Bozüyüklü Hacı Süleyman Efendi

Author: Ömer Kırlı

Published:

Last Modified:

Tarih, bazen sadece büyük orduların zaferlerini yazar; ancak o zaferlerin arkasındaki asıl ruhu, halkın kalbine vatan sevgisini ilmek ilmek işleyen yerel kahramanları çoğu zaman sükûtla geçer.

Muğla’nın bağrından, Yatağan’ın Bozüyük topraklarından çıkan Hacı Süleyman Efendi, işte o sessiz ama devleşen kahramanların en başında gelir. O, sadece bir din alimi değil; sarığıyla, ilmiyle ve sarsılmaz iradesiyle Milli Mücadele’nin Ege’deki en gür sesiydi.

​İSTANBUL MEDRESELERİNDEN AYDIN CEPHESİNE BİR VATAN SEVDASI

​Bozöyüklü Hacı Süleyman Efendi, İstanbul Medreselerinde aldığı yüksek tahsille sadece dini ilimlerde değil, akıl ve mantık süzgecinde de devleşmiş bir şahsiyetti. Ancak o, ilmini saray koridorlarında ikbal devşirmek için değil, vatan işgal altındayken milletini uyandırmak için kullandı. Hitabeti o kadar güçlü, yorumları o kadar derindi ki; hem İl Genel Meclisi Üyesi hem de İttihat ve Terakki’nin bir ferdi olarak sosyal hayatın her katmanında bir denge unsuru oldu.

​KUVAYI MİLLİYE’NİN STRATEJİK AKLI VE MANEVİ KALESİ

​13 Haziran 1919 günü Çine Ovası’na indiğinde, Anadolu henüz ne yapacağını bilemez bir şaşkınlık içindeydi. Süleyman Efendi, Muğla Kuvayı Milliye Heyeti’nin sarsılmaz temsilcisi olarak oradaydı. O günlerde, halkı direnişe ikna etmek, “bu mücadele kutsaldır” diyebilmek her babayiğidin harcı değildi. O dönemde cephede, camide, meydanda Bozöyüklü’den başka vaaz veren, halkın yüreğine bu denli dokunan başka bir bilgin yoktu.

​TÜMEN, HALK VE MİLİS GÜÇLERİNİ BİRLEŞTİREN “COŞKUN BİR AKINCI”

​Süleyman Efendi sadece kürsüde konuşan bir hoca değildi; o bizzat sahadaydı. 57. Tümen ile dağlardaki milis kuvvetlerin (efelerin) arasındaki o ince çizgiyi, karşılıklı güveni kuran kişiydi. Lojistik bir dehaya sahipti; Muğla’nın helal lokmasını, halkın dişinden tırnağından arttırdığı yiyeceği, giyeceği ve parayı Çine’ye, Aydın cephesine akıtan damarların başındaydı. O, metinlerde geçtiği üzere “Coşkun bir akıncı” ruhuyla hareket ediyordu.

​KOLONİZATÖR TÜRKMEN DERVİŞLERİ’NİN CUMHURİYET’TEKİ İZİ

​Onu en iyi anlatan tabir, geçmişin “Kolonizatör Türkmen Dervişleri”ne benzetilmesidir. Nasıl ki o dervişler Anadolu’yu Türkleştirip vatan kıldıysa, Süleyman Efendi de Menderes Köprüsü’nden Dalama’ya, Köşk’ten en uzak dağ köylerine kadar her gece yeni bir bayrağın yıldızı gibi doğarak Anadolu egemenliğini savundu. Celal Bayar’ın da tanıklık ettiği gibi o; özünde millici, devrimci ve sonuna kadar Mustafa Kemal’ci bir temsil yeteneğinin zirvesiydi.

​YATAĞAN’DAN YÜKSELEN BU SESİ UNUTMAYACAĞIZ!

​Bugün Yatağan Bozüyük’ten geçenler, bu toprakların nasıl vatan kılındığını bir kez daha düşünmelidir. Canından geçmiş, özgürlük ve bağımsızlık adına her şeyini feda etmiş bir Hacı Süleyman Efendi gerçeği vardır. Onun mücadelesi; dinin vatan sevgisiyle, ilmin cesaretle birleştiğinde neler başarabileceğinin en büyük kanıtıdır.

​Muğla tarihi, Süleyman Efendi’nin bıraktığı o kutlu emaneti, “milli egemenlik” ruhunu sonsuza dek yaşatacaktır. Ruhu şad, mekanı cennet olsun!