Gizem dolu ülke ‘Mısır’
Author: Sinem Bayar
Published:
Last Modified:
Dünya’nın yedi harikasından ikisinin Mısır’da olduğunu biliyor musunuz? Sırf bu yüzden bile gidilecek ve görülecek ülkeler arasında ilk sıralarda olabilir.
Mısır tarihi bakımdan dünyaya büyük bir ölçüde katkı sağlamaktadır. Gök bilimden, fiziğe, matematikten geometriye ve daha birçok bilimsel alanın başlangıcı olmuştur.
Mısır’a sırayla Roma İmparatorluğu, Araplar, Memluküler, Osmanlı İmparatorluğu ve sonunda ise Mısır; Birleşik Krallık kolonisi olmuştur.
Dünyaya resmen medeniyet getiren Mısır Uygarlıkları,
Nil Vadisi insanlık tarihinin yerleşik hayata geçmesine öncülük eden önemli doğal kaynaklardan biridir. Nil Nehri sayesinde toprakta oluşan verimlilik bu bölgede yaşayanlara, yerleşik hayata geçmeleri için kolaylık sağlamıştır. İnsanlar yerleşik hayata geçmeye başladıktan sonra sosyal ve siyasal sisteme de ufaktan giriş yapmışlardır. Ordudan, tarımsal sistemlere, seramiklerden devasa yapılara varan bir gelişme ve gelişmişlik seviyesine ulaşmışlardır. Bu bölgedeki önemli gelişmeler dünyaya medeniyet tarihinin temelini atmıştır. Halen daha Mısır’da Nil Nehrine yakın yerleşim yerleri geçimini tarımdan sağlamaktadır. Nil Nehri insanlığa ve evrene hala hizmetini bıkmadan sürdürüyor.

Güzel Mısır’a seyahat etme kararım ve hayalim tam olarak bu gizeminden geliyor. Sizlere benim gözümden “Muhteşem” Mısır’ı anlatacağım. 10 günlük Mısır turumda gezmediğim ve görmediğim hiçbir yer kalmadı. Baştan aşağıya bir Mısır seyahati yaşadım. Bütün şehirlerini , devasa yapılarını ve dünyanın iki harikasını birini canlı diğerini yerinde ama hayali gördüm. Mısır tam bir eskici dükkanı gibi bana uzaktan göz kırpıyordu. Her köşesi ayrı mistik olan Mısır bana bin bir gece masallarını aratmadı. Hurghada, Luxor, Kahire, İskenderiye ve Sharm El Sheikh. Her şehri kendine has özelliklere ve güzelliklere sahipti. Bana göre en gizemli ve güzel iki şehri; Luxor ve Kahire’ydi.
Hurghada fakir bir deniz şehri. Küçük sahilleri, salaş dükkanları, kendine has çarşısı ve yerli popülasyonu vardı. Birde şehir merkezine göre lüx bir marinaya sahipti. Luxor tam anlamıyla firavunlar ve tapınaklar şehriydi. Orada yaşayanlar hala o firavun ruhunu yaşıyorlardı. Kahire ah benim sahipsiz kıymetli şehrim. Kendini tek gerçek olarak gören şehir ve yerel halk çokta yanılmış değiller. Kaosun ortası merkezi bir yer olan Kahire kalabalık şehir sevenler için ideal konumda. Piramitlerin evi olan Kahire gizemini hala müthiş koruyor. Her ne kadar karışık bir yapıya sahip olsa da Kahire bana samimi ve çekici geldi.

Kahire’de gezerken kendimi bir film sahnesinde zannettim. İskenderiye, Büyük İskender’in en sevdiği yuvası. Yaşasaydı İskenderiye’yi dünyanın en güzel şehri yapacakmış. Dünyanın en büyük kütüphanesinin ve dünyanın yedi harikasından biri olan büyük deniz fenerinin evi İskenderiye. İskenderiye tam bir Akdeniz şehriydi. Türkiye’de yaşadığım Ege Kıyılarına da benziyordu. Güzel bir kalesi ve Hristiyan alemi için önemli olan bir kiliseye sahip. Öğlen yemeği veya akşam kesinlikle bir balık restorandın da olmalıdır. Son durağımız tatil köyü edasında olan Sharm El Sheikh, tam bir turizm merkezi, otel ve sahil arası mekik dokumak isteyenler için ideal bir şehir.
Her anı benim için kıymetli olan Mısır deneyimimden sizlere kısa da olsa bir şeyler aktarmak istedim. Sırlarla ve müthiş hikayelerle saklı olan antik şehir her köşesiyle hala çözülmeyi bekliyor. Daha birçok tarihi alanı bulunmayan, kıymeti maalesef bilinmeyen, özen gösterilmeyen kayıp ülke. Bilime ve medeniyete ilk adımı atan Orta Doğu’nun zeki çocuğu olan Mısır’dan öğreneceğimiz ve keşfedeceğimiz birçok alan var. Keşfedilmesinin kendi bilim insanı ve kendi yerel halkıyla olması dileğim ile yazımı sonlandırmak istiyorum.