Güvenpark’ın ‘para üstü’ diplomasisi: Dikmen yokuşu mu, Çukurambar modası mı?
Author: Ramazan Suçek
Published:
Last Modified:
Ankara’da Güvenpark demek, Türkiye’nin en büyük “açık hava borsa terminali” demektir. Akbilin geçmediği, sadece “Al şu iki kişiyi, bir de öğrenci uzat” cümlesinin kanun sayıldığı bu duraklarda, her hattın kendi raconu, her şoförün kendi vitesi vardır.
1. Perde: Dikmen Dolmuşunun “Yokuş” Raconu Dikmen dolmuşu, vitesi “1”e takıp bıyık altından güler: “La gardaş, bana bak… Ben Ankara’nın en dik yokuşlarını, en sert ayazını sırtımda taşıyorum. Benim yolcum ‘Keklikpınarı’ dedi mi, sanırsın Everest’e tırmanıyoruz. Sizin o düz yol dolmuşçuluğunuza benzemez bu iş. Bizim frenimiz balata değil, yürek yakar be bebe! Siz Çukurambar’ın asfaltında ‘artistik’ yaparken, biz kar kış demeden o buzlu yokuşlarda memleketin çilesini çekiyoruz.”
2. Perde: Çukurambar Dolmuşunun “Vip” HavasıÇukurambar dolmuşu, klimasını açıp aynasını silerek cevap verir: “Yahu Dikmen abi, hala o ‘gecekondu’ edebiyatıyla mı yolcu topluyorsun? Benim yolcumun elinde evrak çantası, kulağında bluetooth kulaklık var. Ben Ankara’nın ‘yeni zenginliğini’, plazasını, kafesini taşıyorum. Benim dolmuşumda vites sesi değil, borsa haberleri yankılanır. Sen yokuşta balata kokuturken, ben protokol yolunda ‘saygınlık’ dağıtıyorum. Biraz vizyon be abi!”
3. Perde: Gölbaşı Dolmuşunun “Gurbetçi” TavrıGölbaşı dolmuşu araya girer: “La ikiniz de boş yapmayın! Ben şehirden çıkıp ‘Gurbete’ gidiyorum. Benim yolcum şehri arkasında bırakıp huzura, Mogan’ın kıyısına giden adamdır. Sizin o keşmekeşinizden, o binalarınızdan kaçanları ben teselli ediyorum. Benim yolum uzun, hikayem derin. Sizinkisi semt içi turu, benimkisi şehirler arası yolculuk gibi bir şey! O para üstü Dikmen yokuşunda elden ele geçerken, benim yolda herkes uykuya dalar, huzur bulur.”
GÜVENPARK’IN “MÜHÜRLÜ” NİZAMI
Neticede; Güvenpark’ta akbil geçmez ama “insanlık” her zaman geçer akçedir. Dikmen’in o mert yokuşçusu, Çukurambar’ın o jilet gibi memuru ve Gölbaşı’nın o “huzur” yolcusu aynı durakta buluşur. Ankara’yı Başkent yapan o binalar değil, Güvenpark’taki o “para üstünü tam veren” dürüstlük ve her akşam o dolmuşun en arka koltuğunda uyuyakalan yorgun ama vakur insanların emeğidir.