TRY - Türk Lirası
EUR
15,1175
USD
13,3646
GBP
18,1737
CNY
2,1076
-8.8 C
Ankara
7.7 C
İstanbul
7.3 C
İzmir
21 Ocak 2022, Cuma
Diğer
    Ana SayfaYazarlarGeçmiş zaman özlemleri...

    Geçmiş zaman özlemleri…

    Avatar of züleyha palo
    Züleyha Palohttps://haberton.com/
    Züleyha Palo 1983 Erzurum doğumlu, Kendinin farkına vardığından beri kitap okuyor Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü’nünden mezun oldu ve şuan öğretmenlik yapıyor.

    Haftanın Öne Çıkanları

    Herkes kendi ACISINDAN bakıyor neşesi bulanık, yaş almış dünyamıza. Bahar, nehir, güneş ve ağaç eskimiş. Yani zaman uğramış dünyamıza, anı var olmuş. Anı: Geçmiş zaman özlemlerimiz…

    Kalbimizin sığınağı anı… Erken büyüyen ergenliğimiz, gençliğimiz, yetişkinliğimiz, özlem kokan dünlerimiz… Nereye gitsek orda hazır bulduk değil mi kaçtığımız o lanet olası şeyi; belki özlem, belki acı, belki pişmanlık, belki hâyâl kırıklıklarımızı… Anıdan da kaçılır mı acaba? Anıyı cennet diye kutsayan ben Münevver Aydın bunu bilmiyorum; zira anıdan geliyor, anıya gidiyorum… Biliyorum hata ama kalbimi öldürmemeye çalışıyorum işte…

    Geçmiş zaman özlemleri...
    Geçmiş zaman özlemleri…

    Doksanlarda ne güzeldi ergenliğin başında olmak mesela. Bir yanım hâlâ büyümemiş olmalı ki ne güzeldi Susam Sokağı’nı izlemek. Ve doksanlarda yeni çıkan şarkıları dinlemek hep o vakte özgü idi. Mesela Hakan Peker bile “Kaldı anılarım….” derdi. Soner Arıca “Ölür müydün beni biraz daha sevsen…” Reha Muhtar’ın haber sunumu günün özeti idi sanki. Onu dinlerdik ve gün biterdi. Barış Manço’nun adam olacak dediği çocuk muydun acaba? Ve şimdi benim anılarım “Onun arabası var, güzel mi güzel…”

    Herkes kendi acisindan bakıyor neşesi bulanık, yaş almış dünyamıza. Bahar, nehir, güneş ve ağaç eskimiş. Yani zaman uğramış dünyamıza, anı var olmuş. Anı: geçmiş zaman özlemlerimiz...
    Herkes kendi ACISINDAN bakıyor neşesi bulanık, yaş almış dünyamıza. Bahar, nehir, güneş ve ağaç eskimiş. Yani zaman uğramış dünyamıza, anı var olmuş. Anı: Geçmiş zaman özlemlerimiz…

    Kapılarımızın önünde ilahi bir el tarafından oluşturulmuş kardan tepeleri ve kardan yolları çok özlüyorum. Bir daha hayat hiç öyle “beyaz” olmadı, kalmadı. Yani özlemdir bu beni konuşturan, zamanı kaybettim, mesele bu! Hedefimi, hevesimi, umudumu özlüyorum. Yorgunluk ve yılgınlığımı bile… Evimizin önündeki o taşı özlüyorum üzerinde güneşin sarı parıltılarını izlediğim. Bir taş da bu kadar kutsal olur muymuş, oluyor…

    Arka bahçedeki ikindi gölgesini, annemin ıspanak ve güneş çiçeklerini ve küçük odamın penceresine vuran akşam kızıllığını… Odada bir masa, masada bir radyo, radyoda bir şarkı “Yollarda bulurum seni…” Bulamadım, özlüyorum… Sabahın kirlenmemiş mavisi çok uzakta kaldı, özlüyorum… Raftan indirip dünyasına dahil olduğum o kitap, özlüyorum… Kitapçıda halbuki, alabilirim yeniden; zamanı kaybettim, mesele bu! Mavi de orda, gökyüzünde; zamanı kaybettim, anlıyor musun?…

