Ekranlardaki “Ufkun” Sokaktaki “Yoklukla” imtihanı
Author: Ramazan Suçek
Published:
Last Modified:
Günümüz Türkiye’sini bir işletim sistemi olarak düşünürsek, şu an karşımızda sürekli “error” veren ama bir şekilde de kasmadan çalışmaya devam eden mucizevi bir model var.
Televizyonu açtığınızda uzay çağındayız, sokağa çıktığınızda ise “soğan-patates” jeopolitiğinin tam ortasındayız. Bu iki dünya arasındaki o ince çizgide yürüyen Türk insanı, aslında dünyanın en büyük “psikolojik harekat” uzmanıdır.
1. Dosya: “Entelektüel Kriz” ve Sosyal Medya Ulemaları
Artık memlekette “bilmiyorum” cümlesi lügatlerden silindi. Akşam haberlerinde herkes birer “savunma sanayii uzmanı”, sabah kahvaltısında ise “makro ekonomi dehası”. Bilginin bu kadar ucuzladığı, ama “irfanın” bu kadar kıymete bindiği bir dönem yaşanmadı. Sosyal medyadaki o parıltılı hayatlar ile asansörde selam vermeyi unutan komşuluk ilişkileri arasındaki bu uçurum, toplumun en büyük “sistem açığıdır”.
2. Dosya: “Vefa”nın Nesli Tükenen Bir Tür Olması
Günümüz Türkiye’sinde “mertlik” artık bir karakter özelliği değil, bir “müzelik eser” muamelesi görüyor. Menfaatlerin masada, sadakatin ise kapı eşiğinde bırakıldığı bir dönemdeyiz. Nankörlük; yeni nesil bir “başarı stratejisi” gibi pazarlanırken, eski toprakların o sarsılmaz dürüstlüğü “çağın gerisinde kalmak” olarak yaftalanıyor. Oysa herkes unutuyor ki; dijitalleşen bu dünyada her şeyin yedeği alınabilir, ama haysiyetin bir “backup” (yedekleme) dosyası yoktur.
3. Dosya: “Nimetin” Değil “Görüntünün” Peşinde Koşmak
Hangi restorana gitsek, yemeğin tadından çok fotoğrafın ışığı konuşuluyor. “Rabbin verdiği nimeti” şükürle karşılamak yerine, o nimeti başkalarının gözüne sokarak “haset” üretmek yeni milli sporumuz oldu. Bu durum, toplumdaki huzur yazılımını virüs gibi kemiriyor. İnsanlar birbirinin başarısına sevinmek yerine, komşusunun “level” atlamasını kendi mağlubiyeti sanıyor.
SONUÇ: “ASALET” SESSİZDİR, “ZİHNİ BOZUKLUK” İSE GÜRÜLTÜLÜ
Neticede, Türkiye bugün büyük bir “karakter testinden” geçiyor. Gürültü yapanların, ekranlarda bağıranların ve nankörlüğü profesyonellik sananların sesi çok çıkıyor olabilir. Ancak bu toprakların mayası, o gürültünün altındaki sessiz vicdanda saklıdır. Gelecek, sadece teknolojiye sahip olanların değil; o teknolojiyi bir “vicdan” filtresinden geçirebilenlerin olacaktır.
Vakit; vitrinleri süsleme vakti değil, kökleri sağlama alma vaktidir. Çünkü fırtına koptuğunda vitrinler değil, sadece sağlam kökler ayakta kalır.