Geçmiş gerçekten geçmiş mi?
Author: Emine Güler
Published:
Last Modified:
Geçmiş halı gibi yere serilip üzerinden mi geçilmiş? Yoksa hâlâ o bizi yere serip üzerimizden mi geçmiş psikolojimizi mi mahvetmiş? Ya o bizi mat edecektir ya da biz onu bir halt edeceğiz.
Geçmişin gitti, bittiğini bir türlü kabullenemiyoruz. Tagore’nin bir sözünde dediği gibi; “Eğer güneşi gözden kaçırdım diye gözyaşı dökersen yıldızları da gözden kaçırırsın.” Bize sürekli söylenip duruyor anda kal anı yaşa diye. Bazense öyle kolay olmuyor, ne geçmiş yakamızı bırakıyor ne de gelecek. Her ikiside zihnimizi meşgul ederken bir bakmışız elde avuçta yıldız da yok güneş de zifiri karanlıklara düşüvermişiz bile.
Ne zaman anlıyoruz peki?
İlla sona yaklaştığımızda, yaşımız Kemal’e erdiğinde mi anlayacağız?
“Hayat bu, bir bakarsın her şey bir anda son bulur. Hayat bu, son dediğin an her şey yeniden can bulur.” Ne güzel söylemiş Şems-i Tebrizi. Sonu beklemeden başımıza gelen bir olumsuzluk bize değişimimize yön versin.
Bugün gözümüzü açtığımıza göre bizim için hala bir şans umut var demektir.
Yarın meçhul. Dün çoktan bitti. Ama bundan sonrasını yakalayabiliriz birlikte.
Eskiden Mevleviler karşılaştıklarında birbirilerine derlermiş ki; “Allah, zorluklarını arttırsın.” Çünkü bilirlermiş hayatta ne kadar çok zorlukla ve engelle karşılaşılırsa; olgunlaşmaları ruhsal ve fiziksel anlamda güçlenmeleride o kadar fazlalaşacağını. Bizler ermiş ya da dervişler değiliz diyeceksiniz belki ama hayata yön vermiş insanlardan da ibret ve ders almayacak kadar da kör değiliz dostlar. Eğer başımıza küçük ya da büyük bir şey geliyorsa bilin ki vardır bir hikmeti. Mevlam neylerse güzel eyler yeter ki biz de onun altında yatan güzellikleri görebilecek gönül gözlerine sahip olalım.
Esen Kalınız…