    Barış Manço öyle bir acı bırakıp gitti ki “İki küçük kol düğmesi” hâlâ bir araya gelemiyor… Hafta sonu Cem Karaca’nın “Tamirci Çırağı”nın yanında idim arabanın tamiri için. “Ustası seslendi uzaktan, oğlum al takımları…” Yani diyorum şarkılardaki anı, acı ve çaresizlik kol geziyor orda burda, anlıyor musun?… Yani şarkılardan uzaklaştıkça anlamı ve özlemi büyüyor, bilemedim, haksız mıyım? Bir tıkla yeniden dinleyebilirim, yani zamanı kaybettim anlıyor musun?… Doğarken ağladı insan ama bu son olmuyor, anlıyor musun?…

    Yıldızlar bu kent cehemmenimde doyasıya izlenemiyor. Dolunayı görmek eski zaman göklerine götürmüyor, eski kalp çarpıntılarına… Uzun yaz günlerinde akşamın ilerlemiş saatleri ve ben ışıktan merdivenlerini izliyorum Palandöken’in, yaş on bir on iki. Nasıl yani derdim kendi kendime, bunlar gerçekten ışıktan merdiven mi? Sonra çocukluğum uzaklaştı, Palandöken yaklaştı, değilmiş. Keşke bilmese idim. Keşke bazı büyük şeyler hâyâlimizde kalsa hep, gerçeğe bürünüp yok olacağına… Sen geldin ey koca dağ, çocukluğum gitti. Çünkü çocuk olmak kadar anı ve özlem biriktirmek de gerekti. Sonra neyin adına “yaşamak” derdik?

    Baris manco - yazarlar - haberton

    Geçmiş zaman çağrıları bunlar, çıldırtan çağrılar, “şimdi”ye tutunamadığımdan belki de, belki de kalbimi öldürmemeye çalışıyorum işte…

    Bir yaz ikindisi, ağabeyim elinde bir kitapla giriyor içeri. Turuncu renkli, hâlâ kitaplığımda. Bu ne abi diyorum. Kitap işte, dikkatimi çekti, ucuzdu da, sana verebilirim diyor. Kitabı alıyorum hemen: Özdemir Asaf, “Yalnızlık Paylaşılmaz” Bu kitaptan sonra bir kitaba aşık olunabileceğine inanıyorum. Sabaha kadar okuyup bitiriyorum kitabı. “Bir sevgiyi anlamak, bir yaşam harcamaktır” diyor Özdemir Asaf, zaman geçiyor, anlıyorum…

    Ozdemir asaf - yazarlar - haberton

    Ben Münevver Aydın, evli ve iki çocuk annesi. Şehirlerin birinde iletişim fakültesi dekanı. Şehirlerin birinde geçmiş zaman çağrılarına kalbimin kapılarını sonuna kadar açmış, belki intihara gönüllü anıların elinden… Nazan Bekiroğlu okuyorum son zamanlarda. Lâ Sonsuzluk Hecesi adlı kitabında bir bölüme denk geliyorum. Şöyle diyor yazar: Adem ile Havva cennetten dünyaya sürgün edilirken üç şey alıyorlar cennetten yanlarına. Biri “kelimeler” biri “aşk” biri de “annelik duygusu”.

    Kelimeler Adem’de kalıyor, annelik duygusu Havva’da ve aşk… Aşk tek kişiye ağır gelince ikisi birden yükleniyor aşkı… Ama ben aşkta değil annelik duygusunda takılıp kalıyorum. Annelik duygusu Havva’nın cennet duygusu diyor yazar, mest oluyorum… Ve kendimce diyorum: Annelik duygusu cennetten kadınlara kalan en güzel anı, ne güzel anı…Ruhumu bir cennet özlemi sarıyor…Akşam eve gidince kızıma iyice bir sarılmalıyım, Havvaca…

    Anılarda tüketirken kalbimi -oysa kalbimi öldürmemeye çalışıyorum demiştim- her geçmiş zaman çıkmazında Özdemir Asaf’ın bir beyti geliyor aklıma; sağalıyorum, çoğalıyorum, teselli buluyorum:

    Böyle değiştirilir eskimiş uydurular – Yaşlar yetişmişliğin olgunluğunda erir…

    Haber Bültenimize Abone Ol

    En son haberler, teklifler ve özel duyurulardan haberdar olmak için.

    Çok Okunan Kategoriler

    Güncel Haberler

    İlgili Haberler