Epilepsi (Sara hastalığı) nedir? Belirtileri nelerdir?
Author: Hasan Hüseyin Özdemir
Published:
Last Modified:
Yetişkin bir insan beyninde yaklaşık 100 milyar civarında nöron ya da diğer adıyla sinir hücresi vardır. Her bir sinir hücresi ipliksi uzantılar aracılığıyla diğer binlerce sinir hücresi ile iletişime geçerler.
Her bir hücrenin düzenli olarak yaydığı elektriksel aktivite vardır. Bu sinir hücrelerinde oluşabilecek anormal elektriksel aktivite dalgalanmaları sonucu epilepsi rahatsızlığı oluşur.
Epilepsi (Sara Hastalığı) çok uzun yıllardır bilinen bir hastalıktır. Babillilerin, Hintlilerin, Mısırlıların ve Yunanlıların antik yazılı kaynaklarında epilepsi ile bilgiler bulunmuştur. Dünya nüfusunun yaklaşık %1’ini etkileyen bir hastalıktır. Erkek ve kadınlarda eşit olarak görülmektedir. Epilepsi hastalığı herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir ama çocukluk çağı ve yaşlılık döneminde pik yapar. Hayatının bir döneminde yalnızca bir kez epilepsi nöbeti geçirenlerin oranı ise yaklaşık olarak %5 civarındadır.
Epilepsi hastalığının sebebi büyük bir oranda belirlenemezken, nedeni saptanabilen hastalarda ise sinirleri uyaran durumlar, doğumsal anomaliler, doğum travmaları, kafa travması, beyin damar hastalıkları, tümörler, beyin enfeksiyonları ve aşırı alkol tüketme gibi birçok neden söz konusu olabilmektedir.
Epilepsinin birçok türünde kalıtımsal yatkınlık mevcuttur. Epilepsi ile bağlantılı yaklaşık 300’den fazla gen tanımlanmıştır. Epileptik sendromların temelinde kromozomal bozukluklar, tek gen defektleri ve kompleks kalıtım gibi farklı genetik hastalıklar yatar. Epilepsi hastası olan ebeveynlerin çoğunun çocuklarında epilepsi yoktur ve epilepsiyi kalıtım yoluyla alma olasılıkları genellikle düşüktür. Herhangi bir çocuğun 20 yaşına kadar epilepsi geliştirme riski yaklaşık %1 iken ebeveyni epilepsi olanların riski %2-5 arasındadır.
Epilepsi hastalarında klinik oldukça farklıdır. Nöbet adı verilen kol ve bacakta kontrol edilemeyen hareketler, hareketsiz biçimde boş boş bakınma, ses, görüntü, tat veya koku gibi halüsinasyonlar görme ve/veya bilinç kaybı gözlenebilir. Epilepsi ataklarında dil ısırma, idrar kaybı, çığlık atma ve aşırı salya üretimi gibi belirtilerde eşlik edebilir.

Nöbetler arasında hasta normal yaşantısını sürdürür. Nöbet aralıkları ve tipleri son derece değişken olabilir. Ancak aynı hastada genellikle aynı veya belirli birkaç nöbet tipi tekrarlama eğilimi gösterdiği belirlenmiştir. Epilepsi hastalığı nöbet tipleri klinik belirti ve bulgulara göre sınıflandırılır. Bu sınıflandırmayı detaylı olarak sizleri sıkmamak adına anlatmayacağım.
Epilepsi tanısı için en önemli faktör hastanın alınan hastalık öyküsüdür. Klinik bulguların değerlendirilmesi ve tanı konulması adına başvurulan farklı yöntemler vardır:
Elektroensefalografi (EEG): Beyindeki elektriksel aktiviteyle ilgili sorunları kontrol etmeye yarar. Bayılma ile başvuran hastaların büyük kısmında EEG ilk yapılan tetkiklerdendir. Tanı konulmasının yanı sıra tedavi planlanmasında hastalığın seyrinde EEG nöroloğa yön göstermektedir.
Kan tahlili: Nöbetlere neden olabilecek enfeksiyon belirtileri ve diğer tıbbi problemler kan tahlili aracılığıyla belirlenmeye çalışılır.
MR: Beyinde epilepsi oluşturan anomalilerin tespitinde ilk olarak kullanılmaktadır. Ayrıca; beyindeki tümör veya enfeksiyonların varlığını da tespit etmeye yarar. Hemen hemen her hastada beyin görüntülemesi yapılması gereklidir.
Tanı konulduktan sonra tedavi her hasta için ayrı ayrı planlanmalıdır. Tedavide ilaç ve cerrahi seçenekleri değerlendirilir. En önemli husus nöbetleri durdurmak için seçilen ilaçların düzenli ve dikkatli kullanımıdır. İlaçların etki mekanizmaları farklıdır ve kişiye en uygun ilaç seçimi yapılmalıdır. Bazı hastaların tedavisi için ömür boyu sürerken çocukluk çağında başlayan bazı nöbetlerde ise tedavinin ergenlik çağına kadar sürdürülmesi yeterli olabilir. Son olarak; ilaçların yan etkileri hakkında hastalara bilgilendirme yapılmalıdır.
Sağlıklı günlere…