Bir matbaanın kayıp hikâyesi

Author: Ömer Kırlı

Published:

Last Modified:

​Geçenlerde Muğla’nın o güzel sokaklarından birinde yürürken bir dostla karşılaştım. Kendisiyle ayaküstü derin bir sohbete daldık; hemen hemen bütün yazılarımı okumuş, kafasına takılan noktaları tek tek dile getirdi.

Muğla ile alakalı yaptığım çalışmalardan duyduğu mutluluğu ve bu çabayı başarılı bulduğunu söylemesi beni hem gururlandırdı hem de yeni yazılar için şevklendirdi. İşte bu samimiyetle, tarihin tozlu sayfalarında kalmış, şehrimize yön verici hikâyeleri yakalayıp şimdiki nesle miras bırakmak benim en büyük gayemdir.

​Basın yayın öyle kolay iş değildir derim her zaman… Muğla tarihinde gizli kalmış pek çok olayı tarih sayesinde öğrendim ve bu kıymetli bilgileri Muğla’nın güzel insanlarına anlatma çabası içerisine girdim. Bugün de neden söze basın yayından girdiğimi merak edenler olacaktır. Sizlere, Muğla’da ilk modern basın yayın adımının nasıl büyük bir heyecanla atıldığını, ancak talihsiz bir savaşın gölgesinde nasıl yarım kaldığını aktaracağım.

​Muğla insanı, her dönemde yenilikçi bir tavır takınmıştır. Bu, nesilden nesile aktarılan, coğrafyamızın hamurunda olan bir özelliktir. İnsanımız, bulunduğu ortamı güzelleştirmek ve daha yaşanabilir kılmak için her daim çalışır, didinir ve büyük bir emek sarf eder. Anlatacağım bu hikâye de Muğla insanının vizyonunun ne kadar geniş olduğunun en somut kanıtıdır.

​1912-1914 yılları arasında, dönemin Mutasarrıfı Münir Bey, ilimizin basın yayın alanındaki eksikliğini fark eder. Modern bir şehir olmanın yolu, bilgiden ve kâğıttan geçmektedir. “Ne yapıp etmeli, bu basın yayın Muğla’da kurulmalıdır!” diyerek kolları sıvar.

​Münir Bey, Muğla Özel İdare Basımevi’ni kurma kararı alır. Atılımlar yapılır, planlar tamamlanır ve o dönemin en ileri teknolojisine sahip araç-gereçleri için Almanya’ya sipariş geçer. Alman şirketi siparişi kabul eder; her şey hazırdır, makineler yola çıkar.

​Ancak evdeki hesap çarşıya uymaz… Sipariş, Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle o kaosun içinde kaybolur. Ne izine rastlanır ne de bir daha haber alınır. İşte bu olay, basın yayının Muğla topraklarındaki “yarım kalmış ilk adımı” olarak tarihe geçer.