Hacıali Obası

Author: Emine Güler

Published:

Last Modified:

Sivas’ın minicik bir köyünde dünyaya gelmişti. Köyünden ötede olan dünyadan bir haber yokluk içinde büyümüştü.

Tek penceresi köyüne yeni atanmış öğretmenin, eski çizilmiş sıralar içinde anlattığı dersleri. Başka bir hayatın da mümkün olduğunu küçük bedeniyle idrâk etmişti etmesine de yeni yeni öğrendiği kelimeleri ile gel de bunu baba ocağına anlat bakalım. Hoş onu hiç bir kelime ikna etmeye yetmezdi o sadece cümlelerin sonuna konan noktayı bilirdi. “Okuyup da ne olacaksın başımıza, kız çocuğu okumaz, okursa biz onu büyük şehirde koruyup kollayamayız “dedi. Ağabeyi niyetlenince ona da ” İş mi istiyorsun? Aha sana otuz küçük baş güt paranı kazan, okursan elin değnek tutmaz” dendi ve böylece tahsil hayatlarını sert bir cümlenin kara kalemi bastırılmış şekilde nokta koyarak bitirdiler.

Gün gelmek bilmedi, iki kardeş onlara biçilemez ömürü biçmedi. Öğretmenlerinin de yardımıyla buralardan çekip gittiler. Yüreklerinde Hacıali obasının hasreti, benekli ve sarı buzağı ile büyükşehire karışıp gittiler. Büyük hayaller kurdular fakat bilmedikleri yerden vuruldular. Aşk gelip gönlünü en olmaza kondurdu. Gönlün istediğini dil istedi, fakat büyük şehre karıştı diye geçmişte çıkardığı potinlerin izleri peşini bırakmadı. Aynı dünyayı paylaşanlar eşit şartları isteseler de erişemezdi berdel olmak zorundaydı. Aileyi ötesi berisi ilgilendirmezdi. Aşiretin kanunları el vermezdi gönlünün düştüğüne. Heba olan bir ömür boyun eğmek ile direnmek arasında sıkışıp kalmıştı. Artık direnmek yerine teslim oldu.

Doğru ya ne zenginlik yeterdi ne de her olur olmazı dengin sanmak. Sanki sonu baştan yazılmış senaryoyu oynamaktan başka çare kalmamıştı. Yollar geçti, yıllar geçti, ay da geçti göremedi artık gönlündeki yar yara olup kabuk bağladı.

Gözleri daldı, dili bir türkü tutturdu sessizce…

Hacel obasını engin mi sandın
Ayağında potini zengin mi sandın
Her olur olmazı dengin mi sandın
Ay da geçti göremedim yar seni
Suya gider helkeleri doldurur
Kınalı ellerin suya daldırır
O yarin hasreti beni öldürür
Ay da geçti göremedim yar seni
Merdivenden ufak ufak inişin
Cığıldaşır altınınan gümüşün
Evvelden söz verip sonra dönüşün
Ay da geçti göremedim yar seni