Edebiyat yapma
Author: Betül Fırat
Published:
Last Modified:
Gidip Cemil Meriç’e söyleseydiniz, edebiyat yapma gözlerinden olana kadar… Söyleseydiniz mesela gönlünü koymasaydı Nazım Hikmet, vatan diye. Belki de ayıplamalı Cemal Süreya’yı, nasıl böyle seversin diye. Derdini, tasasını yazmasaydı Aziz Nesin, sen nesin ki deseydiniz. Belki de tutunamadı Oğuz Atay ve tek dalı kalmadı edebiyattan başka. Belki de tek sırdaş kağıtları oldu Sebahattin Ali’nin, mahpus damlarında.
Kendini atacak yer bulamayanların yeri, kendini anlatamayanların limanı, belki de derdini anlatamayanların sığınağıdır; ‘Edebiyat’.
Birine “Edebiyat yapma!” derken tekrar düşünün. O cümleler içini kanatmadan akmıyor satırlara. Edebiyat yapma derken, okumamayı da göze almak lazım tabi.
Bazen bir cümleye denk gelirsiniz, hayatınız değişir. Bazen de tek cümle bam telinize dokunur. Hani içinizi okumuş gibi, dilinize tercüman olmuş gibi ya da sizi anlamış biri gibi cümlelere denk gelirsiniz de hayatınızın felsefesi olur hani.
Mehmet Akif Ersoy olmasaydı kim yazardı “İstiklal Marşını”? Halit Ziya Uşaklıgil olmasa nereden bulacaktınız filmlere güzel veya dram hikayelerini. Halide Edip Adıvar olmasaydı nasıl anlardık vatan aşkını ve kalp ağrısını. Peyami Safa gibi derin ve manidar kim vardı ki içimizi eriten? Deseydiniz işte hepsine “Edebiyat Yapma!” diye. Ahmet Hamdi Tanpınar da uğraşmasaydı saatleri ayarlamakla işte.
Edebiyat yani 5. Sanat dalı bizim de içimizdeki yaşam dallarından biridir. İnsan düşünen bir varlıksa eğer bir yerden sonra da ince düşünmesi gerekir. “Azizim…” diye başlayan cümlelerin değerini nasıl anlatmalı ki insanlara? Bir yerden sonra aklımızda duygumuz da yetmez ya hani, işte tam orada bir cümle atılmalı ortaya. “Hayatta silgim hep kalemimden önce bitti, çünkü kendi doğrularımı yazacağıma tuttum başkalarının yanlışlarını sildim.”
(Oğuz Atay) demeli biri.
Edebiyat aklımızı bilgi ile doldurmaktan başka, içimizdeki eksik duyguları da tamamlar. Belki eksik yanlarımızı da tamamlar. Bildiğimiz yanlışları da düzeltmesini bekleriz, yanlış yanlarımızı da izin versek düzeltecektir elbet. Biz izin versek edebiyata belki dünyayı bile yaşanabilir hale getirebilir ama tabi kendi doğrularımızı aşamadığımız için bazen izin vermeyiz.
Kendimizi ifade ederken edebiyat gereklidir, iki lafın belini kırarken gereklidir; uzun uzun anlatmak yerine kıssadan hisse çıkarmak için edebiyat gereklidir insana. Rüyalarda bile edebiyat parçalanırken, yaşamda hava su gibi gerekir ki insanların içine sevgi, merhamet ve vicdan tohumları ekilsin.
O yüzden “Edebiyat yapma!” derken iki kere düşünün.