Cüzdanın sessiz çığlığı…

Author: Mehmet Aras

Published:

Last Modified:

Ekonomideki rakamlar artık sadece birer istatistik değil; mutfağımızda eksilen ürünler, market arabasında giderek azalan kalemler, gençlerin gelecek planları arasında yer bulamayan “ev sahibi olmak” hayali…

Bugün, 10 Haziran 2025. Yaz resmen geldi ama cebimize hâlâ kış hâkim. Enflasyon rakamları yine açıklandı. Yıllık artış çift hanelerde seyrediyor; resmi verilerle sokakta yaşanan gerçeklik arasındaki uçurum her geçen gün daha da derinleşiyor. Birileri hâlâ “kontrol altında” diyor ama vatandaşın cüzdanı sessizce itiraz ediyor: “Ben öyle hissetmiyorum.”

Ekonomi yalnızca merkez bankasının faiz kararı, ya da dövizin iniş çıkışı değildir. Ekonomi, bir annenin akşam ne pişireceğini düşünürken yaşadığı strestir. Genç bir çiftin çocuk yapma kararını ertelemesidir. Asgari ücretle çalışan bir babanın, bayramda çocuğuna yeni bir ayakkabı alamama burukluğudur.

Bugün, ekonomik göstergelerle övünenlerle, ay sonunu getiremeyenler arasındaki farkın netleştiği bir gün. Çünkü biz artık sadece “büyüme” değil, “paylaşım” konuşmak zorundayız. Ekonomide adalet sağlanmadıkça, büyüme sadece rakamları zenginleştirir, insanları değil.

Halk, artık sadece “ne kadar büyüdük” değil, “kimler için büyüdük?” sorusunun yanıtını arıyor. Ekonomik politikalar yukarıdan aşağıya inen bir yağmur gibi değil, tabandan filizlenen bir tohum gibi olmalı. İnsan odaklı, üretim temelli, yerli girişimi destekleyen ve fırsat eşitliği sunan bir modele ihtiyaç var.

Bugün belki maaşınıza zam gelmedi, belki ekmek yine zamlandı. Ama değişim bir günde olmaz. Fakat unutmamalıyız: Ekonomi, yalnızca rakamlarla değil, vicdanla da yönetilmesi gereken bir sistemdir. Cüzdanlar sustuğunda, sokaklar konuşur. O yüzden hâlâ geç değil; doğru soruları sormaya ve doğru cevapları istemeye devam etmeliyiz.