Değişmeyen hikaye
Author: Varol Kara
Published:
Last Modified:
Değişmeyen hikaye… Tehlike düğmeleri yanıp yanıp sönüyor. Emperyalizm, güçlülerin hukukunu uyguluyor ve bu hukukta gücün varsa haklı olman gerekmiyor. Savaşı, savaşta menfaati olan çıkarıyor. Daha çok savaş isteyen silah tüccarları el ovuşturuyor.
Çivisi çıkmış dünya zıvanadan çıkıyor. İnsanlığın ortak aklı çöküyor. Yalanlar gerçekle, anormallikler normalle yer değiştiriyor. Yanlışlar ayakta, doğrular yerle bir… Sadece insanlar ölmüyor; kentlerle birlikte ekolojik sistem, iklim dengesi de yıkılıyor.
Emperyal güçler, petrol ve diğer doğal kaynaklar olmasa müdahalede bulunduğu ülkelerin dönüp yüzüne bakmaz. Ancak hükümranlığını sürdürmek, sürekli büyümek ve yaşamak için, çeşitli bahanelerle çıkardığı bu savaşlara
ihtiyacı var.
Emperyalizm hiçbir şeyi tesadüfe bırakmaz. Planlarını zamanı gelince harfiyen uygulayarak amacına adım adım yaklaşır. Çünkü dünyanın kendi hedefleri doğrultusunda hareket etmesine gereksinimi vardır. Silah satarak, gıda satarak, ilaç satarak ve hayali bir mutluluk satarak kendi varlığını korumaya çalışır.
Emperyalizmin geçmişi Latin Amerika’dan Kafkasya’ya, Afrika’dan Orta Asya’ya dek darbeler, darbe girişimleri, savaşlar, suikastlar, cinayetlerle dolu. Emperyalizmin çeşitli bahanelerle saldırdığı hiçbir ülke, bölünmekten kurtulamıyor, ulusal bütünlüğünü koruyamıyor ve iç savaştan kaçamıyor. Emperyalizm kapitalist olma niteliğiyle sermaye imparatorluğudur. Bu amaçla ülkeleri zayıflatmak için ambargolarla, borçlandırmayla kendine bağımlı kılar. İç politik krizlerinden faydalanarak onları siyaseten böler. Hedefleri için buna ihtiyaç duyar. Bölmek için de dini, etnik yapıyı, kimlikleri kullanır. Böl yönet taktiği her zaman uygulanır. Böylece denetlemek ve yönlendirmek için o ülkeleri zayıflatır.
Kin, nefret, savaş ve kanla beslenir. Bunun üzerinden terörü destekler. Dinci, mezhepçi, etnikçi, ayrılıkçı terör örgütlerini, maddi manevi, askeri, siyasal ve finansal olarak desteklerken, yurtsever antiemperyalist aydınları düşmanlaştırır. Dünyanın her tarafında işgallere, savaşlara, darbelere, darbe girişimlerine imza atmış bir emperyalist devletten, iyilik beklenmez. İyiliği her zaman ve her koşulda kendisi için düşünür.
Zaten diplomaside iyilik, güzellik, dostluk olmaz, çıkarlar olur. Devletler masaya kapasitelerine, siyasi, ekonomik, askeri, bilimsel, teknolojik güçlerine göre otururlar…