Dünyanın en acı meyvesi

Author: Emine Güler

Published:

Last Modified:

Dünyanın en acı meyvesi.. Hiç tattınız mı bu meyveyi, ya da pardon pardon hiç düşündünüz mü bu meyveyi?

Bence herkes bazen fark ederek koydu sofrasına, bazense hiç anlamadan indiriverdi midesine.

İnsan olmanın trajik ve acı veren ikilemlerinin birisi de, ruhsal olarak istek ve ihtiyaçlarımız bir diğeride fiziksel ama en acısı bunun farkında ve bilincinde olupta karşılayamamaktır. Daha kötüsü ise inkar etmektir.

İnsanın kendi güçlerini geliştirmek, güzelleştirmek ve meyve vermesini sağlamak en çok da bilinmezlik ve belirsizlik içinde beklemekten geçer.

Size minicik bir hikaye anlatmak istiyorum. İkinci dünya Savaşı’nın ilk yılları. Amerika müdürü Elmer Knudsen, seferberlik işleri ile uğraşmaktadır. Kendisine işlerin hızlı yürümediğini yavaş ilerlettiğini tenkid ederler. (Tıpkı günümüz iş verenlerinin daha az zamanda daha çok iş beklemeleri geldi aklıma sustum ve yazıma devam etmeliyim:)

Elmer o kişilere şu cevabı vermiş;

Unutmayınız ki, bugün bu ülkede, dünyanın en iyi hastanelerine, en iyi anestezi uzmanlarına, en iyi çocuk doğum doktorlarına ve en iyi hastane personeline sahibiz. Ama bütün modern bilgilerimize ve tıp alanındaki araştırmalarımıza rağmen, bir çocuğun normal doğumu için dokuz ay beklememiz gerekiyor.

İşte sevgili dostlar sizlere yazımda bahsetmek istediğim bence dünyanın en acı meyvesi: ‘SABIR’dır.

Neden acıdır biliyor musunuz beklemesi, olgunlaşması en meşaketli olan ve sonunda nasıl bir hasılat göreceğimizi tam bilemediğimiz soyuttur. Bazen insan bu fâni ölümü bekler, bazen insan umut eder güzel yarınları bekler. Dileğim umudumuz taze, meyvemiz güzel olgunlaşan sonu hep damakta en güzel lezzetleri bırakan olsun. Esen kalınız…