisi, Hukuk okumak istiyor. Lise 2. sınıfta "Antakya Okuyor" Projesinde yer aldı ve pek çok kitabın yorumunu yaptı. Şu an da sadece yazıyor ve okuyor. Kendini yazarak geliştirmek istiyor.

    Haftanın Öne Çıkanları

    Hayatı parçalamak! Hayat: her an akıp giden yetişemeyeceğimiz kadar hızlı, dolu dolu yaşayamayacağımız kadar kısa anlamını ararken çırpınıp durduğumuz bataklık.

    Hayatın anlamı nedir? Diye sorulduğunda hepimiz farklı yanıtlar veririz. Çünkü hepimiz farklı yaşam standartlarına, farklı hayallere sahibiz. Kısacası hepimizin hayattan beklentileri farklı. Peki ya tüm bunlar boşunaysa, hayatın anlamı sadece içinde yaşarken çırpındığımız anlardan ibaretse ve biz bunu bildiğimiz halde hala hayata anlam yüklemeye çalışıyorsak?

    Hayata anlam yükleme isteğimiz, yaşama daha çok tutunma isteğimizden geliyor. Tıpkı inanç sisteminde olduğu gibi. Hayata anlam yüklüyor ve bir yaratıcıya inanıyoruz ki yaşamaya devam edebilelim. Bu durumu Albert Camus “Absürt” olarak nitelendiriyor. Çünkü ona göre hiçbir anlamı olmayan dünyaya inatla anlam katmaya çalışıyoruz ve bu durum oldukça absürt.

    Aslında haksız da sayılmaz, hayata anlam katmaya çalışırken hayatımızı parçaladığımızı fark etmiyoruz çoğu zaman. Mesela sürekli bir hedef koyuyor ve o hedefe ulaşana kadar ilerliyoruz, ilerlerken de etrafımızda olup biteni göremeyebiliyoruz.

    Hayatı parçalamak
    Hayatı parçalamak

    Örneğin “Üniversiteyi kazanacağım” diyor hayatımızı üniversiteden önce ve üniversiteden sonra olmak üzere ikiye bölüyor ve ikinci kısma o kadar odaklanıyoruz ki birinci kısmı baştan savma yaşıyoruz. Peki diyelim ki kazandık üniversiteyi, tamam şimdi hayatın anlamı başladı bizim için diyebilir miyiz? Hayır. Çünkü gene hayatımızı ikiye ayırıyoruz nasıl öncesinde üniversite için çalıştıysak, şimdi de iş için hayatımızı bölüyoruz.

    İşten önce ve işten sonra olmak üzere. Ancak takıldığımız yer şurası, üniversite ve işten öncesi aynı zaman, aynı olasılık yani bir zamanlar çalışıp elde ettiğimiz üniversitenin tadını çıkarıyor ama bu sefer de başka bir şey için çabalamaya devam ediyoruz. Gene hayatımızı parçalıyoruz. Bir arkeolog gibi değerli bir şeyler bulmak ümidiyle hayatta yaşamaya değer şeyleri arıyoruz, peşinden koşuyoruz. Ancak unuttuğumuz bir şey var bir arkeolog değerli şeyler bulsa da bulmasa da arkeologdur.

    Aslında bu anlam arayışı bir nevi kısır döngüdür. Ve bu durum aynı zamanda kral Sisifos‘un hikayesine de oldukça benziyor. Sisifos, tanrıları kızdırması sonucu bir kayayı dağın tepesine çıkarmakla cezalandırılmıştı. Tam çıkardığı sırada taş aşağı yeniden yuvarlanıyor, taşın ardından bakan Sisifos aşağı inip tekrar taşı çıkarmaya çalışıyordu. Camus ‘ya göre bu kısır döngüyü trajik yapan da kahramanın her deneyişinde tekrar düşeceğini bile bile taşı çıkarmaya gayret etmesidir.

    Camus saçma kavramını burada kurar, yaşamın anlamsızlığının bilincinde olan insan. Din sayesinde yaşama anlam verilebilir. Fakat Camus bunu kabul etmez, en büyük uyumsuz kahraman Sisifos üzerine saçmanın farkındalığının tarihsel gelişimini anlatır.

    Hayatı parçalamak! Hayat: her an akıp giden yetişemeyeceğimiz kadar hızlı, dolu dolu yaşayamayacağımız kadar kısa anlamını ararken çırpınıp durduğumuz bataklık.
    Hayatı parçalamak! Hayat: her an akıp giden yetişemeyeceğimiz kadar hızlı, dolu dolu yaşayamayacağımız kadar kısa anlamını ararken çırpınıp durduğumuz bataklık.

    Dağın tepesinden kayanın düştüğünü gören Sisifos, inişi sırasında düşkün durumunun bütün enginliğini bilir. Ama Sisifos tanrıları yadsıyan ve kayaları kaldıran üstün sadıklığı öğretir. O da her şeyin iyi olduğu yargısına varır. Bundan dolayı da “Sisifos’u mutlu olarak tasarlamak gerekir.” Yani yaşamda hep bir mücadele vardır ama yaşam ne kadar anlamsız olursa olsun pes etmek yani yaşamdan elimizi eteğimizi çekip, intihar etmek oldukça zordur. Evet hayatın anlamsız ve saçma oluşu insanın yaşamaya, bir şeyler başarmaya dair olan inancını kırar. Eğer hayatın anlamı yoksa tüm bu varoluşsal sancılar, insan ilişkileri, hayallerin ne anlamı kalır? Diye de düşünebilir insan işte o zaman taş gene aşağıya yuvarlanırken gülümseyen Sisifos’u hatırlamalıdır. Onun için intihar bir çare değil kaçıştır.

    Camus da intihara oldukça karşıdır ve pes etmez. Sisifos’un durumuna sonsuza kadar çare bulamayacağını bilir. Fakat, saçmanın geriletilebileceğinin farkındadır. Bu yüzden “Tepelere doğru tek başına didinmek bile bir insanın yüreğini doldurmaya yeter.” Diyerek intiharı haksız çıkartır.

    Kısacası yaşamın anlamını aramayı sürdürdüğün sürece yaşayamayacaksın. Onun için hayatın anlamının sadece belli başlı birkaç başarıda değil o başarıya, o amaca ulaşmaya çalışırken yaşadığın başarısızlıklarda, mücadelede de olduğunu bilmelisin. Eğer hayatın anlamı varsa tabii.

    Haber Bültenimize Abone Ol

    En son haberler, teklifler ve özel duyurulardan haberdar olmak için.

    Çok Okunan Kategoriler

    Güncel Haberler

    İlgili Haberler