Gazeteci olmak: Tehdit eden değil, edilendir

Author: Müşerref Ceyda Sele

Published:

Last Modified:

Gazetecilik, doğası gereği gerçeğin peşinde koşan, halkın doğru bilgiye ulaşmasını sağlayan, kimi zaman ise güç odaklarının hoşuna gitmeyen gerçekleri açığa çıkaran bir meslektir.

Ancak bu kutsal meslek, çoğu zaman yanlış algılarla yaftalanır ve hatta gazeteciler, tehdit eden değil, tehdit edilen taraf olmalarına rağmen, suçlayıcı gözlerle bakılan kişiler haline gelirler.

Gerçek Peşindeki Gazetecinin Bedeli

Dünyanın her yerinde basın özgürlüğü, demokrasinin temel taşlarından biri olarak kabul edilir. Ancak pratikte gazeteciler, gerçeği yazdıkları için işlerinden atılabilir, hedef gösterilebilir, fiziksel saldırıya uğrayabilir ve hatta hayatlarını kaybedebilirler. Tarih, doğru bildiğini söylemekten vazgeçmeyen gazetecilerin tehdit edildiği, susturulmaya çalışıldığı, tutuklandığı ve hatta katledildiği birçok örnekle doludur.

Özellikle otoriter rejimlerde gazeteciler, halkı bilgilendirmek yerine, iktidarların propagandasını yapmakla yükümlü hale getirilmek istenir. Eğer bir gazeteci, bu çemberin dışına çıkarsa, çeşitli baskılara maruz kalır. Kimi zaman iftiralarla itibarsızlaştırılır, kimi zaman da doğrudan fiziksel saldırılarla susturulmaya çalışılır. Oysa gazetecinin görevi tehdit etmek değil, tehdit edilenlerin sesi olmaktır.

Gazeteci olmak: Tehdit eden değil, edilendir
Gazeteci olmak: Tehdit eden değil, edilendir

Gazetecilik Suç Değil, Halkın Hakkıdır

Bugün birçok ülkede gazeteciler, yaptıkları haberlerden dolayı hukuki baskıya maruz kalıyor. Suçluların ve yolsuzluk yapanların ifşa edilmesinden rahatsız olanlar, genellikle ilk hedef olarak gazetecileri seçiyor. Oysa gazetecilik suç değildir; halkın haber alma hakkını savunan bir görevdir.

Gazeteciler, kamu adına soru soran, gerçekleri araştıran ve toplumun çıkarlarını koruyan kişilerdir. Onların görevi; yalan haber yaymak, insanları kışkırtmak veya tehdit etmek değil, aksine tehdit altında olanların sesini duyurmaktır. Bu nedenle, bir gazeteciyi sadece haber yaptığı için suçlamak, aslında demokrasiyi ve basın özgürlüğünü suçlamak anlamına gelir.

Kamuoyunun Desteği Olmadan Gazetecilik Yaşayamaz

Gazeteciler üzerindeki baskıların artması, aslında sadece gazetecilerin değil, tüm toplumun özgürlüğünün tehdit altında olduğunu gösterir. Eğer halk, gazetecileri yalnız bırakırsa, gerçeği öğrenme hakkını da kaybeder. Bugün bir gazetecinin susturulması, yarın herkesin susturulmasının önünü açar.

Bu yüzden gazetecilere yönelik tehditler karşısında sessiz kalmamak gerekir. Kamuoyu, bağımsız basını desteklemeli, özgür haberciliğe sahip çıkmalıdır. Unutulmamalıdır ki, gazetecilik özgürlüğü ne kadar güçlü olursa, toplum da o kadar güçlü olur.

Gazeteciler Susarsa, Gerçekler de Susar

Gazetecilik, tehdit eden değil, tehdit edilen bir meslektir. Gerçeğin peşinde koşanlar, güçlülerin değil, halkın çıkarlarını gözetir. Ancak baskılar, sansürler ve tehditler karşısında yılgınlığa düşmek, sadece gazetecilerin değil, tüm toplumun kaybı olur.

Bugün özgür basına sahip çıkmak, sadece gazetecileri değil, gerçeği ve demokrasiyi de savunmaktır. Çünkü gazeteciler sustuğunda, gerçekler de susar. Ve gerçekler sustuğunda, karanlık hüküm sürer.